Londra sokakları

19 Mayıs 2013

Londra’da her adımınızda sanata dair bir şeylere rastlıyorsunuz. Sokak sanatı ise bu şehrin en öne çıkan yönlerinden biri

Sokak sanatı dışa vurumun en isyankar ve modern hali.

Londra her zaman sanatın değerini bilip onu benimsemesiyle öne çıkmıştır. Farklı kültürlerin ve tarzların buluştuğu bu metropolde insanlar kendilerini ifade etmek için her türlü yolu deniyor. Seçmiş oldukları özgür yaşam tarzı ve düşünce yapısı ise insanların çeşitliliğini arttırıyor. Bu kadar farklılığı içinde bulundurması insanların açık fikirli olmasını sağlıyor. Nasıl giyinmiş olursanız olun, ne tür hareketler sergilerseniz sergileyin kimse sizi garipsemiyor veya olumsuz yönde eleştirmiyor. Aradığınız ne varsa burada bulmak mümkün ve bakmanız gereken tek yer sokak. Burada her adımınızda sanata dair bir şeylere rastlıyorsunuz. Sokaklar tarihi heykeller,
modern çizimler, duvar resimleriyle dolu. Sokak sanatı Londra’nın öne çıkan yönlerinden biri. Dışa vurumun en isyankar ve modern hali. Hâlâ bazıları bunu vandalizm olarak görüyor fakat bu, sokak sanatı yapanları durdurmaya yetmiyor.
Bu sanatı yaratanların hiçbiri bunu para veya artistik bir kariyer edinmek için yapmıyor. Sadece asi tarzlarını kentsel bulgulardan esinlenerek yansıtıyor ve biraz da ilham veriyorlar. Heykel, grafiti, duvar boyama gibi birçok tarzı kapsayan sokak sanatının sürreal tarzı insanların ilgisini çekiyor. Bazıları sadece sanatçının kendi stilini taşısa da arada politik anlam taşıyanlar da var elbette.

Yazının devamı...

Bu festival yaza damgasını vuracak

12 Mayıs 2013

Yıllardır katılanlara unutulmaz anlar yaşatan Glastonbury’nin bu yıl da yaza damgasını vuran festivallerden biri olacağı kesin

Dünyanın en büyük festivali olarak bilenen Glastonbury, her yıl olduğu gibi bu yıl da sanatçılarını açıklamasıyla büyük ses getirdi. Her yaz bu anı bekleyen binlerce insan bu yıl da festivalin başarılı kadrosuyla hayallerindeki beş günü geçirecek. Glasto bu yıl efsanevi müzik grubu Rolling Stones’un katılımıyla olay yarattı. Arctic Monkeys, Mumford& Sons, The XX, Example gibi yine başarılı isimlerde bu yılki kadroda.
İlk olarak 1970 yılında hippi akımıyla başlayan bu festival temasını hâlâ koruyor. Festival başından beri bir çiftlikte gerçekleşiyor. Ayrıca bilet satışından elde edilen gelirin çoğu Greenpeace, WaterAid gibi yardım kuruluşlarına gidiyor.
Bundan önceki yıllarda da Paul McCartney, Stevie Wonder, U2, David Bowie, Muse, Beyonce gibi dünyaca ünlü isimlere sahnesini açmıştı. Asıl adı Çağdaş Sahne Sanatları Glastonbury Festivali. Bunun nedeni ise festivalin sadece müzik konsepti üzerine kurulmamış olması. Aynı zamanda dans, sirk, tiyatro gibi sahne sanatları da bu beş günlük gösterimin içinde. Sürreal görsellerin ve şovların etkisine kapılan insanlar da burada farklı bir hayat tarzı yaşıyor. Önceki katılımcıların sözüyle “Bu beş gün hayatınızda hiç beklemediğiniz olaylarla dolu olacak”. Glastonbury şehrindeki festival 26 Haziran’da başlayıp 30’u akşamı sona erecek.
175 bin kişinin katıldığı bu uluslararası ilgi gören festivalin biletleri satışa sunulduktan 1 saat
40 dakika sonra tükendi. Geçtiğimiz yıl Londra Olimpiyatlar’a ev sahipliği yaptığı için festivalin iptal olması büyük hayal kırıklığı yaratmıştı. Festival organizatörü Michael Eavis’in açıklamasına göre Olimpiyat Oyunları süresi boyunca tek bir polis bile festivalde görev alamazmış. Bu nedenle de 1981 yılından beri aksamadan ilerleyen rutin 2012 yılında bozuldu. Fakat bunu Rolling Stones ile bu yıl telafi etti. Festivalin bu yıl da yaza damgasını vuracağı şüphesiz... n

Yazının devamı...

