Vişne kurusu...

Haber ABD’nin Salt Lake Tribune gazetesinden...

“Amerikalı çiftçiler Türk çiftçisine savaş açtı” diyor gazete...

Sebep, Türkiye’den ABD’ye düşük fiyatla çok miktarda kurutulmuş vişne ihraç edilmesi. Utah ve Michigan’da vişne üreten çiftçiler Amerikan Ticaret Bakanlığı’na bir dilekçe vererek Türkiye’ye uygulanan gümrük tarifelerinin yükseltilerek Amerikan çiftçisinin korunmasını istemişler.

Kurutulmuş vişne ABD’ye Türkiye’den 1 poundu (450 g) 89 sentten ithal ediliyor, buna karşılık aynı ürünün ABD’de toptan fiyatı 5 dolar civarında bulunuyormuş.

Miktar mı? 2016 yılında Türkiye’den ABD’ye 187 ton ihracat yapılmış, miktar geçen üç yılda artmış, 2018 yılında 680 tona çıkmış. Amerikalı çiftçiler ucuz ithalattan etkilendiklerini bildiriyor, Türk çiftçisinin AB ve devlet desteği sayesinde ucuz üretim yaptığını iddia ediyorlarmış.

Liberal ekonomi, rekabet falan bir yere kadar...

Amerikalı üretici serbest ticaret çıkarına dokunduğu anda ayağa kalkıyor, devleti yardıma çağırıyor...

Burada önemli olan, Amerikalı çiftçinin uyanık davranması, en küçük zarara uğradığında hakkını araması... ABD’de çiftçiyi koruyan kanunların bulunması. Üretici çıkarlarının ön planda tutulması...

Vişne kurusu bize ders olsun...

(NOT: Vişne kurusu ABD’de pasta ve keklere, yemeklere, yoğurda karıştırılıyor. Antioksidan özelliğiyle mafsallara, kalbe, kemiklere iyi geliyor, uyku düzenleyici etkisi bulunuyor)

Ben mi söylemişim!

Lüleburgaz Görünüm gazetesi hiç söylemediğim sözleri yazmış... Ben sözde demişim ki:

- Robotik kodlama öğrendim. Bilgisayar mühendisi, astronot veya bilim adamı olmak istiyorum...

Ben böyle bir şey söylemedim. Söylemem de... Ancak haberi okuyunca durumu anladım. Meğer gazete Lüleburgaz Atatürk Lisesi öğrencileriyle röportaj yapmış. O öğrencilerden birinin adı da Melih Aşık imiş. Yukarıdaki sözleri o söylemiş. Ben doğrusu böyle bir adaşımın olduğunu bilmiyordum. Duyunca sevindim.

Hayatta sana engin başarılar diliyorum sevgili Melih Aşık... Hayallerinin gerçekleşmesini yürekten diliyorum...

KADER!

Küçükçekmece’de 5 yaşında bir çocuğa yönelik tecavüz halkı ayağa kaldırırken... Bir köşe yazarı çıktı:

“5 yaşında bir çocuk ebeveyni yanında olmaksızın sokakta ne yapıyormuş?” deyiverdi.

Bunu okurken yıllar önce Suudi Arabistan’da arabaları kazaya uğrayan Türk vatandaşlarından dinlediğimiz öykü aklımıza geldi.

Kazadan sonra olayı inceleyen polis teşhisi şöyle koyuyor:

- Kader...

Kazaya uğrayan vatandaşımız:

- Nasıl kader olur! Biz duruyorduk bu araç arkadan gelip bize arkadan vurdu?

Polis izah ediyor:

- Kader çünkü... O anda orada olmasaydınız bu kaza olmayacaktı...

Zalimi haklı mazlumu haksız çıkarmak için insan aklıyla alay edenler hep vardır...

NOT: Tecavüzleri protesto için hafta sonu Beşiktaş maçında yapılan bir dakikalık sessiz duruşu alkışlıyoruz.

KIRMIZI

Çoluk çocuk karşıdan karşıya kırmızı ışıkta geçen yayaları görünce...

Bir Alman dostumuzun sözleri aklımıza geldi:

- Bizde gelen giden araç yoksa çoğu zaman kırmızıda geçiyoruz, demişti...

Ama, diye ekledi... Eğer yanımızda çocuk varsa geçmiyoruz...

Çocuklara evde ve okulda kırmızı ışıkta beklemesini tembihliyoruz.

Ama sokağa çıkınca onların gözü önünde kuralı çiğniyoruz. Biraz tuhaf olmuyor mu?

CİMER

Kamu kurumları ilgili bilgi talepleri ile kamu kurumları hakkında öneri, ihbar, şikâyet niteliği taşıyan başvurular için en önemli adres Cumhurbaşkanlığı İletişim Merkezi CİMER’dir.

Başvurular https://www.cimer.gov.tr uygulama adresi üzerinden yapılıyor. CİMER’e rağbet büyük. Örneğin bu yıl nisan ayı ortalarına kadar 980 başvuru yapılmış...

Ancak E. Mülkiye Müfettişi Mahmut Esen’in yazdığına göre...

22 Nisan’dan sonra (22-27 Nisan) bu adres çalışmamış.

Sorunu Merkez yetkililerine bildiriyoruz...