ABD’de kapanın elinde kalıyor

Türkiye’de şans bulamayan girişimler, Silikon Vadisi’nde büyük ilgi görüyor; milyonlarca dolar yatırım alıyor. Türk girişimcilerin ABD’deki dayanışması ‘Türk Mafyası’ diye tanımlanacakları kadar güçlü

Bir süre önce kendisini “Startup Ülkesi” diye tanımlayan İsrail’de girişim ekosistemini incelemiş, bir dizi yazıda gözlemlerimi aktarmıştım.

Türkiye’de özellikle teknoloji alanında girişim ekosisteminin yetersizliği vurgu odaklarımdan olmuştu.

ABD’de kapanın elinde kalıyor Silikon Vadisi’nin en aktif yatırım fonlarından 500 Startups’ın Türkiye uzantısı 500 İstanbul, henüz emekleyen teknoloji girişimlerini bulup onları maddi ve manevi anlamda uluslararası arenaya hazırlıyor.

Temmuz 2016’dan bu yana 21 startup’a yatırım yapan 500 İstanbul’un yönetici ortağı Rina Onur Şirinoğlu’yla Türkiye’nin girişim ekosistemi ve Türk startup’ların yatırım alarak dünya markası haline gelebilmesinin formüllerini konuştuk

500 Startups, ABD’de 2010’da kurulduğundan bu yana bin 600’ün üzerinde startup’a 330 milyon doların üzerinde bir yatırım yapmış.

Bu startup’lardan bazıları, Facebook, Twitter, Google, Microsoft, Adobe, Groupon, LinkedIn, Intel, Cisco ve Amazon gibi devler tarafından satın alınmış.

Türkiye kolu

500 Startups, 15-30 milyon dolar hacimli fonlarla, küresel başarı hikayeleri çıkarmayı hedefliyor.

İnandığı pazarlar için özel bölgesel fon yapıları oluşturarak, bu bölgelerde girişimciliği destekleyen 500 Startups’ın Türkiye koluysa 500 İstanbul.

Malatya’da tek derslikli bir köy okulundan çıkan Eren Bali’nin ABD’de kurduğu Udemy, 500 Startups sayesinde 180 milyon dolar yatırım aldı ve bugün değeri 1 milyar dolardan fazla.

Şirinoğlu, girişim ekosistemiyle ilgili Türkiye’nin bir nüfus paradoksu olduğunu söylüyor.

Nüfusuyla Türkiye’nin üç katı büyüklüğünde bir pazar olmasına rağmen Brezilya’da girişimlerin daha ilk günden küresel düşünmesine dikkat çekiyor.

Uluslararası şirketlere satışlarıyla Türkiye’ye önemli döviz girdisi sağlasalar da gittigidiyor, Yemeksepeti gibi girişimlerse aslında birer klon.

Udemy gibi özgün Türk startup’larıysa Türkiye’den binlerce kilometre ötede Silikon Vadisi’nde serpilip büyümüş.

İnternetten her türlü dersin verilebildiği, öğretmenlere binlerce dolar kazandıran Udemy’nin Türkiye’de yüzüne bile bakılmamış.

Eren Bali’nin bir diğer girişimi Carbon Health ise daha birkaç ay önce 6.5 milyon dolar yatırım aldı.

Hastalarla doktorları buluşturan bir cep telefonu uygulaması olan Carbon, hastaların randevu alabilmesini, test sonuçlarını takip edebilmesini sağlıyor.

Kaan Meralan ve Atasay Gökkaya, ABD merkezli sosyal e-ticaret sitesi Wanelo’yu ayağa kaldıran mühendislerden. Wanelo da aldığı 14 milyon dolar yatırımla dikkat çekiyor.

Bir diğer Türk girişimci Selin Kurnaz da kanser hastalarına tümör özelliklerine göre kişiye özel tedavi alternatifleri sunan Massice Bio’yu New York’ta kurmuş.

Bahsettiğim bu girişimler aslında Türkiye’nin öz değeri olabilecekken, ABD’de hayat bulmuş, öncelikle ABD’ye kazandıran projeler.

Silikon Vadisi’ndeki mafya

Şirinoğlu, “Silikon Vadisi’ndeki Türk Mafyası” diye tanımladığı Türk girişimcilerin gurbetteki dayanışmasının önemine de dikkat çekiyor.

Kısa vadede başarı peşinde olan Türkiyeli yatırımcılar ve girişimcilerin öncelikle küresel düşünmesi gerektiğini söylüyor.

Yalnızca Türkiye’ye değil, küresel ölçekte insanlığına değer katacak uygulamalar üzerinde yoğunlaşılması gerekiyor.

Bu noktada devlete büyük rol düşüyor. Maalesef “fonların fonu” zinciri olmadan, büyük meblağlar söz konusu edilmeden ekosistemler gelişemiyor.

Özel sektörde dünyanın en iyi şirketleri için lider kalabilmenin ön önemli formülü startup’lara yatırım yapmak. Dünyada “Top 500 şirketin” yüzde 63’ü startup’lara yatırım yapıp onlarla ortaklık kuranlar.

Şirinoğlu’nun ifadesine göre Türkiye’de büyük şirketlerin ekosisteme katkısı startup konferanslarına sponsor olmaktan öteye geçmiyor.

Ağır bürokrasi, hissedarlık sözleşmelerinin hacmi bile şirketleri hissedarlık sözleşmelerinden kaçıran bir etken.