1 kilo toz, 1 otoboz, 1 depo benzin 1 aylık gelir

Van'dan izlenimler: Gevaş'ta intihar eden koyun sürüsü, İran'dan benzin getiren "kamyon sürüsü", bizden önce uçağa bindirilen cenazeler...

Garanti Bankası'nın Anadolu Sohbetleri'nin 27.'sine katılmak üzere gittiğim Van'dan beynime çakılı kalan en sarsıcı fotoğraf bu. Yıllardır gazete ve TV'lerde kanıksadığımız rutin (!) haberlerden biri daha! Ama Van'dan bakınca, İstanbul'dakinden çok daha farklı görünüyor olay. Pazar sabahı saat 11 suları. Sıcak yaz gününün bu tatil sabahında sizler ya denizde ya piknikte ya da ailenizle birlikte evinizde dinleniyorsunuz. Ben de kızımla birlikte Van havaalanında uçağa binmek için bekliyorum. Uçak alanda duruyor, ama kapılar açılmıyor. Meğer önce cenazeler bindirilecekmiş. Türk bayrağına sarılı 2 tabut, askerlerin eşliğinde uçağa konduktan sonra sıra bizlere geliyor. Bir gün önce Hakkari'nin Şemdinli ilçesinde askeri aracın mayına çarpması sonucu şehit olan erlerimizin tabutlarıyla birlikte, içimizde tuhaf bir buruklukla İstanbul'a doğru yola koyuluyoruz... Uçakla Van, 2 saat sürüyor. Aşağı yukarı Roma, Zürih ya da Münih'e gider gibi. Oralara defalarca gittim, ama Van'a ilk gidişim. Milliyet TIR'ıyla Anadolu'yu dolaşırken Kars'a kadar gitmiştim de, Van denk düşmemişti.Bir yanda Urartu uygarlığının mücevher güzelliğindeki kümbet, manastır ve kaleleri, hemen yanı başında ancak resmi yetkililerin eskortuyla geçebildiğiniz tehlikeli bölgeler... Otobüsle yaptığımız Van turunda rehberimiz "Hakkari - Yüksekova 30 km uzağımızda" diye gösteriyor. Tekne turunda ise Ege'nin betonlaşmadığı yıllardaki asudeliğini anımsatan koylar... İşte Göcek, işte Datça... Dağların kadifemsi kıvrımları, sanki gerçek değil de sinema dekoru gibi... Ha Roma, ha Van! Bir gün önce Gevaş'tan geçerken bir dağın epey yükseklerinde, cetvelle çizilmiş gibi birbirine paralel upuzun konvoylar oluşturan 6 koyun sürüsünü hayretler içinde birbirimize göstermiş, fotoğraflarını çekmiştik. Ertesi gün gazetelerde tam da bizim o koyun sürülerinden birinin "toplu intihar" nedeniyle dünya basınına konu olduğunu okuduk. Öndeki koyun, uçurumdan atlayınca, arkasındaki 400 koyun da sürü psikolojisiyle peşpeşe uçurumdan atlamış. Zaten fotoğraflarını çekerken neden o kadar yüksekte olduklarına anlam verememiştik. İntihar eden koyunlar Rehber eşliğinde otobüsle Van turunda ilk anda anlam veremediğimiz bir başka görüntü ise Başkale civarında bizim E - 5 karayolunu andıran yoğun trafik ve dağlarda gördüğümüz koyun sürülerini andıran "kamyon sürüleri"ydi. Hem yanımızdan geçen, hem de karşı yönden vızır vızır peşpeşe gelen kamyonların tümü bomboştu. Bunlara ilaveten sadece karşı yolun kenarında yine koyun sürüsü gibi dipdibe park etmiş hafif yan yatmış kamyon sürüleri...İstanbul'a taş çıkartabilecek bu trafik, tahmin edeceğiniz gibi İran'dan sınır ticareti. Daha doğrusu akaryakıt ticareti. İran'dan litresi 6 YKr'ye alınan akaryakıt, sınırı geçtikten hemen sonra 10 YKr, Başkale'ye gelince 40 YKr, şehir merkezine gelebilirse 1.10 YTL, İstanbul'a gelirse 2.60 YTL oluyor. Tatlı kâr, ama riskli de. Çaresi yok, 1 kilo esrarla 1 otobüsün satın alınabildiği günler geride kalmış. Kamyon sürüleri Kaymakam Bey anlattı. Sınırdan uyuşturucu ve mülteci sokan kamyon yakalandığında bir daha trafiğe çıkmasına izin verilmiyormuş. Akaryakıtla yakalanırsa geçimini sağlıyor diye esnek davranılıyormuş.Kamyonların çoğu gıcır gıcırdı. Meğer Ford, sınır ticareti yapanlara yönelik deposu 930 litre olan kamyonlar üretmiş. Her geçişte 1 depo akaryakıta izin var. Miktar belirtilmemiş. Akaryakıt depoları 400 litreden 930 litreye çıkınca, kamyoncunun kazancı da 2 katından fazla artıyor. Ford akıllı ve hızlı davranarak bir niş yakalamış. Ford'un yeni kamyonu DEVAMI YARIN mtamer@milliyet.com.tr