Trump’ı durdurmak

Eklenme Tarihi10.04.2018 - 1:30-Güncellenme Tarihi10.04.2018 - 1:27

Donald Trump ne zaman Suriye’den çekilmeye karar verse Esad kimyasal gaz kullanarak onu Suriye’de kalmaya ikna ediyor! Amerikan basını yarı şaka, yarı ciddi bunu konuşuyor...

Geçen yıl tam da mart sonu ve nisan başında... ABD Esad’ın görevde kalmasına razı olmuşken...

Yine tam 7 Nisan’da Han Şeyhun’a kimyasal saldırı olmuş, ABD vakit geçirmeden Suriye’yi suçlamış ve Trump’ın emriyle El Şayrat hava üssüne 59 Tomahawk füzesi göndermişti.

Sonradan kimyasal silahı Şam’ın kullandığı doğrulanmadı.

Bu defa aynı sahneleri izledik. Trump 29 Mart’ta Suriye’den çekileceklerini açıkladı. 7 Nisan’da Doğu Guta’da Duma’ya kimyasal saldırı vaki oldu.

Kimyasal silah kullanmak savaş suçudur. Ancak kınamak için önce suçluyu bulmak gerekir. O da ancak tarafsız gözlemcilerin işidir.

Ne var ki, ABD, her defasında olduğu gibi... Bu defa da zehirli gaz olayının faili kesinleşmeden Suriye ve Rusya’yı suçlama yoluna gitti. Ankara hiç vakit geçirmeden ABD’nin peşinden Esad’a yüklendi.

Derken dün Rusya Dışişleri Bakanı Lavrov “Türkiye Afrin’i Esad’a vermeli” diye sok bir açıklama yapmasın mı? Bu çıkışın sebebi herhalde Ankara’nın Esad’a karşı ABD’yle birlikte hareket etmesiydi... Yazmıştık... İki dev arasında ipler gerilirken Türkiye iki tarafı birden idare edemez. Arada sıkışır. O noktaya gelindi...

Şeker üretici!

Cumartesi günü Çorum’da yapılan “Şeker vatandır, vatan satılmaz” mitingini televizyondan izledik. Ekrandaki görüntülere göre katılım biraz zayıf gibiydi. Mitingi yerinde izleyen dostlarımıza sorduk. “Taş çatlasa 6 - 7 bin kişi vardı” dediler. Özelleştirmeden doğrudan zarar görecek olanlar malum; şeker pancarı üreticileri, şeker fabrikası işçileri ve nakliyeciler. Aileleriyle birlikte nereden baksanız milyonluk bir topluluk.

Ama mitinge gelen 6 - 7 bin kişi... Onların da bir bölümü şeker pancarıyla, şeker fabrikasıyla doğrudan ilişkisi olmayan, sırf “Şeker vatandır, vatan satılmaz” diyen aydınlarımız.

Manzara bu olunca muhalefet istediği kadar itiraz etsin iktidar bildiğini okuyor,

Üretici ve işçiye gelince... Umarız kendilerini birkaç yıl sonra “Perişanız, nerede bu devlet” dizisinde izlemeyiz!

AaVeMe

İPSOS tarafından 34 şehirde 15 bin 918 kişiyle yapılan araştırmaya göre, nüfusun yüzde 68’i ‘dış dünyanın acımasız gerçeklerinden dolayı’ evde kalarak kendini koruma ihtiyacı hissettiğini söylüyor. Yüzde 72 boş vakitlerini alışveriş merkezlerinde geçiriyor. AVM’lerde geçirilen süre ortalama üç saat...

Şaşırtıcı mı? Haşa... Memlekette yürüyecek kaldırım, oturacak park, dinlenecek mesire yeri yok. Trafikte ölüm tehlikesi kol geziyor. Şehirlerde yağmalanmadık yeşil alan kalmadı.

Çözüm? Ya ev ya AVM... Şehirlerimize sahip çıkamamanın cezası dört duvar arasına hapis...

Deli

Fransız yazar Paul Valery’nin güzel bir sözüne tesadüf ettik:

“Deli nedir ki? Belki az şeyle memnun olan mütevazı bir ruhtan başka bir şey değildir...”

Ne doğru söz.. Delinin eline verirsiniz bir direksiyon... Akşama kadar otomobilcilik oynar. Kimseye zararı dokunmaz. Akıllının altına verirsiniz 500 bin liralık aracı... Trafiği altüst eder. Arabayı üzerinize sürer. Kaçamazsanız ezer.

Tabip

Ankara Tabip Odası seçimlerine 2456 hekim katıldı. Seçimi Türk Tabipler Birliği’ne 30 yıldır, ATO’ya 20 yıldır hakim olan zihniyet ve kadro 1542 oy olarak bir kez daha kazandı. ATO üyelerinin ezici çoğunluğu (% 82) seçime katılmadı. Türk Hekimleri Birliği 574 oy, Hekimiz Biz grubu 232 oy aldı...

ATO’yu bu dönemde de toplam üyelerin yüzde 18’inin oyuna sahip ekip yönetecek.

Doktorlar kendi kuruluşlarına sahip çıkmadıkça bu böyle sürüp gidecek...