Sınır Varsa Sanat Olmaz

5 Ekim 2019

TRT1’in sevilen dizisi Kalk Gidelim’de canlandırdığı Sevda karakteriyle çok sevilen Mehtap Bayri özünde olan güldürme ve sevme halinin bir kez daha bu rolle ortaya çıktığını anlatıyor. Oyunculukta bugüne kadar kendine sınır koymadığını anlatan başarılı oyuncu “Sanatta kalıp ve sınırlar olursa sanat, sanat olma özelliğini yitirir” diyor ve ekliyor; “Gerçek oyuncu, her oyunda aynı rol olmaktansa aynı oyunda her rolü olabilmeli.”

İki sezondan beri çekimleri Muğla’da gerçekleştirilen Kalk Gidelim dizisi için şehir dışında olan Mehtap Bayri bu durumun yaratıcılığını arttırdığını ve kendine dair yeni şeyler keşfettiğini söylüyor. Resim yeteneğini keşfettiğini anlatan Bayri yaptığı çizimlerden oluşan bir sergi açmayı planlıyor. Aynı zamanda doğayla iç içe olmanın avantajlarını da değerlendirip kendi zeytin yağını, çaylarını ve hatta kremlerini kendi yapmaya başladığını da belirten oyuncu bu ürünler üzerine de küçük bir butik açma düşüncesi olduğunu paylaşıyor.

TRT1’in sevilen dizisi Kalk Gidelim dizisi ve Sevda hayatınıza neler kattı, neler kazandırdı size?

Yaşam bir armağansa insana Sevda da bu armağanın özü bence. Kalkıp gitmek, gidebilmek sıkıntıların çorağından sevdanın vahalarına, saf temiz tarafımızla biraz gülmeye güldürmeye olan susuzluğumuzu gidermeye “Kalk gidelim” diyebilmek hesapsızca… Yani bir parça huzura sığınmak sorumluluklarımızın anaçlığımızın ailemizin dostluklarımızın gölgesine sığınmak ve sığdırabilmek sevdayı… Sevda karakterinde aslında özümde olan o gülmek ve güldürmek isteyen, sevgisini en saf haliyle yaşayan benle bir kez daha buluşmuş oldum. Sevda benim yaşantıma bana bendeki beni armağan etti ve “Kalk gidelim” dedi özlemini duyduğum vahaya diyebilirim. Staff Film yapımcımız Eyüp Üstün’e bu muhteşem ekiple olduğum için çok teşekkür ediyorum.

Şehir dışında çekim yapmak, çalışmak zorlamadı mı? Nasıl ikna oldunuz bu tempoya ve bu sürece?

Bir şehirden bir başka şehre gitmek, farklı çevrelere uyum sağlamak memur anne babanın çocuğu olarak aslında çok da yabancı değil bana; tabi bir de yatılı okumuş olmamın avantajı var zoru kolaylaştırma konusunda. Kalk Gidelim şehir dışında hatta Muğla’da çalıştığım ilk dizi değil. Daha önce de burada dizi ve sinema filmi projeleriyle Muğla’da oyunculuk yapma fırsatı buldum. Yani alışığım bu tarz şehir dışı projelerine. Ama dizinin kadrosu, işin kalitesi ve tabi ki Muğla’da oluşu daha da çekti beni. Çünkü Muğla, Ege hem doğasıyla hem de insanıyla bambaşka bir yer, bambaşka bir ruh. Gelenin kopamadığı, uzak kalınca Sezen Aksu’nun da dediği gibi “Kalbim Ege’de kaldı…” denilen bir yer burası.

Artık Muğla’ya yerleştiğiniz doğru mu?

Şu an Muğla’da iş amaçlı bulunuyorum, asıl evim hala İstanbul’da yani. Çok yoğun çalışıyoruz ama elimden geldiğince her fırsatta İstanbul’a, kedilerime gitmeye çalışıyorum. Muğla bambaşka bir yer evet ama İstanbul benim büyüdüğüm ve beni büyüten yer. Oradan kopmam da çok mümkün değil.

Yazının devamı...

"Ünlülerde Ruhsal Bozukluk Var"

17 Ağustos 2019

Ünlülerin kariyer, şöhret ve kriz yönetimini üstlenen ve yıllardır birçok ünlü ismin kariyerine yön vermesiyle tanınan Psikoterapist Çağatay Öztürk beşinci kitabı Sen Bilirsin ile okurlarını kendileriyle yüzleşmeye davet ediyor. Sen Bilirsin kitabı kapsamında, başarılı oyuncu Didem Balçın’la yaptığı Yüzleşme singel'ı ile de büyük beğeni toplayan Çağatay Öztürk ilişkiler ve travmalar üzerine yaptığı tespitlerle de yine ezber bozmaya devam ediyor.

