54 bin cep telefonunu kim susturdu?

54 bin cep telefonunu kim susturdu?

Meral TAMER

Türk Telekom, son ödeme tarihi 5 ocak olan faturaları yollarken, bilgisayara yanlışlıkla 20 aralık tarihini girince, 44 bin Turkcell ve 10 bin Telsim abonesinin telefonu hiç borcu olmadığı halde görüşmelere kapatıldı.
Türk Telekom, bu sefer de cep telefonu abonelerine bir azizlik yaptı. Yanlış girilen tarih yüzünden binlerce Turkcell ve Telsim abonesinin telefonu, geçtiğimiz hafta başında bir anda çalışmaz oldu.
Telsim abonesi İsfendiyar Çukur, bu durumda olanlardan biri. Hiç borcu olmadığı halde telefonu 23 aralıkta kesilmiş. İşi gereği sürekli dışarda bulunan Çukur'u arayanlar "aradığınız numara, santralimizde kayıtlı değildir," gibi tuhaf bir mesajla karşılaşmışlar.
Okurumuz Telsim'den doyurucu bir açıklama alamadığı için konuyu bize iletti. Bizi aradığında telefonu hala kapalıydı.
Telsim yetkilileri, arkadaşımız İlkay Özcan'a da bilgi vermekten kaçındılar. Faturalandırma işleminin Türk Telekom'a ait olduğunu belirtmekle yetinirken sadece "biz, ancak borçtan dolayı telefonu kesecek olursak, böyle bir mesaj geçeriz" dediler.
İlkay'ın sorularını yanıtlayan Türk Telekom yetkilileri ise telefonların, bilgisayar hatası yüzünden kapatıldığını belirttiler. Türk Telekom, son ödeme gününü 5 ocak yerine yanlışlıkla 20 aralık olarak girince, gerek Telsim gerekse Turkcell'den pek çok abone, durduk yerde borçlu duruma düşmüş. Bu arada 5 ocak tarihli faturanın, daha ellerine bile geçmediğini de ekleyelim.
Türk Telekom, durumu farkeder farketmez bilgisayardaki 20 aralık tarihini silip yerine 5 ocak tarihini girmiş. Ama aradaki süre içinde çok sayıda cep telefonu abonesi, hiçbir hatası yokken mağdur edilmiş olmuş.
Türk Telekom yetkilileri, yanlışlığa kurban giden abone sayısının birkaç binle sınırlı olduğunu belirtiyorlar. Ancak İlkay'ın değişik kaynaklardan aldığı bilgiye göre yaklaşık 44 bin Turkcell abonesiyle 10 bin Telsim abonesinin telefonları bu yüzden kesilmiş.
Bu arada okurumuzun telefonu da biz devreye girdikten sonra açıldı.

