Uslu çocuklar...

“Avrupa’dan PKK’lı grubun gelişi ertelendi” haberini ilk önce Başbakan Erdoğan’dan duyduk. Bir dostumuz not göndermiş:
- Bunlar ne biçim terörist?.. Öcalan “Gel” deyince geliyor, Erdoğan “Dur” deyince duruyorlar...
Bu işin esprisi... Ancak şu ciddi durum da var ortada...
PKK’lılar ile Ankara arasında ciddi bir diyalog kurulmuş...
Nitekim Habur’dan giriş tarihi günler öncesinden verilmiş, devlet erkânı da o gün sınırda hazır bulunmuştu.
Ayrıca, PKK’lı grubun daha önce suç işlemeyen militanlardan oluştuğu bildirilmiş, bizim devlet de buna inanmıştı...
Demek garanti sağlam yerden...
Habur’dan giriş ülkede tansiyonu beklenmedik şekilde yükseltince bu defa Avrupa’daki grup durduruldu.
Zamanlamanın doğurduğu sakıncayı ayarlamak zor olmadı...
Demek arada “orkestrasyonu sağlayan” güçlü birtakım aracılar mevcut...
Bu iş DTP’yi aşar... Aracılar daha güclü birileri, mesela Amerikalılar olmasın?
Pekiii... İki tarafa da rahatlıkla söz geçirebilen bu güçlü aracının acaba nasıl bir planı var? Bu açılımı nereye götürecek?
Bunu biliyor muyuz?
Biliyorsak mesele yok...
Bilmiyorsak gece nasıl rahat uyuyabiliriz?..

Plan ve kuşku
Altında Albay Dursun Çiçek’in imzası bulunan “İrticayla Mücadele Eylem Planı”nın orijinalini elinde bulundurduğunu iddia eden bir meçhul subay bunu Ergenekon savcılarına gönderiyor. Planın altındaki imza Adli Tıp’ta inceleniyor. Albay Dursun Çiçek’e ait olduğu saptanıyor...
Dün yandaş basında ayrıca ihbarcı subayın 5 sayfalık bir mektubu yayımlandı. İmzanın Çiçek'e ait olması ihbarcı subayın 5 sayfalık mektubunun da doğru olduğunu gösterirmiş gibi.. Mektuptaki iddialar manşetlere çıktı... Orgeneral Hasan Iğsız ve İlker Başbuğ da hedefe oturtuldu.
İstanbul Adli Tıp, güvenilirliği zedelenmiş bir kurum. Herhalde sözü geçen belge başka laboratuvarlarda da incelenecek, TSK olayı yeniden soruşturacak, suç varsa cezalandırılacaktır. Bu arada oluşan soruları yansıtalım:
- İhbarcı subay bu belgeyi neden 4.5 ay boyunca ortaya çıkarmadı?
- Neden gündemi değiştirmek istercesine AKP’nin Kürt açılımının çıkmaza girdiği bir anda ortaya çıkardı...
- Neden belge yandaş basına sızdırılarak kamuoyu etkilenmeye çalışılıyor? Neden normal hukuki sürecin dışına çıkılıyor.

Muş’un perileri!
“Şirket olarak eğitimini üstlendiğimiz 1000 kız çocuğumuzdan en başarılı 39’unu seçelim... Sonra bu çocuklarımızın yaşam öykülerini kendi ağızlarından dinleyelim. Bu öyküleri bir kitapta toplayalım... Kitaptan elde edeceğimiz gelirle başka çocuklarımıza burs verelim, diye düşündük...”
Düşünenler, dünyanın en büyük perakendecilik şirketlerinden Metro Group’un Türkiye çalışanları... Başlarında Grup’un Türkiye Temsilcisi Dr. Nurdan Tümbek Tekeoğlu, hemen harekete geçmişler. Muşlu 80 kızı okullu yapan “İmkânsız Periler” adlı kitap böylece doğmuş. Geçtiğimiz cuma günü Muş Merkez Alpaslan Kız Yatılı İlköğretim Bölge Okulu’nda düzenlenen töreni izleyen arkadaşımız Fahrettin Fidan, okulun öğrencileri ve öğretmenleriyle ayaküstü sohbet imkânı buldu. İzlenimleri mi?
“İlk dikkatimi çeken şey çocukların kendilerine olan güvenleri ve meslek tercihinde büyüyen hedefleri oldu. Eskiden bu bölgenin kız çocuklarına, ileride ne olmak istiyorsun, diye sorulduğunda gelen yanıt değişmezdi; öğretmen veya hemşire. Şimdi mi? Bilgisayar mühendisi, bilim adamı, balerin, piyanist, keman sanatçısı, çocuk doktoru, vb.
Bir diğer gözlemim, çocuklar okullarını ve öğretmenlerini gerçekten çok seviyorlar. Bu sevginin ana nedenlerinden biri, köylerindeki gibi ağır çalışma koşullarının okulda olmaması. İkincisi; günde üç öğün yemek yiyebilmeleri... Üçüncüsü; idealizmlerini henüz kaybetmemiş, aynı zamanda arkadaş, anne ve baba gibi gördükleri öğretmenleri.
Ailelerin kız çocuklarını okula göndermelerinde hâlâ sorunlar yaşanıyor mu, diye soracak olursanız... Bu soruyu İl Milli Eğitim Müdürlüğü yetkililerinin birine sordum. Gelen yanıt:
“Eskiden, özellikle babaları iknada çok zorlanır, okullarımıza yeterli öğrenci bulamazdık. Şimdi tam tersi. Bunun önemli sebeplerinden biri bilinçlenen annelerin ve kız çocuklarının babalara baskı yapması... Ama yine de birinci sebep bence devletin kızını okula gönderen ailelere yaptığı para yardımıdır.”

Obama muhalif kanal Fox News’u Beyaz Saray’dan çıkarınca yönetimi destekleyen kanallar “Fox yoksa biz de yokuz” demiş. Demek ki orada meslek dayanışması iktidar yalakalığından daha önemli...
Haldun Ertem

* Kadın Araştırmaları Derneği’nin “Cumhuriyet’in 86. yılı” toplantısı 31 Ekim 2009 günü The Marmara Oteli T Katında... Prof. Aysel Çelikel yönetimindeki panelin konuşmacıları: Ataol Behramoğlu, Muharrem İnce, İsa Gök , Şenal Sarıhan...

Bülent Arınç CHP için, “Ne yaparım da ülkeyi daha ileri götürürüm diye bir düşüncesi yok” demiş.
Fakat galiba “Ne yaparım da malı daha iyi götürürüm” diye bir düşüncesi de yok!
Fahrettin Fidan