Paranın izini sürmek...

Paranın izini sürmek...


Meliha OKUR

       Nereden nereye?
       Öyle bir salgına yakalandık ki... Koro halinde "kamunun bankacılık sektöründeki ağırlığı azaltılmalı" dedik. Özelleştirmeye inandık. Demek "istenince satılabiliyormuş" diye sevindik. Ama biz değil, karar vericiler; "Banka satın alanlar paraları öder mi ödemez mi? Bankalar doğru yönetilir mi yönetilmez mi, paranın kaynağı ne, kim bunlar?" sorusunu sormaya bile gerek duymadılar. Sonunda baktık ki "yükü azaltalım" diyenler "yükü" yine bizim sırtımıza bindiriverdiler.
       İçişleri Bakanı batık bankalarla ilgili "tapınak şövalyeleri" ifadesini kullanıyor.
       Biz, tapınak şövalyelerini bilmeyiz ama "banka şövalyesi" olmak isteyen patronların harıl harıl banka aradığı dönemlerde "neden banka" sorusuna hep şu yanıtı aldık: "İtibar ve güç sahibi olmak için..."
       Simdi bankacılara soruyoruz; yanıtlar belli:
       "Banka devirlerinin temel gerekçesi finansal sistemin etkinliğini artırmaktı. Bir yılda sekiz banka ne yaptı? Kimse dönüp bankaların durumunu sormak bile istemiyor."
       Bankacılık Üst Kurulu, 6.1 milyar dolarlık kaynağın nasıl kullanılacağını da daha net anlatacak. Ancak biz hep noktaya dikkat çektik: Tasarruf Muvduat Sigorta Fonu'ndaki bankalar "tezgahaltı" piyasayı çalıştırıyor. Dolar bazında yüzde 18 faiz veriyor, kimse gözünden kaçırmasın istedik. Tartışılmadı bile.
       Diğer önemli bir konu; leasing, factoring ve sigortacılık sektörleri de Bankacılık Üst Kurulu'nun çatısı altına girecekmiş. Ne diyelim. Bundan sonra bir yanda Bankacılık Üst Kurulu, bir yanda Sermaye Piyasası Kurulu... Artık iş böyle gidecek ama nereye kadar?

Yatırımcı beklemede

       Yılmıyoruz ve yine soruyoruz: "Sermaye Piyasası Kurulu çok önemli. Siz ki yolsuzluk diyorsunuz, para trafiği diyorsunuz da paranın gittiği adreslerin incelenmesini ayrı ayrı çatılarda nasıl yapacaksınız? Anlamıyoruz."
       Bakın, Etibank'a el konuldu. İştirakleri borsada işlem görüyor. Halka açık. Ve işlem sıraları kapatıldı. Yatırımcı bekliyor.
       Hisse senetleri borsada işlem gören bankalara el konuldu. Yatırımcılar unutulunca hisseler pul oldu...
       Örnekleri çoğaltalım mı?
       Para ve sermaye piyasaları bir bütün. Paranın izini sürmek öyle kolay ve basit bir iş değil. Halka açık şirketlerde ortaklık yapılarının değişimine bir bakın hele... Bir de borsadaki işlemlere. Atı alan Üsküdar'ı geçip gitmiş. Sümerbank'ın eski patronu Hayyam Garipoğlu ve dört yöneticisi gözaltında. Aracı kurum, factoring şirketi almak istiyorlar diye çok yazdık çok... Borsada oynamaya bayılıyorlar dedik. Sümerbank'ın eski Yönetim Kurulu üyesi Ahmet Çalışkan, eski borsa başkanlarından Muharrem Karslı'nın Altın Menkul Değerleri'ne talip olmuştu. Vize verilmedi. Factoring işinden vazgeçildi.
       İlişkiler ağını görebiliyor musunuz?
       Borsa deyip geçmeyin... Patron - hisse ilişkisini en iyi takip edebileceğiniz alan burası. Biz, paranın izini sürüyoruz. Adresler belli. O yüzden başşız SPK'ya atanacak başkan ve kurul üyelerinin bir an önce göreve başlamasını bekliyoruz. Ve bir dönem gündeme getirilip unutulan "Para ve Sermaye Piyasaları Kurulu" fikrinin neden ilgi görmediğine de yanıt arıyoruz. Ve bir uyarı: Sabah Pazarlama, Medya Holding ve Sabah Yayıncılık hisselerinin işlem sıraları hala kapalı. Biliyoruz ki Medya Holding'de kredili işlemler çok fazla. Ve birçok aracı kurum bu kredi riskini taşıyor. Hatırlatalım istedik.