Su akar ama yolunu ancak böyle bulur

15 Eylül 2019

Su, enerji ve iklim krizlerinin pençesindeki dünyada, tasarruf yoluyla çevreye katkı sağlayan teknoloji devleri arasında Vestel de var

2008’den bu yana düzenli olarak takip ettiğim Avrupa’nın en büyük tüketici elektroniği şovu IFA Berlin, 4-9 Eylül arasıda gerçekleşti. 1924’te dönemin ruhuna uygun şekilde radyoların şovu amacıyla tasarlanan, 1930’lardan İkinci Dünya Savaşı’na kadar Nazilerin propaganda aygıtlarından biri olan fuar, dijital çağda tüm dünya için er meydanı işlevi görüyor.

Her yıl -mesela TV tarafında OLED, 4K gibi- bir teknolojinin ağırlığını koyduğu ve tüm şovu bastırdığı IFA Berlin’e bu yıl damgasını vuran, hayatımızda çığır açacak, devrim niteliğinde bir teknoloji yoktu. Yine TV tarafında üreticiler, 8K özellikli modellerini vurguladılar. Ancak bu teknolojinin standartlaşmasından uzak olduğumuzdan bahseden yoktu. Daha 4K bile yayıncılar ve tüketiciler için bir standart hale gelemedi. 2008’den itibaren birkaç yıl sükse yapan 3D teknolojisinden de bahseden bile kalmadı şimdi.

İnsanların teknoloji oburluğunun ekmeğini yiyen birçok üreticinin bu yıl dizginlere asıldığını, daha çok ürünlerin kozmetiğine öncelik verdiğini gördük.

Ancak bazıları da ürünlerinde dünyanın önceliklerine odaklanmıştı.

İklim Krizi, Su Krizi gibi kavramların birer teoriden çok bilimsel gerçek olduğunu artık biliyoruz. Hepimiz gelecek planı yaparken, İklim Krizi’nin 10-20 yıllık olası etkilerini hesaba katıyoruz; emeklilikte yaşanacak yer seçerken uzun vadeli projeksiyonları dikkatle inceliyoruz.

Nerede yaşarsak yaşayalım, hangi işi yaparsak yapalım,

Yazının devamı...

Heybeli’nin hayaletleri

25 Ağustos 2019

Yüzlerce yıl önce zorlu tekne yolculuklarıyla ulaşılabilen Heybeliada’da çarşısı, pazarı, manastırlarıyla azımsanamayacak bir Rum nüfus vardı. Akillas Millas’ın devasa eseri ‘Heybeli’, adanın Bizans ve Rum geçmişini tüm boyutlarıyla anlatıyor.

1975 yılıydı. 4 yaşındaydım. Yaz, kış oturmak üzere Heybeliada’ya taşınmıştık. Kiracı olarak yerleştiğimiz iskeleye yakın taş evin yaşlı sahibesi Madam Kasandra, dönmemek üzere Atina’ya göçmeye hazırlanıyordu. Madam yolculuğuna başlayacağı güne kadar yerleştiğimiz evinin bir odasında kalacaktı.

Madam Kasandra hazırlığını tamamlamak üzereydi; evin dört bir yanında götüreceği eşyalarla dolu koliler vardı. Bu taşınmanın ardında acıklı bir hikâye olduğuna o zaman çocuk aklım yetmemişti. Nasılsa taşınıyordu ya, “Madam Kasandra, bu benim olsun mu?” diye sorarak istediğim hiçbir şeyi geri çevirmemişti yaşlı kadın; çok net hatırlıyorum.

Bu ilk hatıralarımdan biri ne zaman aklıma düşse, bir insanın tüm yaşamını geçirdiği Heybeli’den bu yaşta bir bilinmeze doğru yolculuğu niye göze alabildiğini sorguladım.

Yaşlı bir Rum kadının, bu güzelim adayı, Heybeli’yi terk etmesinin şifrelerini yıllar sonra Varlık Vergisi, 6-7 Eylül olayları, Ege ve Kıbrıs sorunlarını idrak edince çözebilmiştim.

Gidenleri saymak...

Çocuk gözlerimin 44 yıl önce anlam veremediği bu tanıklığa ilişkin aydınlanmayıysa

Yazının devamı...