‘Tutuklulara tek tip elbise’ lafı ortaya atılınca akla ilk gelen görüntülerden biri 12 Eylül mahkemelerinde don-atlet yargılanan devrimci subayların unutulmaz fotoğrafı, o fotoğrafın başındaki Rahmi Yıldırım’ın görüntüsüdür. 17 Ocak 1984 günü günü rahmetli Deniz Teztel’in çektiği fotoğraftaki Rahmi Yıldırım, TSK’dan atılmış genç bir teğmendir. Bugün aramızda meslektaşımız olarak görev yapan Rahmi Yıldırım’a o günleri sorduk.

“12 Eylül Cuntası, cezaevine attığı devrimcileri bir türlü susturamıyor, sindiremiyordu. Tek tipi uygulamaya kalkmalarının asıl nedeni buydu. Bu uygulamaya karşı Diyarbakır ve Mamak cezaevlerinde büyük direnişler oldu, pek çok arkadaşımız ya işkencede öldü ya da intihar etti. Direnişini yok edemedikleri tek yer bizim de yattığımız Metris Cezaevi kalmıştı. Tek tipi reddettiğimiz için elbiselerimiz elimizden alınmış, buz gibi soğuk koğuşlarda pijamalarla yaşamak zorunda bırakılmıştık. 17 Ocak 1984 günü koğuşlarımız basıldı, ellerimiz kelepçelendikten sonra zorla tek tip elbiseler giydirildi. O halde mahkemeye götürüldük. Mahkeme heyeti yerini almadan duruşma salonuna getirildik, kelepçelerimiz çözüldü. Aramızda kararlaştırdığımız üzere mahkeme heyeti salona girer girmez üzerimizdeki tek tip elbiseleri parçalayarak attık, iç çamaşırlarıyla kaldık. O görüntü Türkiye’de ve dünyada büyük yankı uyandırdı. Sonunda kazanan biz olduk, egemenler mecburen tek tip elbise inadından vazgeçtiler ama geri büyük acılar kaldı.” 

Tek bir lider...

Adı; Arnold Ludwig; ABD’li bir Psikiyatri Profesörü... 
Bir kitap yazmış, kitabın adı; “KING of the MOUNTAIN”…
Dünyada ülke yönetmiş politikacılarla ilgili bir kitap…
20. yy’da Dünya liderleri ile ilgili bir seri araştırmayı kapsıyor kitap… Dünyadaki liderler arasında 2000 (iki bin) kişiyi belli ama aynı ölçütlere göre değerlendirmiş…
Ülkeleri yönetmiş, Saddam’dan Kaddafi’ye, Mao’dan Roosevelt’e, De Gaulle’den Nehru’ya, Churchill’den Hitler’e, Mussolini’den Mandela’ya, Stalin’den Nasır’a ve Arafat’a hepsini incelemiş. Kitap çalışması 18 yıl sürmüş…
Bu kapsamlı araştırma sonunda öne çıkan belli başlı 377 devlet adamını değerlendirmiş… Onlara 200 kadar değişik kıstas uygulamış, bu kıstaslara göre, 1’den 31’e kadar değişken puanlar verip değerlendirmiş ve bir sıralama yapmıştır…
Örneğin; en çok Roosevelt ve Mao 30’ar puan almışken, Nehru 25, Churchill 22, Golda Meir 12, Fidel Castro 23, Lenin 28, Khomeini 23, Kennedy 15 puan almışlar.
Sadece tek bir lider; 31 puanla ilk sırayı almış… Bu lider de “Visionary” sıfatıyla, 20. yy’ın gelmiş geçmiş en büyük devlet adamı unvanına layık görülmüş… Kim olabilir diye merak ettiniz haklı olarak; evet işte o lider devlet adamı, Mustafa Kemal ATATÜRK...
(Prof. Vural Cengiz, PhD. Gurbetteki Atatürkçü Bilim Adamları Derneği)

CİHAT

Dinimizde “cihat” varmış, dolayısıyla bunun müfredata konulup öğrencilere öğretilmesinden rahatsız olmaya gerek yokmuş. Tam tersi, yer verilmemesi durumunda talep edilmesi gerekirmiş.
Ders kitaplarına “cihat”ın konmasını bu sözlerle savunan Milli Eğitim Bakanı İsmet Yılmaz’a yüksek müsaadeleriyle bir kaç soru yöneltelim; 
Bildiğimiz kadarıyla İslam dininde sadece cihat yok. Ahlaklı ve dürüst olmak, yalan söylememek, kimseye haksızlık yapmamak, adalete riayet etmek, kul hakkı yememek, haramdan uzak durmak, beytülmal’e el uzatmamak, emanete ihanet etmemek, dini kişisel çıkarlar için kullanmamak vb. gibi tavsiye ve emirler de var. Üstelik bunlar yine bildiğimiz kadarıyla, ticari ya da siyasi değil, gerçek İslam’ın cihattan çok daha fazla önem ve öncelik verdiği hususlardır. Eğitimde ille de İslam dininde yer alan hususlar referans alınacaksa... Ahlaksızlığın, adaletsizliğin, haksızlığın, yalanın dolanın kol gezdiği günümüz Türkiye’sinde öncelikle yer verilmesi gereken emir ve tavsiyeler bunlar olmamalı mıydı?
Dinin, işinize gelen yönlerini dikkate alır da (her nedense!) işinize gelmeyen yönlerini görmezden gelirseniz kimse sizin “dinimizde var” gerekçeniz inanmaz. En başta dinini bilen gerçek dindarlar bıyık altından “manidar manidar” gülerler.

SÖZ

? İnsanları özgür kılan gerçek, genellikle insanların duymak istemedikleri gerçektir.
Herbert Agar
? İnsanlar korktuklarına karşı sevdiklerinden daha hoşgörülüdürler.
Edgar Watson Howe


HDP

HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş PKK tarafından öldürülen öğretmen Necmettin Yılmaz’ın katledilmesini kınamış. Dikkat buyurun! HDP asker, polis ve korucu cinayetlerini kınamıyor... Çünkü onlara göre bu ölümler özgürlük savaşı kapsamındadır. 
HDP cephesinde değişen fazla bir şey yok!
Yazarın Diğer Yazıları