Gözlerimizi Düşes’ten alamıyoruz

5 Mayıs 2013

Kate Middleton beğenilen giyim tarzını hamilelik döneminde de koruyor. Cambridge Düşesi’nin seçtiği elbiseler gazete, dergi ve moda blog’larına konu olmayı sürdürüyor

Kate Middleton kraliyet ailesinin bir üyesi olduğundan beri moda tutkusuyla da konuşuluyor. Elbiseleriyle dönemin modasını da yansıtan Prens William’ın eşi uluslararası bir akım yarattı. Karşımıza çıkan her kıyafet modayla ilgilenenlerin en çok konuştuğu konu haline geldi. Gelinliği başta olmak üzere bütün kıyafetleri gazetelerde, dergilerde ve moda blog’larında paylaşılıp eleştiriliyor. Sadece kraliyet tarzıyla değil, sokak stili ile de zevkli seçimleri ses getiren Cambridge Düşesi Catherine çoktan Londra’nın moda ikonu oldu. Seçtiği kıyafetlerle dikkatleri üzerine toplayan düşes hamilelik döneminde de giymiş olduklarıyla da beğeniliyor.
Hamileyken de hep çok şık
Hamilelik haberiyle sevinen İngiliz halkı Kate’in tarzını iyice mercek altına aldı. Cambridge Düşesi bu döneminde de güzelliğinden ödün vermedi. Yavaş yavaş hamilelik göbeğinin çıktığı fotoğraflarda da sonuç yine başarılı. Zevkli elbiseleri günlerce konuşuluyor, bir sonraki kıyafeti heyecanla bekleniyor. Herkesin de gözü Kate’in şık stilinde olduğu için onun seçtiği tasarımcılar da çok konuşuluyor. Middleton’ın en son büyük ilgi gören elbisesi ise Erdem imzalı.

Yazının devamı...

İstanbul’dan modern tasarımlar, tatlar ve zevkler...

21 Nisan 2013

Nihan Buruk, Jale Hürdoğan, Zeynep Tosun gibi tasarımcıların yanı sıra ünlü yazar Elif Şafak da Inn London’daydı.

İlk defa bu yıl yapılan Inn London adlı etkinlik, birinci senesinde İstanbul’u konu alarak başlangıç yaptı. İstanbul’un kültürü ele alınarak oluşturulmuş olan bu etkinliğin amacı, uluslararası yetenekli tasarımcıları Londra’nın kalbinde toplamak. Şehri benzersiz kılan modern sanatı böyle global bir platformda sunmak, iki taraflı bir kazanç sağladı. Hem otantik hem de modern kültürün bir arada bulunduğu şehir İstanbul, bu etkinlik için başarılı bir başlangıç olmuş. Moda, tasarım, lezzet, mimari ve edebiyatın bir arada buluştuğu bu olayda İstanbul’u Londra’ya, Victoria House’a taşıdılar.
Elif Şafak ve Emre Arolat gibi başarılı isimler de buraya konuşmacı olarak konuk oldu. Zeynep Tosun, Nihan Buruk, Jale Hürdoğan, Gül Ağış, Tuvana Büyükçınar, Deniz Berdan gibi tasarımcılar kıyafetlerini sergilediler. Takı tasarımda Zeckie ve Batya Kebudi eserlerini sundu.
Bu tanınmış isimlerin yanı sıra genç tasarımcılar da kendi çalışmalarını takdim etme imkanı buldu.
Inn London neyse ki sadece Londra’daki Türklerin ilgisini çekmedi, birçok yabancının da katılımıyla bu buluşma İstanbul kültürünü tanımak için ilginç bir fırsat olarak algılandı. Türk kültürünün otantik yiyecek ve içecekleri de misafirlere daha çekici bir ortam sağladı.
Etkinliğe katılanlara şu ana

Yazının devamı...

Londra’da paskalya

31 Mart 2013

Londra’da paskalya sadece rengarenk yumurtalarla değil pek çok etkinlikle kutlanıyor. Koşu yarışmasından üç günlük festivale kadar eğlence bol

Hıristiyanlık dininin en büyük bayramı olarak kabul edilen paskalya bu yıl 31 Mart’ta kutlanıyor. Hıristiyanların inancına göre İsa çarmıha gerildikten üç gün sonra tekrar hayat buluyor. Paskalya Bayramı da bu dirilişi anmak amaçlı kutlanır. Paskalyadan bir önceki cuma ve sonraki pazartesi resmi tatil olarak kabul edilir. Cuma günü ise İsa’nın çarmıha ilk gerildiği günün anısıyla anlam kazanmıştır. Kutlama tarihinin sabit olmadığı bu bayram
mart sonundan nisan sonuna kadar olan dönemi kapsar.
Bayramın en önemli simgesi ise yumurtadır. Yumurta İsa’nın boş bulunan mezarını sembolize ediyor. Yumurtaların haşlandıktan sonra rengarenk boyandığı ve küçük büyük herkesin heyecanla beklediği bu bayramda insanlar kendilerini paskalya çöreklerinden çikolatadan tavşanlara, tatlıların içinde kaybolmuş buluyorlar.
Kek ve çikolata satışlarının tavan yaptığı bu bayramda yumurtalar rengarenk süsleniyor, yumurta şeklindeki çikolatalar paylaşılıyor, tatlı çörekler yapılıp paskalya yumurtası avı yarışmaları düzenleniyor.
Bu yarışmada mekanın belirli yerlerine haşlanmış, plastik veya çikolatadan yumurtalar yerleştiriliyor; çocuklar da bunları arıyor ve buldukları yumurtalara göre hediye kazanıyor.

Yazının devamı...