48 saat sonra sandık başındayız

Şoförüm sıkı MHP’li, ama pazar günü oyunu Kadir Topbaş’a verecek. Neden diye sorduğumda “MHP’li adayın hiç şansı yok, AKP’li belediye de iyi çalışıyor” diyor. Ama bana sorarsanız asıl neden metrobüs. Metrobüsle birlikte hayatı o kadar rahatladı, her gün işe gidip gelirken çektiği yoğun trafiğin stresi o kadar azaldı ki...
15 yıllık eski şoförüm ANAP’lıydı, sonraları oyunu DYP’ye verdi. AKP’ye oy vermemeye yeminliydi; ama geçenlerde karşılaştığımızda onun da bu kez oyunu Büyükşehir’de AKP’ye vereceğini hayretle öğrendim. İlçede Mustafa Sarıgül’e verecek, ama “Büyükşehir’de Kemal Kılıçdaroğlu’na oy vermem, yanında Gürsel Tekin olmasa, sorulan sorulara cevap bile veremez” diyor. Metrobüsü o da çok takdir ediyor ve kullanıyor. Zaten İstanbul’da AKP’li belediyelerin projelerinin, halk arasında yapılan geniş anketler sonucu oluşturulduğunu biliyoruz.
Ev işlerindeki yardımcım, Zeytinburnu’nda oturuyor; bu kez eşi ve 2 çocuğuyla hep birlikte Kadir Topbaş’a oy verecekler. Eskiden CHP’liydiler, ama bu seçimler AKP’ye ilk oy verişleri değil. Önce biri, sonra diğeri, derken bu kez tümü...
Kızımın yakın arkadaşı modern, aklı başında bir genç kadın; Kılıçdaroğlu’nu yolsuzluk dosyalarını açıklarken pek beğeniyordu, belediye başkan adayı olarak ekranda dinleyince pek etkili bulmadı. Oyu boşa gitmesin diye Kadir Topbaş’a verecekmiş. Caddeler tertemiz, “Yolları çiçeklendirmesi bile yeter” diyor.

Başbakan ürkütüyor
Yıllarca Murat Karayalçın’ın SHP’si, Ecevit’in DSP’si, ÖDP ve Baskın Oran gibi bağımsızlar arasında gezinen bendeniz, Kılıçdaroğlu’nun İstanbul adayı olarak açıklandığı ilk gün, “Baykal’a rağmen oyum Kılıçdaroğlu’na” diye yazmıştım. Ancak geçen hafta İstanbul mitinginde taraftarlara Kılıçdaroğlu yerine Baykal’ın hitap etmesi tepemi attırdı. Ve yıllar sonra ilk kez CHP’ye oy verecekken yine vazgeçtim; ancaaaak bu kez de aldı mı beni kime oy vereceğim diye kara kara bir düşünce!
Neyse ki imdadıma Başbakan Erdoğan yetişti. Haberleri dinlemek için TV’yi açtığımda, en öfkeli yüz ifadesi ve yüksek perdeden hırçın bir ses tonuyla MHP lideri Bahçeli’ye “Gel sana harcırahımı sadaka olarak vereyim” diye bağırıyordu. “Tamam” dedim, iyi ki Kılıçdaroğlu var ve ben gözlerimi kapatıp oyumu CHP’ye verebileceğim ki, Başbakan iyice “Ali Kıran Baş Kesen” kesilmesin!

Genel izlenimler
Benim endişem şu: Erdoğan, ekonomik krize rağmen açık ara birinci parti olacağı için, aynı kavgalara devam edecek, çünkü bu tavrını halkın desteklediğini düşünecek.
Kabul etmeliyiz ki Erdoğan seçim kampanyası süresince kendi açısından başarılı bir performans sergiledi. Parti örgütü de çok profesyonel bir kampanya yürüttü, AKP, devlet imkânlarını da kendi yararına çok iyi seferber etti. Taa Necmettin Erbakan’dan bu yana süren örgütlenme modeli de, AKP’nin başarısına önemli katkı sağladı.
CHP, bu seçimlerde laiklik ve irtica kelimelerini ağzına almamakla çok isabet etti. Gürsel Tekin, İstanbul’da CHP’ye dinamizm ve açılım getirdi; Kılıçdaroğlu ile birlikte iyi bir rüzgâr estirdiler. Seçim kampanyası süresince bütün liderler tek kişilik gösteri yaptılar, ama başkan adaylarını konuşturmayıp sadece liderini konuşturan tek parti CHP oldu.