Kariyer, şöhret ve kriz yönetimleri konusunda sayısız ünlüye danışmanlık yapan ve yaşadıkları krizleri fırsata dönüştürmeleri konusunda yardımcı olan Öztürk ünlüler dünyasına dair çarpıcı tespitlerde bulunarak, profesyonel yardım almanın önemine dikkat çekiyor ve şöyle diyor; Ünlülerin yüzde 100’ünde ruhsal bozukluk var. Ama bunların yüzde oranı 3 olan da var, 30 olan da, yüzde 100 olan da ama mutlaka bir ruh bozukluğu var. Ruhsal bozukluklarının farkında olan ve önlemini olan daha az hasarlı oluyor ama bunu kabul etmeyenlerin oranı git gide yükseliyor”.

Didem Balçın’la Yüzleşme adında bir düetle sesli kitap çıkardınız. Bu düet ve bu fikir nerden ortaya çıktı?

Bu sesli kitap single’ı yaptığım işten çok bağımsız bir şey değil. Şarkıcı, türkücü olmak için böyle şeyler yapmıyorum. Didem artık benim kader birliği yaptığım çok eski ve çok sevdiğim bir dostum, hatta kan bağımın olmadığı en yakın akrabam. Bu yüzden onunla insanlara yaşamın kıymetini ve aslında ne kadar kısa olduğunu hatırlatmak, hayatlarının değerini bilmeleri gerektiğini ve şükretmelerini hatırlatmak için yaptığımız bir düetti. Bu amaç uğruna baş koydum diyebilirim. Bu çalışmada seslendirdiğimiz bölüm son kitabım Sen Bilirsin’in en arkasındaki Yüzleşme bölümü...

Sen Bilirsin kitabınız çok cesur ve çarpıcı bir kitap olmuş. Siz yazarı olarak bu kitabı nasıl değerlendiriyorsunuz?

Sen Bilirsin bir yüzleşme kitabı. Kendi hayatımla yüzleştiğim, başka insanların da kendi hayatlarıyla yüzleşmelerini istediğim, yaşamda gerçekle hakikatin birbirinden farklı olduğunun altını çizdiğim bir kitap oldu.

Gerçekle hakikat arasındaki fark nedir?

Gerçek buz dağının görünen kısmı, hakikat ise altında görünmeyen yüzü. Bizim yaptığımız iş malum birazcık insanların maskelerini indirmek, özel hayatlarını aralamak, kişiliklerini analiz ederken yaşamış oldukları travmaları onararak yaşamlarını bambaşka bir noktaya taşımak. Bu yüzden bu kitapta insanlar biraz kendilerini bulsun, kendilerini açsın istedim. Ama bir yandan bu artık benim beşinci kitabım olduğu için insanlara da kendimi açmak istedim.

Yazının devamı...

Herkesi Aşka Davet Ediyor

16 Temmuz 2019

Birçok kişinin sahnelerden tanıdığı ve geniş bir dinleyici kitlesine sahip Ayla ilk single çalışması ‘Aşk Olsun’la da müzik piyasasına iddialı bir giriş yaptı. Müzik hayatına türkü söyleyerek başlayan ve popla devam eden müzik yolcuğunu “Bağımsızlığını emeğiyle kazanmış bir kadınım” diyerek anlatan Ayla, ilk single heyecanını şu sözlerle dile getiriyor; “Bu şarkı benim için bir başlangıç değil. Benim zaten ilerleyen yolumun ilk kitlelere ulaşan meyvesi hatta yarısı” diyor. “Aşk olsun” diyerek şarkısının nasıl böyle davetkar bir şarkı olduğuna da açıklık getiren Ayla; “Atarlı giderli bir sürü güzel şarkı var ve zaten herkes eski sevgilisine isyan ediyor. Biz de yeni sevgiliye “Hadi gelsene” diye bir göz kırpalım ve davet edelim istedik” diyor.

“Aşk Olsun” şarkısı ve “Ayla yaza damgasını vuracak” haberleriyle gündemdesin ama kim bu yaza damgasını vuracak kız?

