Teminat meselesi...

Teminat meselesi...


Tekser İnşaat, Pakistan’da 160 milyon dolarlık kanal inşaatı işi almıştı. İşi tamamladı. Ve bu ayın 15’inde bu inşaatla ilgili tören düzenlenecek. Bu iş bitmiş ama acaba yeni iş var mı diye merak ediyoruz. Tekser İnşaat’tan Tuğrul Erkin’den aldığımız yanıt: "Artık başka büyük iş yok" biçiminde geliyor.
Çünkü yurtdışı müteahhitlik işi yapan şirketlere, ne siyasetçiden destek var, ne de teminat verecek bir banka... Herkes biliyor ki; dış dünyaya açıldığınızda rekabet koşulları çok farklı. O yüzden siyasetçinin desteği, ülkenin itibarı çok önem taşıyor. Üstelik finansman bulmak öyle kolay bir iş değil ki? Bunlar olmayınca siz de rekabet olanağını kaybediyor, kabuğunuza çekiliyorsunuz.
Bakın, TİM - SE Başkanı Nazım Aygün neler söylüyor:
"Biz, Orta Avrupa’daki altyapı inşaat işlerinin ihalesine alınmıyoruz bile. Güneydoğu Avrupa ülkeleri ile İrlanda’da iş yapma şansımız var, fakat teminat bulma sorunu öylesine büyük ki, yapacağımız bir şey yok!"
Şimdi, "Adam sende, bu işler büyük para gerektirir, o yüzden teminat sorunu olması normaldir" diyebilirsiniz. Fakat teminat sorunu yaşayan sadece müteahhitler değil ki. Örneğin, tekstilciler, konfeksiyoncular, demir çelik ihracatçıları...
Daha sayalım mı? Yok, saymayalım ve tekstilciler için önemli bir bankaya bakalım. İşte Eximbank! Eximbank, kredi teminat mektubu verebiliyor mu? Çok açık söylüyoruz, "veremiyor!!!"
Büyük ya da küçük, fark etmiyor, iş yapmak isteyen kim varsa, sıkıntısı "teminat" konusu üzerinde yoğunlaşıyor.
Ve bankacılık sistemindeki kriz, reel sektörü bu noktada öylesine kıskaca almış ki yapılacak fazla bir şey kalmamış.
Sonuçta teminat bir kağıt parçası. Ve bankadan teminat alan bir şirket yüzde 2 ile yüzde 4 arasında komisyon ödüyor. Ama bankalar, değil bu komisyonu görmek, duymak bile istemiyorlar. Çünkü risk almak istemiyorlar.
Peki, bankacılık sistemi risk almayacak, kabul. Öyleyse reel sektör nasıl kaynak yaratacak, nasıl işler dönecek? Bankacılık ile reel sektör arasındaki para - kredi ilişkisi nasıl düzelecek?

İnşaatçılar, ihracatçılar, üreticiler diyor ki:
"Yahu Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu’na 18 banka gitti. Bu bankaların çoğu bizim için çok önemliydi. Fon bankaları tek kelime bu işlere girmiyor bile..."
Özeti; İktisat Bankası, dış ticaret finansmanının yüzde 15’ini gerçekleştiren bir bankaydı. Demirbank, ihracatçı için, teminat arayan kurumlar için çok önemliydi. 600 milyon dolarlık bir potansiyel güce sahipti. Esbank, Anadolu ağında güçlü bir bankaydı. EGS Bank, Egeli büyük - küçük ihracatçının işlerini yürütürdü. Bu bankalar fona geçince iş yapan kesim de açıkta kaldı.
Kısacası, fon bankaları tahsilatçı oldu, teminat, kredi işini bıraktı.
Bu yüzden olacak, Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) Başkanı Oğuz Satıcı ve ekibi, Bankalar Birliği’nden randevu talep etmiş.
"Görüşelim, uzlaşalım, birlikte orta yol bulalım, birbirimizi taşıyalım" demek için yola çıkmış. Ancak sözlü ve yazılı talebine rağmen Bankalar Birliği’nden konuyla ilgili bir yanıt alınamamış.
Sözün özü, iş yapmak isteyen boğuluyor.