‘Herkes özür dilesin!’

‘Herkes özür dilesin!’


Özür dilemek erdemdir. Yanlış yaptığını kabul edip, yanlışı düzeltmek ise en büyük erdemdir. Cumartesi gününden bu yana neler öğrendik neler...
Şaşkınız!
Öncelikle ilk özürü İçişleri Bakanı Rüştü Kazım Yücelen’den bekliyoruz. Arkasından İstanbul Emniyet Müdür Vekili Hasan Özdemir’den... Ve sıradaki yazılı ve görsel medya. Sonrasında ise yorum yapan profesörler, uzmanlar var listemizde...
Üzeyir Garih, toprağınız bol olsun. Sizi yirmi yıldır tanıyoruz, ama tanıyamamışız. Çünkü yazılanlar, çizilenler bizim tanıdığımız işadamından farklı bir portre sundu bize...
Siz gençlere inanırdınız, değer verirdiniz. Ancak bu ülkede 13 yaşında, ergenliğe yeni geçmiş bir çocuğun hayatı "zanlı" diye karardı. Tinerci oldu, deli oldu. Geleecğini nasıl kuracak bilemeyiz ama sizinle ilgili yapılan yorumlar tüm toplumun kafasını karıştırdı.

Sade vatandaş...
51 yıllık dostunuz, 47 yıldır ortaklık yaptığınız İshak Alaton bile şaştı, kaldı. O bile sizi tanıyamamış! Biliyorum ki, siz de sade vatandaş olarak yaşamaya büyük özen gösterdiniz... Buna dikkat ettiniz. Örneğin, bir hafta önce kızınız Dalya’nın oğlu sizden "Dede bana çokomel al" dediğinde girdiğiniz bakkal, şaşkına dönmüştü. Koca Üzeyir Garih, kendi alışverişini kendisi yapar mı? Şoför, koruma kullanmadan dolaşır mı? Bu sorulara verdiğiniz yanıt, "Ben sade bir vatandaş olarak, olması gerekeni yapıyorum" diyen siz değil miydiniz?
Bir hafta sonra ne olduğu belli olmayan bir saldırının kurbanı oldunuz. Siz, size "Musevi" denilmesinden hoşlanmazdınız. Ama inançlı bir Yahudi, inançlı bir Türk’tünüz. Dinlerin hoşgörüsünü bilir, her dine saygı duyardınız. Oysa biz, neler yaptık neler? Bakın, 51 yıllık dostunuz İshak Alaton, cumartesi günü neler yaşadı, anlatalım:
O gün AK Parti Genel Başkanı Tayyip Erdoğan, görüşmeler yapıyordu. Konuklarından birisi Mahmut Aydoğan’dı. TESEV, Londra’da bir büro açarak başına Aydoğan’ı getirmek istiyordu. Erdoğan da yerel yönetimler konusunda kitabı bulunan Aydoğan ile konuşuyordu. Ancak birden Erdoğan’ın korumalarından birisi yanaştı ve "Efendim, Üzeyir Garih öldürülmüş" deyince ortalık karıştı.

"Çabuk gel"
O sırada toplantıda bulunan gazeteci Ayşe Önal birden telefona sarıldı. Alaton, evindeydi, "bir dakika" deyip arkasından "Aman Allahım, Ayşe çabuk yanıma gel" deyince Tayyip Erdoğan, Ayşe Önal ve Mahmut Aydoğan, Yıldız’da oturan Alaton’un evine üç dakikada ulaştı. Birlikte holdinge girdiklerinde Alaton, "Ben metin bir adamım" derken gözyaşlarını tutamıyordu. Saat 16.30’a kadar holding çalışanları toplandı. O süre içinde Alaton’la birlikte gelenler de sekreterya görevini gördü, telefona baktı. Polis inceleme üzerine inceleme yaptı. Televizyonlar, "Fevzi Çakmak" öyküsünü işlerken İshak Alaton dondu kaldı.

Pembe dizi
Kısacası, "Üzeyir Garih" cinayeti bize pembe dizileri anımsattı. Herkes her şeyi biliyor. Ama bizim tanıdığımız Üzeyir Garih’in bilgisi "aydınlanmaydı." İş hayatında profesyonelleşmenin önemli olduğuydu. Şimdi biz bu yazıyı yazdık. Kimbilir, bu yazı nasıl yorumlanacak? Bilmiyoruz. Ama hepimiz şapkayı önümüze koyup derin derin düşünmeliyiz.
Tinerci çocuk, 19 yaşındaki hayat kadını, 21 yaşındaki cinayet işlemiş bir er...