Ayla, Türkiye’nin birkaç şehrinde yaşamış ve farklı kültürlerle yoğrulmuş bir karakter. Yani hem Anadolu kültürüyle, hem batıda büyümenin getirdiği çok büyük bir birikimle ve hepsinin verdiği değişik bir alt yapıyla hayattan zevk almayı seven biri. Kendimi çok Anadolu’ya ait hissediyorum. Bağımsızlığını emeğiyle kazanmış bir kadın olarak özgürlüğüne düşkün ve verdiği mücadeleler soncunda bugününü kazanmış bir kadınım.

Müzik hayatın nerede ve nasıl başladı?

İzmir’de konservatuarda okudum ama müzik hayatım konservatuarın çok öncesinde başladı. Çok genç yaşta sahneye çıkmaya başladım. Bunun için de çok uğraştım. Dedim ya tam bir Anadolu kadınıyım diye, çünkü Anadolu kültürüyle yoğrulmuş bir ailede büyüdüm. Haliyle bu işe başlamak istediğimde “Şarkıcı olup ne yapacaksın?” gibi koruma iç güdüsüyle önüme koyulan engeller ve yasaklarla karşılaştım. Ama ben de kafama koyduğum şey konusunda engel tanımam ve mücadele ederim. Çünkü sevmediğim bir aşkın, işin içinde olmam ve ömrümü böyle bir şeye adayamam. Haliyle ben sevdiğim işi yapmalıydım ve mücadele vermeliydim.

Ailene karşı mücadele vermişsin ve geldiğin noktaya bakıldığında bu mücadeleyi kazanmışsın…

Ailem liseden sonra konservatuara girmeme izin vermedi diye inat ettim ve dört yıl boyunca üniversite için hiçbir tercih yapmadım. Ne kadar kararlı olduğumu gördüklerinde sonunda ikna oldular ve müzik yolculuğum başladı.

Yazının devamı...

"Esnek Değilsen Kalıcı Olman Zor"

2 Temmuz 2019

Yasak Elma dizisinin en sevilen karakterlerinden biri olan Ahmet Kayakesen yeni sezonda farklı projelerle seyirci karşısına çıkmaya hazırlanıyor. Yedi yıllık oyunculuk serüveninin reklam filmleri çekerken kamera arkasında başladığından bahseden Kayakesen oyunculuktaki kaygılarını ise ilk yıllardaki zamanlarına dönerek anlatıyor. “Bu sektörde esnek olmak, ödün vermek gerek” diyen başarılı oyuncu sözlerine şu şekilde açıklık getiriyor; “Yeri geldiğinde kendi karakterinden feragat etmek gibi durumlar olabiliyor ve ben bunları asla yapan ve yapabilecek biri olmadım. Bu yüzden mesleğimde kendi karakterimin dışına çıkamıyorum. Eğer bu tarz bir kafa yapısına sahipsen kalıcı olma ihtimalin azalıyor. Ama ne olursa olsun kalmak istediğim gibi kalıp mesleğime devam etme taraftarıyım.”

Yasak Elma’yla yoğun bir tempoyu tamamladın nasıl bir sezondu, şimdi nasıl dinlenmeyi düşünüyorsun?

Keyifli bir sezon geçirdim şahsım adına. Dizi sezon arası verdi ama benim karakterimin hikayesi bittiği için diziye veda ettim. 30 küsur bölüm keyifle çalıştığım verimli bir iş oldu. Kendime vakit ayırabildiğim bir iş oldu Yasak Elma çünkü genelde oyuncular projeleri olduğunda pek fazla sosyalleşme veya kişisel gelişimlerine vakit ayıramazlar bu proje bana bu gibi şeyler için zaman tanıdı. Şimdi yaz arası, bir ihtimal film çekme gibi bir niyetimiz var ama net bir şey yok henüz.

Yasak Elma’da naif, sakin ve dengeleyici bir karakter olarak çok sevildin. Şimdi Yasak Elma sensiz ne yapacak çok merak ediyorum…

Yasak elma her halükarda devam eder… Bu söylediklerin açısından aslında Yasak Elma’daki rolümün karakterimle örtüşen bir çok yanı vardı. Hakan dengeleyici, bilge, saf ve temiz taraftaydı böyle olmayı Ahmet olarak da seviyorum esasen. Ama dizi bir entrika dizisi olduğu için bir yerde hikayesi bitti. Aslında bizim ekip olarak hikayemiz bitti. Ama tabii devam etmesini ister miydim, isterdim.

Hangi tür rolleri kendine daha çok çektiğini düşünüyorsun?

