130 nolu posta çuvalı, THY'de kayboldu

130 nolu posta çuvalı, THY'de kayboldu

     Faik Akın: "THY olarak posta takip sistemimizde bir kusurumuz olduğunu bu vesileyle öğrendik. Ve önlem olarak PTT'den teslim aldığımız her posta çuvalını 8 hazirandan itibaren bilgisayara da kaydetmeye başladık. Artık THY'den kaynaklanan bir aksaklık söz konusu olmayacak."
       Başbakanlık Denetleme Kurulu Başdenetçisi Hüseyin Yücel'in Amerika'da master yapan oğlunun Green Card hakkının yanmasına, THY'nin ihmalinin neden olduğu ortaya çıktı.
       THY Basın ve Halkla İlişkiler Koordinatörü Faik Akın, Yücel'in APS gönderisinin de içinde bulunduğu 130 nolu posta çuvalını PTT'den teslim aldıklarına ilişkin belgenin ellerinde olmasına rağmen, Amerikan Posta İdaresi'ne teslim ettiklerine ilişkin belgenin bulunmadığını bildirdi.
       Konuyu detaylı olarak araştırdıklarını kaydeden Akın, "bu konuda bizim kusurumuz var. New York ofisimizde kargoyu takiple görevli kişi, 2 ay önce merkeze alınmış, ancak yerine atama yapmayı ihmal etmişiz. New York'taki THY büromuzun burada bir idari atlaması var. Meşhur 130 nolu çuvalı Amerikan Posta İdaresi'ne teslim ettiğimize dair bir belge yok elimizde. Çuval, THY'nin namusuna teslim edilmiş ve orada kaybolmuş görünüyor" dedi.
       Özeleştiri yaparak, hatalarını kabul ettiklerini dile getiren Akın, "bir musibet bin nasihatten iyidir" misali bu olaydan yola çıkarak, nasıl bir önlem alabilecekleri üzerinde kafa yorduklarını ve sonunda THY'nin dünya çapında birbirine bağlı bilgisayar ağına, teslim alınan postaların da anında girilmesine karar verdiklerini bildirdi.
       "Zaten muhasebe sisteminin takibi için de bu gerekli" diyen Akın, bundan böyle PTT'den her teslim aldıkları posta çuvalı için PTT'ye "teslim alındı" belgesi verilirken, bilgisayara da kayıt yapılacağını ve aynı anda New York'taki THY ofisinde kargoyu takiple görevli kişinin de bilgisayarında kaç tane çuvalın gönderilmekte olduğunu görebileceğini, eğer o çuvallar Amerikan Posta İdaresi'ne teslim edilmeyip "teslim edildi" belgesi alınmazsa, kargo görevlisinin sorumlu tutulacağını söyledi.
       "Son 2 aydır kaybolan çuvalların sorumlusu belli değildi, ama 8 hazirandan itibaren artık bu tür aksaklıklar yaşanmayacak. Yaşandığı takdirde de sorumlusu açıkça belli olacak ve THY içinde ihmali olan varsa, cezasını ağır bir bedelle ödeyecek," dedi.

