Death Stranding: Bir daha götür Sam

Oyun dâhisi Hideo Kojima’nın yıllardır beklenen eseri ‘Death Stranding’i “kargocu simülasyonu” diye küçümseyen de yere göğe sığdıramayan da var. Ama Sam isimli ana karakterin getir-götür yaptığı oyunun yepyeni bir tür olduğu kesin

Video oyunlarının, dev Hollywood yapımlarıyla yarışır hale gelmesinde büyük rolü olan Hideo Kojima’nın son eseri “Death Stranding” 8 Kasım’da çıktığı andan itibaren tartışılıyor.

Kolay anlaşılamayan oyuna 10 üzerinden 3 veren eleştirmen de oldu; 10 üzerinden 10 veren de...

“Death Stranding”i basit bir kargo simülasyonu diye küçümseyenler de vardı; “Yeni bir oyun türü doğdu” diye yere göğe sığdıramayanlar da...

Biraz geri saralım; 1986’da işe girdiği Japon video oyunu devi Konami’de hızla yükselen Kojima’nın bu başarısında kendi dehasının ürünü Metal Gear isimli oyun serisi büyük rol oynamıştı.

2015’e geldiğimizde Kojima, çoktan oyun tanrısı muamelesi gören bir fenomendi. Metal Gear serisinin onlarca milyon dolar bütçeli devam oyunları, Kojima’yı video oyunlarının Spielberg’i, Konami’nin ise başkan yardımcısı yapmıştı.

Death Stranding: Bir daha götür Sam

 

Kojima’ya taşeron muamelesi

Ancak 2010’larla cep telefonlarına bedava indirilen düşük bütçeli oyunlardaki “kazanmak için öde” mantığı Konami’ye çok kârlı yeni bir rota daha çizmişti.

Artık yüksek bütçeli oyunlara yatırım istemeyen Konami, bünyesindeki Kojima Productions’a taşeron muamelesi yapmaya başlamıştı.

Temmuz 2015’te ipler koptu; Aralık 2015’te Kojima Productions bağımsız bir stüdyo alarak faaliyet göstermeye başladı.

Kojima, Sony ile birlikte yaptığı ortak açıklamada PlayStation 4 için yepyeni bir oyun geliştireceğini ilan etti.

Ve bu oyun “Death Stranding”di...

“Death Stranding” ilk fragmanının yayınlandığı Haziran 2016’dan bu yana heyecanla bekleniyordu. Baş karakterini Norman Reedus’un canlandırdığı oyunun gizem dolu post apokaliptik dünyası henüz fragman düzeyinde de olsa, oyun severlerin rüyalarını süslemeye başlamıştı. Ancak fragmanlar “Ne oldu da dünya bu hale geldi?”, “Amaç ne?” gibi temel soruların yanıtlarını vermemişti.

Hollywood’dan dev kadro

Hideo Kojima, gizem ve oyunda Reedus’un yanı sıra   Mads Mikkelsen, Guillermo del Toro, Emily O’Brien gibi isimlerin de yer alması iştahları daha da kabarttı.

Bandı günümüze saralım...

Death Stranding: Bir daha götür Sam

3-4 saatlik oyundan sonra bulduğumuz motosiklet bozuk çıkıyor. Araç önce tamir edilmeli.

“Death Stranding”, 8 Kasım’da çıkmasıyla oyun tarihinin en aşağılayıcı eleştirilerinden birine de maruz kaldı: “Bir yerden aldığınız şeyi, bitmek bilmeyen yürüyüşler, tırmanışlarla başka bir yere götürdüğünüz türden bir kargocu simülasyonu işte...”

İşte o kadar basit değil...

Reedus’tan modellenen baş karakter Sam, bir felaketin ardından ABD’den arta kalan dünyada -evet!- kargoculuk yapıyor.

Kalan küçük şehirler birbirlerinden izole şekilde hayat mücadelesi veriyor.

Amerika Birleşik Devletleri, Amerika Birleşik Kentleri olmuş; yerleşimler arasındaki uçsuz bucaksız dağlar ve bayırlarda haydut çeteleri kol geziyor.

Daha da kötüsü, en büyük tehlike, hayatta kalanların dünyasıyla ölüler diyarı arasında sıkışıp kalmış hayaletimsi BT’ler. Normal insan gözleriyle görülemeyen BT’ler ancak DOOM sendromuna yakalanmış kişiler tarafından tespit edilebiliyor.

Bir de BB denilen biyolojik bir radar var ki; Sam, onu göğsünde kuvöz benzeri bir kafes içinde taşıyor. BB, anne karnından 7-8 aylıkken alınmış bir bebek!

Dönemin ABD Başkanı tarafından yetiştirilen Sam, yalnızlığı hayat tarzı olarak benimsemiş. ABD Başkanı ölünce Sam’in ilk görevi onu, yerleşim biriminin uzağındaki bir tesise götürüp yakmak oluyor. Cesetler kentlerin dışında yakılmalı, çünkü bir süre sonra patlayıp dev bir krater yaratıyor.

Nasıl konu?

Death Stranding: Bir daha götür Sam

Yeni bir dünya kurulur, BİZ DE...