Çok fazla karakter konusunda bir takıntım yok. Hikaye içinde çıkarabileceğim her türlü karaktere hayat vermek isterim. Ama öyle net bir şekilde kafamda bir karakter profili çizmiyorum. Doğru bir hikayede iyi ya da kötü fark etmeksizin bir karakterle var olmak beni her türlü heyecanlandırıyor. Son yer aldığım projeler daha çok iyi ve naif karakterleri canlandırdığım işlerdi ama bunun tam aksi bir rol gelirse de aynı keyifle canlandırabileceğimi biliyorum. Yani bu anlamda bir kriterim yok hikayeyi benimsemem yeterli.

Yazının devamı...

"Türkiye’de seni çirkin ve yeteneksiz olduğuna inandırıyorlar"

22 Mayıs 2019

Hüseyin Karabey’in yönetmenliğini üstlendiği İçerdekiler filminde başrolleri Caner Cindoruk ve Settar Tanrıöğen ile paylaşan Gizem Erman Soysaldı başrolünü oynadığı ilk festival filmiyle hem Adana’da hem de Nürnberg Film Festivali’nde ‘En İyi Kadın Oyuncu’ ödülünün sahibi oldu. Soysaldı hem ödül heyecanını hem de psikolojik gerilim türünde olan ve Adana Film Festivali’nde Jüri Özel Ödülü’nü kazanan İçerdekiler filmini anlattı.

Melih Cevdet Anday’ın ölümsüz eseri İçerdekiler Hüseyin Karabey tarafından sinemaya uyarlanarak seyirciyle buluştu. Başrollerinde Gizem Erman Soysaldı, Caner Cindoruk ve Settar Tanrıöğen’in yer aldığı film ulusal ve uluslar arası festivallerden de ödülle döndü. Filmin başrolünü üstlenen ve oyunculuğuyla kendine hayran bırakan Gizem Erman Soysaldı da hem Adana Film Festivali hem de Nürnberg Türk Alman Film Festivali’nde ‘En iyi kadın oyuncu’ ödülünün sahibi oldu. Nürnberg’de verilen ödülde ise jüri ödül verirken gerekçeli kararını şu şekilde ifade ederek bir ilke de imza atmış oldu. Kararda Soysaldı için; “Gizem Erman Soysaldı’da bizi büyüleyen şeyin ne olduğunu anlayabilmek için, başardığı işin zorluğunu hatırlamamız lazım... Gizem Erman Soysaldı, hiç sesini yükseltmeden ve abartmadan, zengin nüanslar içeren oyunculuğuyla bu zor görevin üstesinden gelmeyi başarıyor. Bu rolünde kimi zaman masumdu, naifdi, endişeliydi, zaman zaman korktu, kederle karışık bir öfke duydu, karşısındaki insanı derinden hissedip ona acıdı ve duyarlılığı ve onuruyla yüreklerimizi fethetti” ifadelerini kullandı.

Aldığı ödüllerin kendisi için çok önemli olduğundan bahseden Gizem Erman Soysaldı hem ilk defa katıldığı festivallerden ödülle dönmüş olmanın heyecanını hem de oyunculukta geçirdiği değişim ve dönüşümle beraber iktidar, irade ve özgürlük kavramlarının kendisi için ne ifade ettiğini bütün samimiyetiyle anlatıyor… Yurt dışına açılmak istediğini Londra’da bir ajansla anlaştığını da anlatan Soysaldı Türkiye’deki oyunculuk sistemini çarpıcı bir eleştiri getirerek şöyle diyor; “Türkiye’de izin verirsen seni çirkin, kötü, yeteneksiz olduğuna anında inandırıyorlar. Çünkü bir dizide kendine bir yer bulamadıysan sen kötüsün, istenmiyorsun oluyor. Ben bunun farkına vardığımda yaratıcı sürecin daha çok içinde yer ala ala bu durumdan temizlendim, kurtardım kendimi.”

İçerdekiler filmi sonunda vizyona girdi… En başından beri filmin her aşamasında yer alan biri olarak vizyona girme heyecanını nasıl anlatırsın?

En başından beri yaratım sürecine de dahil olduğum için çok heyecanlıyım tabii ki… Fikir aşamasından itibaren Hüseyin’in (Karabey) yanında oldum. Film çekildi, postu yapıldı, festivallere katıldı, ödüller aldı ve vizyona girdi… Benim için rüya gibi inanılmaz bir şey bu yüzden çok mutluyum.

Kariyerindeki etkisini nasıl anlatırsın?

Yazının devamı...