10a mal olmuş fabrikanı 5e satacaksın!

Eğer bugünlerde satmaya mecbur kaldığınız bir malınız varsa, önce paradigma değiştirmeniz gerek. Evinizi kaça satın aldığınızın zerrece önemi yok. 100e aldığınızı 60a satabilirseniz öpüp başınıza koyun.Uzmanlara göre piyasaların canlanamamasının nedenlerinden biri de bu. Adam malını 100e üretmiş, üzerine kârını da koyunca ortaya bir fiyat çıkmış. Ama Cem Boynerin de dediği gibi tüketici artık gerçek değeri 100 olan bir mala 101 ödemiyor. Üreticinin fiyatlama politikasını mutlaka yeniden gözden geçirmesi, ambalajlamadan makam arabasına tasarruf sağlanabilecek her alanı gözden geçirmesi gerekiyor.Zordaki şirketleri satın alıp tekrar işler hale getiren kuruluşlara başvurular çığ gibi, ancak orada da sonuç yok. Çünkü ekonomik nedenlerle fabrikasının kapısına kilit vurmuş olsa da patron için önemli olan, o tesisin bugünkü değeri değil, kendisine kaça mal olduğu. Şu anki değeri 5 milyon dolar bile olmayabilir, ama kör ölse de patron için badem gözlüdür. "Fabrikası ona 12 milyon dolara mal olmuşsa, edebileceği fedakarlık ancak 2 milyon dolardır. 10 milyon dolardan aşağı inemez." Ve tahmin edebileceğiniz gibi fabrikayı da kimseye satamaz. Oysa boğazına kadar borçtadır, kredilerini geri ödeyememektedir. Yıllardır birlikte çalıştığı işçilerini işten çıkartmak zorunda kalmış olmanın vicdan azabını yaşamaktadır. Stres sonucu kalp krizi geçirip ölebilir ya da felçli kalabilir, ama paradigma değiştirip rahat bir soluk almayı beceremez.Aşağıdaki sütunlarda kriz sonrasında paradigma değiştirmeyi başarabilmiş bir şirketten mesaj var. Nasıl paradigma değiştirdiği anlatılmamış, ancak bugünün küresel ve yerel ortamındaki rekabet koşulları 3 cümleyle de olsa iyi özetlenmiş. İster eviniz, ister fabrikanız, hatta ister fabrikanızda üretip de kriz nedeniyle satamadığınız mallarınız olsun... Hiper rekabete uyum, krizi aşmada kolaylık "Gelişmiş ekonomilerin yeni yeni oluşan bir özelliği olan hiper rekabet ortamları, Türkiyenin gündemine de giriyor. Hiper rekabet ortamlarında kalite ve hız üstünlükleri yetmiyor, sürekli ve süratli yenilik yapabilme üstünlüğü de gerekiyor. Bu ortamlarda rekabet alanı, rekabet kuralları ve yöntemleri sürekli değişiyor. Korunabilen pazarlar yok oluyor.Piyasadaki dinamizmi organizasyon içine taşıyabilen, alışılagelmemişi düşünüp uygulayabilen ve imkansız denileni başarabilen şirketler, hiper rekabet ortamlarına uyum sağlayabilecekler. Otomasyon sektörü de bu bağlamda kendi küllerinden yeniden doğmaya çalışıyor.Biz, otomatik kontrol dünyasında 26 yıldır var olan Elimko olarak, ekonomik krizden büyüyerek çıkmaya çalışıyoruz. Global pazarın gözünün üstünde olduğu çok önemli bir ihaleyi Türkiyeye kazandırdık. Efes Pilsenin Rusyadaki fabrikasına şişe üretmek üzere kurulmakta olan RUSCAM fabrikasının hammadde hazırlama tesisi otomatik kontrol sistemi ve mekanik ekipmanları temin işini, global alandaki pek çok rakibimizi geride bırakarak üstlenmeyi başardık.Ekonomisi ranta dayalı ve yatırımları geri plana itmiş bir ülkede kriz dönemleri, krizi aşma yeteneği ve basiretine sahip bir kolektif iradeyi gerektirir. Kriz ortamları, çok zor da olsa firmaların güçlenebilmesi için iyi bir fırsat. Yeter ki yeni rekabet stratejileri geliştirilebilsin..." mtamer@milliyet.com.tr Ankaralı okurum Malik Aviralden gelen e - posta, krizi fırsata dönüştürmenin pekala mümkün olabileceğinin yeni bir örneği. Elimkonun Yönetim Kurulu üyesi Aviral, ekonomik krizden önceki günleri tamamen unutup, attığımız her adımda hiper rekabet ortamında yaşadığımızın bilincinde olmamız gereğine işaret ediyor: