“Sevgililerim ve terzilerim hakkında konuşmam!”

Bu yaz İstanbul Kültür Sanat Vakfı’na iki kat minnettarız. Yaşayan efsane Leonard Cohen’i bizimle buluşturduğu için... Ben hiç risk almayıp biletimi çıktığı gün satın aldım. Size de aynısını tavsiye ederim. Hastası olun, olmayın ama dünya gözüyle Leonard Cohen’i görmeden aramızdan ayrılmayın.
Cohen müthiş söz yazarlığı ve kadınları dışında bir özelliğiyle daha öne çıkıyor: Tarzı...
“I’m Your Man” adlı belgeselde Cohen’in kızının yakın arkadaşı Rufus Wainwright onunla ilk “Sevgililerim ve terzilerim hakkında konuşmam”karşılaşmasını şöyle anlatıyor: “Mutfakta noodle pişiriyordu. Bir yandan da kürdana taktığı sosis parçalarıyla yuvasından düşmüş yavru bir kuşu besliyordu. O anda üzerinde iç çamaşırı vardı. Sonra ortadan kayboldu ve aniden jilet gibi bir Armani takımla karşımda beliriverdi. Saçlarını arkaya taramıştı, ayağında parlak deri ayakkabılar vardı. Oturduğum yerde zıpladım ve ‘Aman Tanrım, işte Leonard Cohen!’ diye bağırdım.”

Dikişten, kumaştan anlar
40 yıldır stil ikonu olmayı başaran Leonard Cohen’in incelikli giyim kuşam hissi baba yadigarı. Babası mühendislik eğitimi alsa da her nasılsa kendini giyim sanayisinin içinde bulmuş. Cohen de bu nedenle takım elbise giyerek büyümüş: “Jean giymeyi denedim ama kendimi blue jean içinde hiç rahat hissetmedim; kendime yakıştırmayı da beceremedim. Ve sonunda en çok takım elbiseyle iyi hissettiğim gerçeğine teslim oldum.”
Okuldayken yaz tatillerini dikiş makinesinin başında geçiren Cohen dikiş dikmeyi de öğrenmek zorunda kalmış. 37 yıllık şarkıcı arkadaşı Jennifer Warnes Cohen’in bir terzinin ellerine sahip olduğunu söylüyor: “Onu bavul yaparken izlerseniz takım elbiseyi herkesten farklı katladığını görürsünüz. Buradan Leonard Cohen’in bir şarkıyı nasıl monte ettiğini de anlayabilirsiniz. Leonard bir takım elbiseyi neyin iyi gösterdiğini bilir. Teladan da astardan da, gabardinin dökümünden de anlar. İkinci el dükkandan bir zamanlar harika olan bir takım elbise alırsanız, hayatınızda bir kez olsun dikişlerini söküp içini açın ve nasıl bir araya getirildiğini görün. İşte Leonard bunu biliyor.”
90’ların ortalarına kadar çoğunlukla simsiyah giyinen Cohen sonradan bu alışkanlığını kırdı ve gri takım elbiselere, ceketlere, bu renklerle uyumlu gömlek ve kravatlara geçiş yaptı.
Kruvaze ceketin dünya üzerinde en çok yakıştığı adam herhalde Cohen. Her daim kruvaze ceket giyen Devlet Bahçeli’yi düşünün, yanına Cohen’i koyun. Aradaki farktan söz etmeye gerek yok herhalde...
Rufus Wainwright’a fena yakalanmış ama iç çamaşırıyla dolaşmak aslında Cohen’in adeti değil. Her sabah kalkar kalkmaz üzerine takım elbisesini geçiriyor; o gün çamaşır yıkıyor bile olsa... Sonra da aşağı katta oturan kızı için kahve yapıyor.
“Sevgililerim ve terzilerim hakkında asla konuşmam” diyen müzisyenin saçı ise Budist inanışını tamamlar nitelikte, aynen Budist rahipler gibi kısacık ve beyazlı-grili...
En az takım elbisesi kadar, fötr şapkası da Cohen’in imzası haline geldi. O da Tom Waits gibi çok uzun zamandır sahnede fötr şapka takıyor ve şapkalarını genellikle Los Angeles’ta kızının antika dükkanının karşısındaki küçük şapkacıdan alıyor. 