       "Sayın Tamer,
       DHL yerine PTT'yi tercih eden sayın Yavuz Donat'ın gönderisinin kaybolduğunu, köşenizde okudum. Kötü bir şans.
       Bugüne kadar ABD'ye PTT ile gönderdiğimiz APS'lerin tümü yerine ulaşırken, 30 nisanda Amerika'da doktora yapan kızıma DHL'le gönderdiğim 5 kilo ağırlığındaki paket kayboldu. DHL; kayıp deyip hiçbir mantıklı açıklama yapmıyor. Üstelik beni yanlış yönlendirdikleri için zararımı da karşılamıyor..."
       İstanbullu okurumuz Tülin Tuğcu'nun elektronik postayla gönderdiği mektup, bu satırlarla başlıyor. Tuğcu, kızına yazlık giysilerden oluşan bir paket hazırlamış. Paketin içine 3 pantolon, 2 tişört, 3 etek, 2 elbise, 4 bluz ve 3 çift de ayakkabı koymuş. 5 kilo tutan gönderi için DHL'e 155 dolar gibi yüklü bir ücret ödemiş.
       Proforma faturaya da paketin toplam değerini 500 dolar olarak beyan etmiş. Ancak paketi teslim alan DHL görevlisi, bu rakamın ABD gümrüğünde sorun yaratacağını söylemiş. Bunun üzerine yeni bir proforma fatura hazırlayarak paketin değerini 105 dolara indirmişler. Görevli, kendisine sigortalama konusunda ise herhangi bir bilgi vermemiş.
       Aradan birkaç gün geçip de paket yerine ulaşmayınca kızı Amerika'dan, Tuğcu buradan DHL'i aramaya başlamışlar. Kızının bağlantı kurduğu Albany NY'deki DHL görevlisi, paketin henüz İstanbul'dan bile çıkmadığını söylerken, İstanbul'daki DHL yetkilileri doyurucu bir bilgi verememişler. Tuğcu son çare olarak DHL'in Brüksel'deki merkezine e - posta göndererek paketin akıbetini öğrenmeye çalışmış. Ve sonunda paketin kaybolduğu ortaya çıkmış.
       Kızının zevkine uygun giysiler seçmek için günlerce koşuşturan Tuğcu, DHL'den tazminat olarak ancak beyan ettiği 105 doların ödeneceğini öğrenince çileden çıkarak köşemize başvurmuş.
       Tuğcu, elektronik posta mesajının son bölümünde "DHL önce, taşıma ücreti olan 155 doları da ödemeye yanaşmadı. Bir sonraki gönderide bunu kullanabileceğimi belirtti. Ancak zorlayarak 260 doları (105 + 155) geri alabildim," diyor.
       Arkadaşımız İlkay Özcan'ın konuyu DHL yetkililerine iletmesinin ardından ticari ilişkiler direktörü Koray Özbay imzalı bir yanıt geldi. Özbay, okurumuzun paketi için tüm toplama, geçiş ve ayrım noktalarında detaylı bir araştırma yaptıklarını, ancak paketi bulamadıklarını belirtiyor.
       Koray'a göre okurumuza 105 dolar tazminat ödenmesi normal: "Konşimentonun arka bölümünde DHL'in maksimum sorumluluk limitinin ticari değere ya da gönderenin nezdindeki değerine bakılmaksızın 100 dolarla sınırlı olduğu belirtiliyor," diyor.
       Bu durumda Tuğcu'nun proformadaki değeri 500 dolar olarak belirtmesi de çok önemli olmuyormuş. Beyan ettiği değeri tam olarak alabilmesi için 10 dolar sigorta primi ödemiş olması gerekiyormuş.
       DHL'in aynı zamanda sigorta hizmeti de veren bir kuruluş olduğunu belirten yetkililer, beyan edilen değer 1000 dolar kadarsa 10 dolar prim alındığını, 1000 ile 10 bin dolar arasındaysa beyan edilen değerin yüzde 2'sinin talep edildiğini belirtiyorlar.
       Okurumuza paket kaybolduktan sonra, "niye sigortalı göndermediniz?" diye sormuşlar. Tuğcu ise, "kimse bana sigortadan söz etmedi. Ta ki paketi kaybedene kadar," diyor.

       "Sayın Tamer,
       Bugün postadan yaklaşık 2 kg ağırlığında bir paket aldım. Paketin üzerinde, gitmesi gereken adres olarak Dominik Cumhuriyeti yazıyor ve sanıyorum paket, New York, Syrcause'dan gönderilmiş.
       Postacı paketi getirdiğinde, bana ait olamayacağını düşünmedim. Çünkü yurt dışında abone olduğum sürekli yayınlar var. Bu koca paketin bana getirilmesinin nedeni de bu galiba. Zira bana gelen yayınlar, yolunu kaybetmiş bu paketin zarfına benzer zarfla gelirler.
       Postacı, paketle birlikte elime bir kağıt tutuşturdu. Bu kağıdın üzerinde benim adresim vardı. Belli ki postane görevlileri, paketin üzerindeki adrese anlam veremeyip, bana ait olabileceğine kanaat getirmişler.
       Daha da komiği, zarfın üzerinde İngilizce olarak "yerine ulaştırılamazsa, PO box 2750 1000ct Amsterdam adresine gönderiniz" yazıyor.
       Paketin içinde ise 13 ayrı dosya olarak Carrier firmasının, bir klima modeline ait olduğunu düşündüğüm teknik çizimler var.
       Dominik Cumhuriyeti neresi, Türkiye neresi? Bunu düşündükçe kahkahalarla gülesim geliyor."
       PTT yetkililerinin, konuyu araştıran arkadaşımız İlkay Özcan'a verdikleri yanıtlar da, İstanbullu okurumuz Can Yaver'in elektronik postayla gönderdiği bu mektup kadar ilginç.
       Anadolu Yakası Posta İşleme Merkezi yetkilileri, bizzat okurumuzun evine giderek paketi alıp incelemişler ve şu konularda hayrete düştüklerini açıkça ifade etmekten de kaçınmamışlar:
       * ABD'nin hemen altındaki orta Amerika'daki Dominik Cumhuriyeti'ne gönderilmek üzere postalanmış olan bu paketin, hangi mantıkla Türkiye'nin yolunu tuttuğunu anlayamadık.
       * Bu paketin gümrükten nasıl geçtiği de akıl alır gibi değil.
       * Dağıtımı yapan postacı, sürekli orada çalışan ve o bölgeyi çok iyi bilen deneyimli biri. O gün Yaver'e yurt dışından gelen başka gönderilerle birlikte o paketi de götürmüş.



Yazara E-Posta: M.Tamer@milliyet.com.tr