Türkiye gözde ülke ama...

Türkiye gözde ülke ama...


Meliha OKUR

       "Beynimizi yeniden yapılandırmalıyız..." Çünkü dünya değişiyor. Küreselleşmenin getirdiği farklılıkları yaşıyoruz. Yeni ekonominin "gelenekçi ekonomi" karşısındaki dinamizmini görüyoruz. Bu durum rekabet alanını genişletiyor. Doğal olarak tüketici profili değişiyor. Pazarlarda sınırlar kalkıyor.
       Türkiye cephesinden bakarsak, kendi iç dinamiklerimiz normal konjoktürel hareketleri de beraberinde getiriyor. Ve hepimiz pazardaki rekabeti, sermaye hareketlerini daha farklı bir gözle yeni trende uygun biçimde analiz etmeye gerek duyuyoruz. işte değişim bu yüzden önemli. Ama değişimi sağlayacak en önemli etken eğitim...
       Biliyorsunuz, Sekizinci Beş yıllık kalkınma planına göre ilk 15 yılda Türkiye bulunduğu bölgenin itici gücü olacak. Türkiye'yi ziyaret eden Dünya Bankası Başkanı James Wolfansohn'da bu noktanın altını çiziyor.
       Peki, Türkiye bölgenin itici gücü olursa sermaye piyasalarında nasıl bir değişim görebiliriz? Her şeyden önce küreselleşmede beklenen noktaya gelinmesi pekçok unsuru ayağa kaldırır.
       Yani ekonomik ve politik istikrar gelir. Uluslararası portföylerde Türkiye'nin ağırlığı artar. Kredi notu veren S & P veya Moody's gibi kuruluşlar reytingimizi artırır. Tüm bunlar dış pazarlardan borçlanmamızı, doğrudan sermaye akışının girişini hızlandırır. Ve kurumsallaşmış bir piyasaya sahip oluruz.
       Bakınız, 8 Mayıs'ta Türk borsasında 20 milyon dolarla yatırım yapmaya başlayan "Ephesus Capital" fonunun direktörlerinden Cem Habib neler söylüyor:
       "Türkiye, gelişmekte olan marketler arasında Meksika ile birlikte 'yıldız' ülke olarak görülüyor. Çünkü sermaye hareketi, nüfusun boyu, yaş ortalaması çok önemli. İstikrar da olunca sorun kalmıyor.
       Ama 1999 yılında gelir dağılımındaki bozulma çok çarpıcı. Bu nasıl izah edilecek diye sorarsanız onun yanıtı da yabancı fon yöneticiler tarafından çok net değerlendiriliyor: "Türkiye, ilk kez dünya para piyasalarına yön verenlere, ekonomide doğru yolu seçtiği anlayışını kabul ettirdi."
       Yabancılara göre, gelir dağılımı, hem potansiyeli hem riski beraberinde taşıyor. Potansiyel, ekonomideki büyüme. Dengesizliği giderecek önemli bir gösterge. Risk, politik istikrarsızlık. İşte politik istikrarı bozmadan büyümeyi başarabilirsek bölgesel güç olarak rüştümüzü ispat edeceğiz.
       Son bir aydır dünya para piyasalarında yaşanan dalgalanmadan dolayı bizim borsamız da bu gelişmelere bakılırsa etkilenecek. Ama asıl nedeni size aktaralım:
       Uluslararası piyasalarda işlem yapanlar kredi kullanıyorlar. Nasdaq veya Dow Jones dalgalandığı zaman krediler kapatılıyor. Bizim gibi marketlere giren fon yöneticileri de kredi kapatmak için satış yapıyor. Yoksa fundamentallerde bir değişiklik yok, bilesiniz...

Günün yorumu

     Gündem yoğun
       Dün, her iki seans boyunca satış vardı. Piyasada yön aşağı. 16.200 desteğindeki noktanın test edilip edilemeyeceği merak ediliyordu. İMKB 100 Endeksi 16.329'u görüp geri döndü. İşlem hacmi düşük ve pasiften işlemlerin yapıldığını gösteriyor. Hafta başı hangi beklentilerle güne başlanıyor derseniz sıralayalım:
       Piyasa oyuncuları hafta sonu riskini almak istemediler. Dış piyasalardaki gelişmeler hafta boyunca da etkili olmaya devam edecek. Ayrıca mayıs ayı enflasyon verisi ile ilgili beklentiler satın alınacak. Bunun yanında altı aylık bilançolar ile ilgili duyumlar gelmeye başlayacak. IMF Heyeti ve Dünya Bankası Başkanı'nın açklamaları değerlendirilecek. Ve en önemlisi GSM 1800 ile ilgili haberler yön belirmede etkili olacak. Kısacası hala yeni para girişi yok. Yatay ve dalgalı piyasa göreceğiz. Fakat teknik açıdan destek ve direnç noktalarını takip etmek önemli.