Meşhur mavi yağmurluk
Ve evet “Famous Blue Raincoat” şarkısındaki “meşhur mavi yağmurluk” da gerçek: “Burberry markaydı. Üzerinde bir sürü kopça vardı. Çok etkileyici bir yağmurluktu. Bir benzerini daha görmemiştim. Kafamda hep, hiçbir zaman tamamen idrak etmediğim göz kamaştırıcı bir ihtimal olarak yer etti.”
74 yaşındaki Cohen 60 yaşındaki halini “çılgınca hayali olan genç bir çocuk” olarak nitelendiriyor. Şimdi artık yeni bir hayal için çok geç olduğunu söylüyor. Bu yaşta hâlâ seksi görünebilen sayılı adamlardan ama bir noktada aramızdan ayrılacak. Hayranları onu farklı farklı özellikleriyle, farklı farklı şarkılarla hatırlayacak.
Benim kafamdaki resimde ise şapkası ve takımıyla 1920’lerin gangsterleri gibi duran, silahı yerine gitarını doğrultan ve “In My Secret Life”ı söyleyen adam olarak yer edecek.
(İstanbul Kültür Sanat Vakfi ve BKM isbirliğiyle, 5 ve 6 Ağustos tarihlerinde Cemil Topuzlu Açıkhava Sahnesi’nde gerçekleşecek konserin biletleri Biletix ve IKSV Merkezi’nden satın alınabilir.)“Sevgililerim ve terzilerim hakkında konuşmam”



Online gardırop
Tam aradığım bir hizmet var. Ama ne yazık ki burada değil, New York’ta...
Belki birileri akıl eder buralara da aynı konsepti getirir diye yazıyorum. Çünkü eminim benim gibi heyecanlanacak çok insan var.
Malum New York’ta daireler ufacık, e tabii kıyafetler de eve sığmıyor.
Birileri oturmuş “Bu konuda ne yapabiliriz de para kazanırız?” diye düşünmüş ve harika bir çözüm geliştirmiş. Gardırop servisi veren Garde Robe mevsim geçişlerinde hurçlara doldurup kaldıracağınız kıyafetlerinizi alıyor ve sizin için bir yerlerde depoluyor. Sadece bunu yapmakla kalmıyor tabii. Bir de her ürünün fotoğrafını çekip sizin için internette online bir gardırop oluşturuyor. Depoya yollattığınız kıyafetlerden birine ihtiyacınız oldu diyelim, online gardırobunuzdan bulup istiyorsunuz, size yolluyorlar. Kıyafetleriniz depolandığı alan ferah ve havalandırmalı.
Online gardırobu yapmak için 150 dolar, kıyafetlerinizi saklamak için de ayda 350 dolar alıyorlar. Hiç fena değil.
Hadi birileri Türkiye’de yapsın şu işi.





Londra notları
- Londra’da pazar günleri kurulan meşhur semt pazarı Camden’daki satıcılar fırsatı kaçırmamış; domuz “Sevgililerim ve terzilerim hakkında konuşmam”gribi konulu esprili tişörtlerini standlara yerleştirmiş. “Domuz gribi: Domuz pastırmasının intikamı” sloganlı tişört benim favorim.
-Ülkemizde pek kimse önemsemese de son yıllarda Avrupa, özellikle de İngiltere’de çevrecilik furyasının bir parçası olarak naylon torba yerine bez çanta kullanımı özendirilmiş, bu yolda birçok marka “Sevgililerim ve terzilerim hakkında konuşmam”bez çantalar üretmişti. Son Londra seyahatimde gördüğüm kadarıyla bu artık neredeyse devlet politikası haline getirilmiş. Havaalanında bir sürü dergi, kitap vs. alıyorsunuz, kasada ödeme yaptığınızda bunları bir torbaya koymuyor; en son size soruyorlar: “Torba istiyor musunuz?” Cevabınız
“E herhalde” olursa sizden bir kuruş daha alıyorlar.
-İngiliz televizyonlarında estetik reklamları dönüyor. En çok tercih edilen estetik yöntemlerden biri kırışıklıkları doldurma biliyorsunuz. Bunu da iğneyle yapıyorlar. Bu yöntemin reklamında da ekranda sürekli bir şırınga dönüyor. Ben görünce çok garipsedim; estetik artık iyice hayatımızın bir parçası  oldu demek.
-Boots’un mucize kırışıklık kremi No.7 şehirde patlama yapmış durumda. Her yerde reklamları, dev posterleri var; özel kampanyalarla insanı daha çok sayıda almaya teşvik ediyorlar. Ben gitmeden eş dost, duyan herkes sipariş verdi. Hep beraber test edip göreceğiz. Sonuçları bildiririm...

DİĞER YENİ YAZILAR