Motosiklet kullanmaya 2004’te trafiğe isyan ederek başladım. 

Evimle o dönem Milliyet’in Bağcılar’daki merkezi arasındaki 19 kilometrelik yolu 1.5-2 saati alan sürelerde kat etmem, beni motosiklet öğrenmeye teşvik etti. 

BMW Rider Academy ve Honda’dan iki çok iyi eğitimin ardından, o dönem 125 cc’lik motosikletimle trafik ne olursa olsun işe en fazla 30’ar dakikada gidip gelmeye başladım.

Artık günde en az 2 saat bana kalmıştı. 

Bugüne kadar 3 motosiklet eskittim, birçoğunu denedim; yurt içi ve dışında  2 tekerlekle 200 bin km’nin üzerinde yol yaptım.

Yoğun kar yağışı ve buzlanma dışında her hava şartında şehir içi ulaşımımı motosikletle sağladım. 

Motosiklet tarihimde “benden kaynaklanan” tek bir kaza yapmadım; trafik kurallarına hep uydum; hiç ceza almadım. Kaldırıma çıkmadım, ters yönden gitmedim. 

2008’de Marmaris-Datça arasında 110 km/s hızla yol alırken bir anlık dikkatsizlikle koca bir taşın üzerinden geçtim. 

Hayatımın film şeridi gibi gözümün önünden aktığı, motosikletin “kıçı başı ayrı” o 100 metreden sonra bile düşmedim ama hızımı artık hep hatalarımı, açıklarımı kapatabilecek düzeyde tuttum. Ayrıca hıza ne gerek, motosiklet ruhani bir iş.

Yaşam kalitesini artırır

Taşradaysanız doğanın, burnunuzda tüten nefis kokuların tadını çıkarırsınız. 

Metropolde motosiklet sizi çılgın trafikten soyutlar, yaşam kalitenizi artırır; erkenden işinize evinize varırsınız. 

Tanıdığım, birlikte yol aldığım birçok arkadaşım da motosikleti böyle bilir, anlattığım gibi kullanır.  

Milliyet’in değerli yazarlarından Yaman Törüner’in gazetenin 10 Temmuz tarihli nüshasında “Motosiklet kazaları” başlıklı bir yazısı yer aldı. 

Törüner, “Motosiklet kazalarında tanıdığı ölmeyen ya da sakat kalmayan kaç kişi var?” diye başlıyor, “Otomobil kullanıp, motosikletlerden şikayet etmeyen veya motosikletli kaza yapmamış olan var mı?” diye soruyor. 

Törüner, restoran kuryeleri başta, bazılarının alışkanlık haline getirdiği trafik ihlallerini sıralayıp, hepsini tüm motosiklet alemine mal ettikten sonra yazısını, “Ne olur, bu motosiklet terörünü sona erdirecek tedbirler alalım” diyerek noktalıyor. 

Motosikletleri yasaklayalım

Sayın Törüner. 

Türkiye’de motosiklet terörü yoktur, trafikte terör vardır.

En sağ şeritten normal hızımda seyrettiğim halde yol dışına atılmaya çalışıldığım, sıkıştırıldığım vakaların sayısını hatırlamıyorum. 

Bir gece Beşiktaş’ta kırmızı ışıkta durduğum için bana çarpıp kaçan dolmuş tarafından cezalandırılmıştım. 

Evet bazı motosikletçiler gerçekten kuralları hiçe sayıyor, korkutuyor. 

Ancak onların en az 100 katı kadar araç sürücüsü trafikte terör estiriyor.

Otobanda makaslar atanlar, babasının malı gibi kestiği köprülerde, TEM’de drift yapanlar, trafik dalaşlarında birbirini silahla vuranlar karşınıza çıkmadı mı, onların haberlerini hiç mi okumadınız? 

Türkiye’de herkesin en az bir değil birkaç tanıdığı otomobil kazalarında ölmüş ya da sakat kalmıştır.

Evet tedbirler alınması gerekiyor ama “motosiklet terörü”ne karşı değil, trafikte teröre karşı. 

Ve şunu unutmayın yollar motosikletler için de... 

Dağ bayır senin asfalt benim 

Yamaha Tracer 900

Yamaha’nın geçen yıl yavrusu 700’ünü denediğim Tracer 900’ünü 150 km. kadar İstanbul trafiğinde tecrübe ettim.  

Sport Touring sınıfına giren bu tip motosikletler hakkında en doğru yargıya aslında uzun yolda varırsınız. 

Şerhimi düştükten sonra öncelikle belirtmeliyim ki Tracer 900, kıvraklığı ve yağ ve yakıt tankları dolu yalnızca 210 kiloluk ağırlığıyla yani hafifliğiyle, her türlü şehir içi görevin de üstesinden kolayca gelebiliyor. 

Tip önemli bir kriter

Motosikletin değeri için en önemli kriterlerden biri tipidir. Tracer 900 da binicisini, kırmızı ışıkta diğer motosikletçilerin “Abi kaç para, kaç basıyor?” sorularına muhatap bırakarak bu kriter konusunda ipucu veriyor. 

Tracer 900, yüksekliği 845-860 mm arasında ayarlanabilir selesi ve dik sürüş konumuyla uzun yolda rahat bir sürüşü müjdeliyor.  

Tam dolu 18 litre deposu, yakıt ikmalsiz 350 kilometrenin üzerinde

yol demek ki Tracer 900, 100 km’de 5-6 litre benzin yakıyor.

Asfalt ağlatan MT-09’la aynı olan 847cc motoru Tracer 900’a tam 118 beygir gücü bahşediyor. Bu beygirlerin, biri agresif 3 farklı sürüş modunda hakkını vermek sizin tercih ve tecrübenize kalmış. 

Agresif kullanıma bile efendi ve yerinde tepkiler veren frenlerin asfalt dışı yüzeylerdeki reaksiyonuna ilişkin fikrim yok ama çok umutluyum. 

Süspansiyon ve ön cam, sele gibi, alet, edevatsız ayarlanabiliyor. 

Kullanışlı panel

Dijital gösterge paneli ve bilgisayarı, solda erişimi ve kullanımı kolay bir butonla binicinin motosikletiyle ilgili her türlü bilgi açlığını doyuruyor.  

Dolar kuru maalesef para gerektiren ideali olan herkesi kötü etkiledi.  

Yüzde 18 katma değer vergisi, üzerine yüzde 37 özel tüketim vergisini ekledikten sonra ortaya çıkan 48 bin 500 TL’lik etiket bile Tracer 900’ü hala erişilebilir bir motosiklet kılıyor. Bu paraya alınabilecek en iyilerinden biri...   

 

Yazarın Diğer Yazıları
Etiketler