40 yıllık 3 kurum: İKSV, Koleksiyon ve Milliyet Sanat

Önce İstanbul Kültür Sanat Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Bülent Eczacıbaşı’ndan “40. yılımızı kutluyoruz” diye davet aldım.
Vaaaaay, demek 40 yıl olmuş diye düşünürken, Koleksiyon Mobilya’nın 40. yıl kutlamaları kapsamında her ay yapılacak paneller dizisinin ilki için Faruk Malhan’dan e-posta geldi.
Rahmetli Nejat Eczacıbaşı’nın yaşını-başını düşününce İKSV için 40 yıl tamam da, ODTÜ’deki öğrenci eylemleriyle ilgili anılarını keyifle dinlediğim Faruk Malhan, hangi ara Koleksiyon Mobilya’yı kurmuş da aradan 40 yıl geçmiş? Kendisine sordum, üniversiteden mezun olduğu yıl kurmuş; yani 23-24 yaşında. Kendi üniversiteden mezun olduğum halimi düşünüyorum da... Adam olacak çocuk o yaşlarda belli oluyor demek!
Koleksiyon Mobilya’nın ilk yıllarını hatırlamıyorum, ama saygınlığından hiç yitirmeden taş üstüne taş koyarak, yaratıcılıkta sınır tanımayarak bugünlere geldiğini takdirle izliyorum.

Cumhuriyet’in 50. yılında
Salı günü akşam üstü Koleksiyon Mobilya’nın Tarabya’daki merkezinde, Türkiye için 2012’nin öncelikli gündemini oluşturan ekonomi, finans ve dış politikada Osman Ulagay, Prof. Güngör Uras, Soli Özel, Ali Ağaoğlu ve 50 kişilik bir grupla geniş bir ufuk turu yaptık. Ardından da Faruk Malhan’ın pişirdiği enfes yemeklerin eşliğinde sohbetimize devam ettik.
Tesadüf bu ya, Bülent Eczacıbaşı da aynı gün aynı saatlerde İKSV’nin yeni merkezi Deniz Palas’ta 40. yıl kutlamalarının açılışını yapıyordu. Cumhuriyet’in 50. yılına armağan olarak 1973’te kurulan vakfın ilk yıllardaki tek faaliyet alanı, kurucusu Nejat Eczacıbaşı’nın da yakından takip ettiği klasik müzikti.
Ben vakfın ilk yıllarını anımsamıyorum, ancak sıkı bir klasik müziksever olarak Nejat Bey sayesinde, o dönemde karşımda kanlı-canlı çalmalarını hayal bile edemeyeceğim dünyaca ünlü virtüözlerin ve orkestraların İstanbul’a gelmelerini sağladığı için kendisine hep müteşekkir olmuşumdur.
İKSV giderek dallanıp budaklandı; Tiyatro Festivali’nden Film Festivali’ne, Caz Festivali’nden Bienal’e uzandı. Dünyadaki kültür ve sanat üretiminin en seçkin örneklerini, yeni girişimleri ve sanat akımlarını İstanbul’daki sanatseverlerin ayağına kadar getirdi. İstanbul’un, uluslararası kültür-sanat platformunun önemli merkezlerinden biri haline gelmesinde kilit rol oynadı.
Bülent Eczacıbaşı’nın da 40. yıl kutlamalarının açılışında dile getirdiği gibi “İKSV artık, kültür-sanat politikalarının oluşturulmasında da etkin rol oynamak istiyor.”

Abdi Bey’le Şakir Bey
Gazetede bu yazıyı yazarken, Milliyet Sanat Dergisi’nin Genel Yayın Yönetmeni Filiz Aygündüz’le karşılaştık. Zaten aynı katta çalışıyoruz. Ben 2 kurumun 40. yılından söz edince Filiz, gözleri parlayarak “Biz de bu yıl 40. yılımızı kutlayacağız” demez mi?
Bir kültür-sanat dergisinin 40 yaşını idrak etmesi müthiş doğrusu! Filiz’den kuruluş hikâyesini dinledim: Milliyet’i Milliyet yapan her olayda olduğu gibi yine karşıma rahmetli Abdi İpekçi çıktı. Abdi Bey, 1972 yılının yaz aylarında rahmetli Şakir Eczacıbaşı’na gidiyor ve Milliyet için haftalık sanat eki yapmasını istiyor. O sırada Sanat Yaprağı adlı bir dergi çıkaran Şakir Bey önce vakitsizlikten yakınsa da, sonradan Abdi Bey’e haftalık sanat eki yerine bir ekip kurup, 15 günde bir yayınlanacak sanat dergisi çıkarmayı öneriyor. Abdi Bey’le Şakir Bey hemen kolları sıvıyorlar ve 29 Eylül 1972 günü Milliyet Sanat’ın ilk sayısı okuyucuyla buluşuyor.