Her neyse, ölen başkanın kızı Amelie, Sam’i birbirinden kopuk yerleşim birimlerinin bir tür internetle birbirine bağlanmasına yardımcı olması için ikna ediyor.

Sam, doğu kıyısından batıya doğru yolculuk ederek yerleşim birimlerini ağa
dahil etmeli.

Sam’in bunun kadar önemli bir görevi de tıbbi gereçlerden, pizzaya verilen görevlerdeki kargoları yerlerine ulaştırmak. İlginç bir online yapısı olan oyunda, başka oyuncuların görev sırasında düşürdüğü, kaybettiği kargoları da teslimat adreslerine götürüp puanlarınıza puanlar katabiliyorsunuz.

Kargo ağırlığı arttıkça Sam’in hareket kabiliyeti sınırlanıyor. Sam dengesini kaybedip, düştükçe kargo da hasar alıyor. Bu arada Sam’in hareketlerindeki fizik mekaniği bugüne kadar bir oyunda gördüğüm en gerçekçi olanı.

En büyük düşmanlardan biri de asit yağmurları, hemen bir sığınak bulmalısınız.
Yoksa kargoya da size de
geçmiş olsun. BT’ler yağmurlar sırasında ortaya çıkıyor.

Kahramanımızın taşıdığı halat, merdiven gibi gereçler, zorlu arazide en büyük yardımcıları. Bir dağ yamacında unuttuğunuz ya da bilinçli bıraktığınız merdiven veya başka bir gereç, online diğer bir oyuncu tarafından kullanılabiliyor.

Sadece sevebilirsiniz

Ayrıca diğer oyuncuları bilgilendirmek için istediğiniz yere işaret veya uyarı da koyabiliyorsunuz. Onlar da sizin bu çabanızı “like”larla ödüllendiriyor.
“Death Stranding”te diğer oyuncularla değil, onların izleriyle karşılaşıp etkileşime giriyorsunuz.

Yaklaşık 6 saatlik bir tecrübenin ardından diğer hiçbir oyun deneyimine benzemeyen “Death Stranding”in müthiş bir gelecek potansiyeli olduğunu söyleyebilirim. Yeter ki ilk 3-4 saati hasarsız ve sıkıntısız atlatın.Kimileri oyunun sinematiklerini uzun ve gereksiz bulmuş. Ancak ben Mikkelsen ve del Toro’yla sanal bir iletişim kurmaktan memnunum. Oyunun bence en gereksiz vurgusu, ünlü bir enerji içeceği markasının yerleştirdiği ürünler oluşmuş.

Death Stranding: Bir daha götür Sam

Ya köprüler kuracağız ya da onları yıkacağız

“Death Stranding”in ana fikri bağlantı. Hideo Kojima bunu şöyle açıklıyor: “Çağımız bireysellik çağı. İnternet sayesinde hiç olmadığı kadar birbirimize bağlıyız. Ancak eninde sonunda insanlar birbirlerine saldırıyor.”

Kojima modern toplum hakkında mesajı olacak bir oyun yapmak istemiş: “Başkan Trump bir duvar inşa ediyor. İngiltere  Brexit’le AB’den ayrılmak istiyor. Bu, birçok duvar varmış ve insanlar yalnızca kendilerini düşünüyormuş gibi hissettiriyor. Death Stranding’de bağlantıyı temsil etmek için köprüleri kullanıyoruz. Onları kullanma ya da yıkma seçenekleri var. Böylece insanlar bağlantının anlamını sorgulayacak.”

Oyununun herhangi bir ülke veya topluluğu hedef almadığını söyleyen Kojima, insanları tekrar bir araya getirmenin kendisi için evrensel bir tema olduğunu vurguluyor: “Bağlandığımızda birbirimize karşı sorumluluğumuz olur. Ama sosyal medyada böyle bir sorumluluk yok gibi. Birbirimizi umursamak iyi hissettirir. Eskiden böyleydik; insanların hatırlamasını ve oyunumda hissetmesini istiyorum.”

Yalnızlar kulübü

Fazlasıyla yalnızlığa meyilli olduğunu söyleyen Kojima, dünyada ve özellikle oyuncular arasında birbirine benzer çok insan olduğunu belirtiyor: “Yalnız insanlar Death Stranding’i oynadığında, dünyanın dört bir yanında kendileri gibi insanlar olduğunun farkına varacak. Bu onları rahatlatacak. Oyunu oynarken hissetmelerini istediğim de işte bu.”

Özellikle online oyunlarda insanları birleştirmek hiç de kolay değildir. Kooperatif olması gereken bir oyunda alçağın teki gelir, gıcıklığına gelir sizi sırtınızdan bıçaklar.

Kojima’nın buna çözümü, Death Stranding’de oyuncuların yalnızca birbiriyle pozitif etkileşime girebilecek olması: “Diğer oyuncularla yalnızca ‘beğeni’ yoluyla iletişim kurabileceksiniz. Olumsuz bir etkileşimin yolu yok. Kısa zamanda diğerlerinin kullanması amacıyla bıraktığınız eşyalar için dünya çapında teşekkürler almaya başlayacaksınız. Oynarken, diğerlerini, onlara nasıl yardım edebileceğinizi düşüneceksiniz.”

Death Stranding: Bir daha götür Sam