Karapara (2)

Karapara (2)


Zekeriya Temizel, "Nereden buldun?" diye ortaya çıktığında Türkiye’den yükselen çatlak ses bizi şaşırtmıştı. Oysa, karaparanın ve kayıt dışı ekonomiyi besleyen paranın kaynağını bulmaktan başka bir amaç taşımıyordu.
Bugün, ABD’nin terörle mücadele için "terör parasının kaynağını kurutma" mücadelesi giderek genişliyor. G - 7’ler kolları sıvadı. Soruşturmalar sürüyor. Dünyada para trafiği yakın izleme altındayken, Türkiye, nasıl bir sınav verecek? Merak ediyoruz. Çünkü terörle bu kadar mücadele etmiş bir ülkede terör paralarının hangi kanaldan sisteme girdiğini öğrenmek gerekmiyor mu?
Karapara aklama yeni bir olgu değil ki?
Hepimiz organize suçların, terörizm ve uyuşturucu kaçakçılığının bu işin kaynağını oluşturduğunu biliyoruz. Ama karaparanın sistem içine girmesi ve satın aldığı kanallar çok önemli. Çünkü karapara aklayıcıları sistem içine girmek için politikacılardan yargı çalışanlarına ve emniyet mensuplarına kadar geniş bir yelpazede işlerini yürütmek hedefini güdüyorlar. Politika ve yargı sistemini yozlaştırıyorlar. Ticari boyutunda ise kullanılan kişiler, en iyi avukatlar ve muhasebeciler oluyor. Çünkü bu işi yapanlar şirketler kurarak sistem içinde legalleşiyor ve vergi ödüyorlar.
Ancak karapara aklayıcılarının risk altına soktuğu meslek gruplarını da göz ardı etmemek gerekiyor. Muhasebecileri, avukatları bir yana bırakırsak; denetçiler, finans şirketleri, bankalar, inşaat şirketleri, araba satıcıları, doktorlar ve antika ile sanat ve pul tüccarları da bu iş için kullanılıyor. Peki ya borsacılar? Onlar da risk altında olan bir başka grup...

Karapara aklayıcıları için sokaklar bir "cennet." Çünkü iş peşin. Para kazanılıyor ama kazanılan paraların sistem içinde dikkat çekmeden transferi özel bir itina istiyor. O yüzden size Jersey, Cayma, Virgin diye ada söylüyoruz ya, işte binlerce adadaki bankalar bu iş için bulunmaz fırsat yaratıyor. Ancak burada risk olabileceği düşüncesiyle genelde bar, gazino, restoran gibi işletmeler para aklama için paravan olabiliyor.
Karaparayla uğraşanlar daha sonraki aşamada "peşin para görüntüsü" yaratmak için farklı farklı müesseselerle parayı gizleme şansına sahip oluyorlar. Hem şirketlerin sayısı artıyor, hem de görüntü farklılaştırıyor. Off - shore bankalarda tutulan gizli paralar, yüksek meblağlı kredi kartı harcamalarıyla kolaylık sağlıyor. Bu kanalla temizlenen para, finansal sisteme geri getiriliyor. Ve burada bazı teknikler uygulanıyor. İşte ödünç para verme - geri alma tekniği" ile işler yürüyüp gidiyor.

Bu noktada off - shore merkezleri topun ağzına gelmiş oluyor. Jersey, İngiliz Virgin Adaları, İsviçre, Dublin için işler zorlaşıyor. Çünkü burada kurulu bankalarda "müşteri sırrı" işin sihrini oluşturuyor. Off - shore merkezlerde bankalar için gizlilik önemli bir ilke olarak ortaya çıkıyor. ABD de karaparayla 1990’dan bu yana mücadele ediyor. Avrupa, 1993’te başlayan çalışmalara 1997’de OECD kanalıyla hız vermiş. Türkiye, OECD çatısı altında imzayı basarak, Mali Suçları Araştırma Kurulu’nu (MASAK) oluşturmuş.
Ve herkes karapara ve kayıt dışı paranın peşinde...Gelinen nokta mı? Yorum size ait...