Hani bir dokun, bin ah işit derler ya...
İstanbullu okurumuz Osman Kaan Erol'un elektronik postayla gönderdiği motosiklet yazısını yayınlayarak biz de bu konuya bir dokunalım dedik ve bir baktık ki motosikletli yazıların ardı arkası kesilmiyor.
Çocuk ve gençlik kitapları yazan Filiz Tosyalı, Türkiye'de dileyen herkesin yaşına - başına bakmadan motosiklet kullanabilmesi gerektiğini söylüyor. Bunun toplum tarafından artık yadırganmamasını, tam tersi özendirilmesini istiyor. Üstelik İstanbul'un yoğun trafiğiyle boğuşanlardan bir bölümüne soluk aldırabileceğini de hatırlatıyor. Motosiklet deyince de öyle süslü - püslü, büyük ve abartılı olanları değil, küçük ve gösterişsiz motosikletleri kasdettiğini özellikle vurguluyor.
Başka bir deyişle motosikletin yalnızca bir alt - kültür olarak görülmesinin yanlış olduğuna dikkat çekiyor ve günlük yaşam içinde sıradanlaşmasını son derece yararlı buluyor.
Aynı zamanda Kazasker Lions Kulübü'nün kurucu başkanı olan Tosyalı'nın elektronik posta mesajından, motosikleti yalnız bu kimlikleriyle değil bir anne olarak da desteklediği anlaşılıyor:
"İçişleri Bakanı'nın da hazır bulunduğu bir toplantıda Kazasker - Lions olarak İstanbul'un trafik sorunlarıyla ilgili çözüm önerilerimizi sunmuştuk. Bunlardan en önemlisi de motosiklet kullanımının yaygınlaştırılmasıydı.
Son model arabalarla pazara ve çarsıya gitmek zorunda kalmamalıyız. Yaşımıza aldırmadan küçücük motosiklerle arkadaş toplantılarımıza, iş görüşmelerimize gidebilmeliyiz. Ayakkabılarımızı çantamıza koyar, gittigimiz yerlerde giyme zahmetine katlanırız. Birileri bizi teşvik etmeli.
Üniversiteye 3 yıl önce başlayan oğlum, çevrenin uyarılarına aldırmadan bu motorlardan biriyle okuluna gitmeye başladı. Gösterişsiz, küçük ama güvenli bir motor bu. Arabası olmasına rağmen 3 yıldır ulaşımını motoruyla sağlıyor. Küçük kızım da on altısına geldiğinde lisesine böyle bir motorla gitmeye hazırlanıyor.
Oğlum neler kazandı? Yarım saat gibi kısa bir zaman içinde köprüden geçip okuluna gidebiliyor. Son derece ekonomik. Özel giysisiyle motor kullandığı için hava koşullarından etkilenmeyen oğlumun, park sorunu ise hemen hemen hiç yok. Hızı çok normal. Çünkü bu motor gösteriş için kullanılmıyor.
İnsanlar böyle bir ulaşım için özel yollar, şık ve büyük pahalı motorlar beklemesin. Sürücüler motor kullananlara saygı göstersin yeter.
İstanbul'un hava koşulları, biraz dikkat edilir ve özel giysiler giyilirse kışın da motor kullanmaya çok uygundur. Motosikletli mutlu kişilerle yapılan bir - iki televizyon programı çok yararlı olacaktır."

Günümüzde herkes, tek kuruşun bile hesabını yaparken, 20 yıl önce 15 lira olarak alınmış depozitonun bugün yine 15 lira olarak geri ödenmesi hangi mantığa sığar?
Enflasyonun yüzde 2-3 olduğu ABD'de bile depozito geri ödemelerine faiz uygulanırken, İSKİ ve İGDAŞ'tan, yönetmelik bahanesinin arkasına sığınmak yerine TEDAŞ ve AKTAŞ'ı örnek almasını bekliyoruz.
Elektrikte yeni aboneden ne kadar depozito ücreti alınıyorsa, abonelikten ayrılmak isteyene de o kadar para geri ödeniyor. Onların önünde de yönetmelik engeli var.
İSKİ, TEDAŞ, AKTAŞ, İGDAŞ gibi kamu hizmeti veren kuruluşlar, sözleşme imzalarken abonelerden depozito ya da güvence bedeli adı altında aldıkları parayı, abonelik sona erdiğinde geri ödemek zorunda. Ancak geri ödemenin biçimi de önemli. Hele de bizim gibi kronik yüksek enflasyonla yaşanan bir ülkede.
Uzun süre Amerika'da çalışan Alpay Dinçkoç, bu depozito meselesine kendi deyimiyle "kafayı takmış." Türkiye'deki uygulamayı eleştirirken ABD'den de örnek veriyor:
"Diyelim ki, yeni abone olurken benden 10 milyon lira alıyorlar. Üç yıl sonra aboneliğimi sona erdirmek istediğimde bu para kuş oluyor. Neden Türkiye'de depozitolar, olması gereken değere yükseltilmiyor? Bu bir soygun. Enflasyonun yüzde 2 - 3 olduğu Amerika'da bile parayı faizlendiriyorlar.
Bu yüzden benim suyum, elektriğim başka insanların adına kayıtlı. Bu problemin çözülmesi kiracılık kurumunu da rahatlatır. Her gelen kendi adına hesap açtırır, çıkarken de kapatır. Bu arada depozitosunun kendi kendine erimeyeceğini bilir."
Eriyen depozitolardan rahatsızlık duyan yalnızca Dinçkoç değil kuşkusuz. Bugün İGDAŞ'tan doğal gaz almak isteyen her abone, sözleşme imzalarken 11 milyon lira güvence bedeli ödemek zorunda. İSKİ ise evlerden 2 milyon 800 bin lira alıyor. Bu parayı ödeyen aboneler, 5 ya da 10 yıl sonra sözleşmelerini iptal ettiklerinde kendilerine yine kuruşu kuruşuna aynı para ödenecek. Tıpkı zamanında 100 bin lira ödeyenlere, bugün ayrılmak istediklerinde 100 bin lira verildiği gibi.

