'Almanya’daki bütün soydaşlarıma diyorum ki, sakın bir yanlışa düşüp de bunları desteklemeyin. Ne Hıristiyan Demokratları ne SPD’yi ne Yeşilleri. Bunların hepsi Türkiye düşmanıdır.”

Cumhurbaşkanı’nın yukarıdaki sözleri Almanya ile  ilişkilerin tarihin dip noktasına vurduğunun da ilanı oldu. Yukarıdaki çağrıya eski Almanya Büyükelçimiz Onur Öymen ne mi diyor?

- Sayın Cumhurbaşkanı’nın sözünü ettiği üç partinin seçimlerdeki toplam oyu yüzde 65 dolayında. Geriye Liberal Parti, eski Doğu Almanya’nın komünist partisi olarak kabul edilen Demokratik Sosyal Parti ile ırkçı Almanya için Alternatif Parti (AfB) kalıyor. Seç, beğen, al! Ayrıca şunu unutmayalım ki Almanya’daki seçmen içinde bizimkilerin oy oranı yüzde 2 - 2.5. Yani sonuçları etkilememiz söz konusu değil. Evet, Almanya bize karşı yıllardır haksızlık yapıyor bu doğru ama biz esası bir tarafa bırakıp kişisel konuları tartışma masasına getiriyoruz.

- Mesela?

- Mesela Ermeni tasarısını parlamentolarında neredeyse oy birliğiyle kabul etmeleri... AB’ye tam üyeliğimize resmen karşı çıkmaları... Verdikleri silahları PKK’ya karşı kullandık diye bize ambargo uygulamaları... Zamanında bunları dile getirip bunlar üzerinden tartışma açmalıydık.

- Kullanılan üslubu nasıl buluyorsunuz?

- Diplomaside üslup çok önemlidir. Doğru üslupla en ağır lafları dahi edebilirsiniz. Ama üslubunuz yanlış olursa en haklı konularda bile haksız konuma düşersiniz.

“Nerde bu devleet!”

Körfez depreminin 18. yılındayız. O depremde 17 bin 480 yurttaşımızı kaybettiğimiz, 100 binin üzerinde yaralı verdiğimiz resmi kayıtlarda yazılıdır. Sözde gereken dersi almıştık, “hiçbir şey eskisi gibi olmayacak”tı. Oysa halen her şey eskisinden daha kötü... Depremin 18. yılında yetkililer korkutucu açıklamalar yapıyor:

“Yeni depremin eli kulağında... En az 7.2 büyüklüğünde olacak...”

Bu açıklamalar halkı korkutmaktan başka işe yaramıyor. Çünkü kimsenin depreme karşı önlem almaya niyeti olmadığı gibi önlem alınacak bir ortam da mevcut değil... Konuyla ilgili geniş araştırma yapan İstanbul CHP Milletvekili Didem Engin:

“1999 depreminden sonra İstanbul için hazırlanan Acil Afet Eylem Planı’na göre 493 adet toplanma alanı belirlenmişti. Bu alanların çoğu imara açılınca sayı bugün 77’ye düştü” diyor.

Bir başka CHP Mv. Yıldız Tur Biçer’in:

“Deprem için özel iletişim vergisi adı altında toplanan 60 milyar lira ne oldu,” sorusu da havada asılı kaldı...

Depremde İstanbul’da yıkılacak bina ve ölecek insan sayısı yüz binlerle ifade ediliyorsa da... Alınmış dişe dokunur bir önlem yoktur. Bu konuda halkın da hükümetleri zorladığı pek söylenemez. Halkımız idam edileceği saati bekleyen bir suçlu gibi o meşum saati bekliyor. Depremin hemen ardından yıkıntılar altından topluca: “Nerde bu devleeet” diye bağıracağımız ise kesindir.

SANCAR

Kıbrıs Barış Harekâtını da yürüten 16. Genelkurmay Başkanı Orgeneral Semih Sancar’a ait madalya, madalyon, plaket ve rozetler Ankara’daki bit pazarına düşmüş. Habere göre, bit pazarında bulunan 30 parça eşya arasında, Sancar’a 1978’de NATO tarafından verilen plaket ile Sancar’ın Osmanlıca yazdığı not defteri, üniformasında yer alan şerit rozetler ve bröveler de bulunuyor.

Emekli General Nejat Eslen diyor ki:

Genelkurmay Başkanlığı’nın Personel Başkanlığında Moral Şubesi adlı bir birim vardır. Onların en azından genelkurmay başkanlığı yapmış şahıslarla teması sürdürmesi, ölümlerinden sonra aileleriyle ilişki kurmaları, zaman zaman “Bir ihtiyacınız var mı?” diye sormaları gerekir. Böyle bir temas olsaydı bu eşya herhalde bit pazarına düşmezdi... Bunun benzeri olay Sovyetler Birliği dağıldıktan sonra gözlendi; Sovyet generallerinin madalyaları bit pazarına düştü, acı bir olaydı...

Hürriyet 
ancak halkın hükümeti kontrol ettiği yerlerde vardır.
W.Wilson
***
Türkiye hukuk liginde 
113 ülke arasında 99. sıraya düşmüş.
Çok şükür 
bizi kıskanan 
14 ülke daha var! 
Listeye
 sondan bak yerini daha kestirmeden bulursun...
Fehim Taştekin

PANKART

Samsun’da Beşiktaş ile Konyaspor arasında oynanan Süper Kupa maçında halen açlık grevi yapan Nuriye Gülmen ve Semih Özakça’ya destek amaçlı ‘Nuriye - Salih Yaşasın’ yazılı pankart açan 11 kişi tutuklandı.

Bazı yargı kararları vardır ki adil olup  olmadığını anlamak için hukukçu olmaya gerek yoktur.

Maça patlayıcı, yanıcı madde, hatta bıçak sokup sahaya fırlatan şahıs tutuklanmadı.

Pankart sokan tutuklandı...

Sizce bu karar adil midir?

 

Yazarın Diğer Yazıları