17 Ağustos depreminin 2 suçlusu!

Afete Karşı Sivil Koordinasyonu Destekleme Derneğinin hazırladığı Afet Saha Araştırma Raporu var önümde. Açık Toplum Enstitüsünün katkısıyla İletişim Yayınlarından yeni çıkmış. 3lü koalisyonun nasıl çöktüğü, tüm mekanizmalarıyla siyasete güvenin sıfıra indiği, sadece depremzedelerin değil yardıma koşanların da devletin ve yerel yönetimlerin içine işlemiş soygun çarkıyla ilk kez bu kadar net yüzleştiği bir deprem sonrasını, sivil toplum açısından değerlendiren ilginç bir kitap. Dün 17 Ağustos Marmara Depreminin beşinci yılıydı. Çeşitli anma törenleri düzenlendi. Siyasetçiler, ilk yıllara oranla daha kısık sesle de olsa üzüntülerini dile getirdiler. Medyada, değişik bakış açılarıyla 5 yılın bilançosu çıkarıldı. Vaat edilip de yapılmayanların listesi uzayıp gidiyor, ama beklenen büyük depreme karşı "önlem" adı altında yapılan gereksiz harcamaların ve vurgunların listesi çok daha uzun! Örneğin Sivil Koordinasyon Merkezinden değerli meslektaşım Ümit Kıvanç, deprem ertesinde hepimizin afet bölgesine koşma histerisine tutulmamızı şöyle değerlendiriyor:"Türkiyede depremden sonra sivil toplum şahlandı gibi laflar edildi, ama hiç de öyle olmadı. Sadece insanlar, aslında gayet normal bir şekilde, hakları olan kamusal alan diyebileceğimiz bir alanın da varolabileceğini ve buraya girip çıkmanın kendileri için normal bir şey olduğunu geçici olarak fark ettiler.(...)En sıcak, herşeyin çok yoğun yaşandığı o günler geride kalıp da daha uzun soluklu işlerin yapılması gerektiği zaman ise, o hareketliliğin motoru rolünü oynamış, öncüsü olmuş grupların yavaş yavaş ikinci - üçüncü plana geçişini izledik. Çünkü artık bina yıkılmıyordu. Ölen ölmüştü. Artık yapılması gereken büyük işler vardı! Maalesef böyle işleri uluslararası finansmanı bulunan birtakım mekanizmalar üstlendi, benim hiç çekinmeden sivil toplum sosyetesi diye adlandırabileceğim başka birileri ortaya çıkmaya başladı." Sivil toplum sosyetesi Afete Karşı Sivil Koordinasyonu Destekleme Derneğinden Serkan Küçük ise depremin ertesinde hayranlıkla izlediğimiz, ancak zaman içinde gösteriş ve piara dönüşen arama - kurtarma faaliyetlerindeki çokbaşlılık ve koordinasyonsuzluğun altını çiziyor: "Ordu hemen arama kurtarma taburları oluşturduBelediyeler kendi ekiplerini kurduSivil savunma hızla düzeldiÖzel şirketler bu işe çok fazla ağırlık verdi Gönüllü kuruluşlar da devreye girdi Ve sonuç olarak Türkiye, arama - kurtarma malzeme çöplüğünün, aramacı - kurtarmacı enflasyonunun olduğu bir ülke haline geldi."17 Ağustosla ilgili dünkü gazetelerdeki yazı ve yorumlarda ise Erdal Şafakın Sabahtaki başyazında şu satırlara takılıp kalıverdim:"Marmara depreminin hesap veren tek müteahhidi Veli Göçer davasında son durum: Konyada görülen ve Veli Göçerin tutuksuz yargılandığı davanın son duruşmasında mahkeme, inşaat işlerinden anlayan yeni bir bilirkişi oluşturulmasına karar verdi. Ve duruşma, 40. kez ertelenerek 14 Eylül 2004e bırakıldı." Arama-kurtarma çöplüğü Veli Göçer, depremin üzerinden 5 koca yıl geçtiği halde henüz hüküm giymemiş, hatta beraat etmeyi umuyor. Pekiyi ya ben? Asistanım Özlem Sönmez, dün dijital arşivde depremle ilgili birkaç veriye ulaşmaya çalışırken 28 Eylül 2000 tarihli Milliyette bakın hangi habere rastlamış: "17 Ağustos depreminin ardından ceza alan ikinci isim, eksik malzemeyle bina yapan müteahhitler değil, Milliyet yazarı Meral Tamer oldu." Biliyorsunuz deprem sonrasındaki yazılarım nedeniyle Süleyman Demirele hakaretten 16 ay hapis cezasına çarptırıldım. Demirel o dönemde Cumhurbaşkanı olduğu için hapis, para cezasına çevrilemedi. 16 aylık hapis cezası 2001 nisanında onandı ve ben "sabıkalı" oldum. Geçmişte sabıkam olmadığı için cezam 5 yıl ertelendi. 17 Ağustos faciasından Türkiye olarak hangi dersleri çıkarttık? Başlangıçta olumlu birkaç noktayı hemen sıralayabilirdim belki. Ama 5. yılın sonunda bu soruya verebilecek olumlu tek bir yanıtım yok. Ne toplum olarak yakaladığımız dayanışmayı sürdürebildik, ne sivil toplumun gücünü keşfettik, ne bizi bekleyen büyük deprem için gerekli önlemleri alabildik! mtamer@milliyet.com.tr Veli Göçer ve bendeniz