Oysa bu parayı güncelleştirerek geri ödemek pekala mümkün. Bunun en pratik yollarından biri de geri ödeme yapıldığı günkü yeni abonelik bedelini gözönünde bulundurmak. Bugün güvence bedeli 11 milyon liraya yükselmişse, abonenin geçmişte ne ödediğine bakmadan 11 milyon lira geri ödeme yapmak.
İstanbul'un elektriğinden sorumlu BEDAŞ ve AKTAŞ, bu yöntemi benimseyen kuruluşlar arasında. BEDAŞ yetkilileri, 1995 yılında yapılan bir yönetmelik değişikliğiyle, abonelerin şikayetlerine neden olan bu problemi ortadan kaldırmışlar. "Biz Enerji Bakanlığı'na bağlıyız. O yüzden bizim uygulamalarımız Büyükşehir'e bağlı çalışan İSKİ ve İGDAŞ'tan farklıdır," dediler.
BEDAŞ'ın da bağlı bulunduğu TEDAŞ Genel Müdürü Kadir Ramazan Çoşkun ise "sanırım bu işin yasal yönü ihmal edilmiş. Ama doğru olan buydu onun için bu değişikliği yaptık," dedi.
Bu olumlu örneğe rağmen İSKİ ve İGDAŞ yöneticilerinin sığındıkları gerekçe hala yönetmelik. Yazılı olarak geçtiğimiz soruları özel kalemi aracılığıyla yanıtlayan İSKİ Genel Müdürü Veysel Eroğlu, şu an için böyle bir değişiklik düşünmedikleri, ancak gelecekte güncelleştirmenin kendileri için de geçerli olabileceğini belirtti.
İGDAŞ yetkilileri ise, "yönetmelik böyle. Biz de onu uyguluyoruz," demekle yetindiler.

İGDAŞ'ın Ankara'daki karşılığı EGO'da ise farklı olmakla birlikte yine tüketiciyi mağdur etmeyecek bir uygulama geçerli. Bildiğiniz gibi Ankara'da eski ve yeni olmak üzere 2 ayrı tipte doğalgaz sayacı bulunuyor. 160 bin adet eski tip mekanik sayaçtan zamanında depozito ücreti alınmış. EGO Genel Müdürü Altan Raşit Civan, "bu depozitolar eriyip, gitti. Ancak yeni elektronik sayaçlarda depozito diye bir sorunumuz kalmadı. Çünkü yeni sayaçları 300 dolar karşılığı aboneye satıyoruz. Artık kendi malı olduğu için bir daha bakım bedeli filan da almıyoruz. Abonelik sona erdiğinde sayacı verip, 300 doları geri alabilirler," dedi.



Yazara EmailM.Tamer@milliyet.com.tr