800 milyonluk malzeme kayıp

Meral Tamer

Mardin'den Rize'ye, Kayseri'den Denizli'ye, Mersin'den Ankara'ya, İstanbul'dan Konya'ya aklınıza gelebilecek her güzergahta koliler sırra kadem basıyor. Kaybolan sigortalı gönderilerin bile paraları ödenmiyor..

Anadolu Kargo'yla eşya göndermek isteyenlerin mağduriyeti, son aylarda inanılmaz boyutlara vardı. Kolilerin yerine ulaşmaması, eksik paket teslimi ya da kaybolma olayları, Anadolu Kargo'da maalesef artık çok sık yaşanan günlük hadise haline geldi.
En kötüsü de gönderileri sigortalı olan tüketicilerin bile, zararlarının tazmin edilmediğinden yakınmaları.
Anadolu Kargo'da kaybolanlar arasında değeri milyarlara varan laboratuar malzemelerinden tutun da, müşterilerden parası alınmış ısmarlama kadife kazaklara kadar ne ararsanız var.
Ayrıca aksaklık bir bölgeyle sınırlı da değil. Mardin'den Rize'ye, Kayseri'den Denizli'ye, Mersin'den Ankara'ya, İstanbul'dan Konya'ya aklınıza gelebilecek her güzergahta koliler kayboluyor.
Anadolu Kargo ise adeta kapı duvar. Bilgi almak mümkün değil. Genel müdürlüğün telefonları sürekli meşgul verdiği için ulaşmak neredeyse imkansız. Arkadaşımız İlkay Özcan, günlerce süren çabalardan sonra ancak halkla ilişkiler yetkilisi Özlem Yılmaz'ı bulabildi. Ama Yılmaz da kendisini epey aşan bu mesele karşısında susmayı yeğledi. Hem bizim sorularımız yanıtsız, hem okurlarımızın sorunları çözümsüz kaldı.
Son 2 hafta içinde bize ulaşan tüketici şikayetlerinden bir bölümüne aşağıda yer veriyoruz. Lütfen okuyun ve Anadolu Kargo'da neler olup bittiğine siz karar verin.

* "8 ağustosta Anadolu Kargo'yla Konya'daki bir depoya 800 milyonluk laboratuvar malzemesi gönderdik. Ama malzemeler bir türlü yerine ulaşmadı. En sonunda kamyonun yolda yandığını söylediler. Zararımızı ise aylardan beri tazmin etmediler."
* Kemal Selvi - Ankara
* "Ekimde Anadolu Kargo'nun Isparta şubesinden İstanbul'daki evime gönderilmek üzere 4 koli teslim ettim. Ancak içinde halıların bulunduğu koli hala gelmedi. Zaten diğer 3 koliyi de teslim ettikten 10 gün sonra getirmişlerdi. Bölge müdürlüğü, soruna ilgisiz kaldı, şirket sahibiyle görüşmemi istedi. Ama kimseye ulaşamadım."
* Tarık Akgün - İstanbul
* "Eylül sonunda nişanlım Adana'dan 10 koli çeyizlik eşyasını Anadolu Kargo'yla Ankara'ya gönderdi. Ama bana sadece 9 koli teslim edildi. 82 parçalık yemek takımının olduğu koli kayboldu. Defalarca İstanbul'daki merkezlerini aramama rağmen takım bir türlü bulunamadı."
* Arif Emekli - Ankara
* "Mayısta Mersin'deki anneme 10 kilo çay gönderdim. Ama çaylar kayboldu. Sigortalı gönderdiğim için 45 gün içinde ödeme yapacaklardı, ama ödemediler. Defalarca İstanbul'daki merkezlerini aradım. Verdiğim telefon paralarını ve çaya ödediğim 2 milyon 800 bin lirayı ödemelerini istiyorum."
* A. Tatar - Rize
* "Tayinim Mardin'den Denizli'ye çıkınca, 1996 martında 10 parça eşyamı Anadolu Kargo ile Denizli'ye gönderdim. Kolilerden biri bir türlü Denizli'ye gelmedi. Neredeyse 1 yıldır çalmadığım kapı kalmadı, ama ne kolimi buldular ne de zararımı karşıladılar."
* Ayşın Saydan - Denizli

* "Biz Kayseri'de küçük bir butik işletiyoruz. Sattığımız ürünleri de İstanbul'dan temin ediyoruz. 17 aralıkta Osmanbey çıkışlı kolimiz hala elimize geçmedi. Kolide sipariş üzerine istediğimiz kadife kazaklar vardı. Kazakların paralarını da aldığımız için müşterilerimize mahcup olduk ve paralarını iade ettik."
* Berna - Oğuz Sağlam - Kayseri
"7 ocakta İstanbul'dan, içinde oto fren balatası olan bir paket gönderdiler. Ama o günden beri Anadolu Kargo'nun buraya herhangi bir aracı gelmedi. Dolayısıyla paket de. Geciken bu parçayı buradan bulmama imkan yok. Uzun uğraşlar sonucu kolinin aktarmalı olarak İzmir'e gönderildiğini eğrendim. Ama İzmir büroları herhalde kapalı ki kimseye ulaşamıyorum."
* Reha Sezer - Marmaris



Hülya hanım soruyor: "Amerikan Hastanesi'nde sevis ücreti yüzde 5'ken Acıbadem Hastanesi'nde neden yüzde 12?"

İstanbullu okurumuz Hülya Özmen, bir süre önce Acıbadem Hastanesi'nde bir ameliyat geçirdi ve 2 gün yattıktan sonra taburcu edildi. Ancak hastanenin çıkardığı faturanın özellikle servis ücreti kısmına itirazı var.
Özmen, "zaten doktorumun verdiği rakamla hastanenin çıkardığı fatura arasında bayağı fark vardı. Bunları hastane yönetimiyle fazla tartışmadım. Ama tüm giderlerin üzerine eklenen yüzde 12'lik servis ücretini kabullenmekte zorluk çektim. Böylece fatura 10 milyon lira daha kabardı. Oysa daha önce oğlumu yatırdığımız Amerikan Hastanesi'nde servis ücreti sadece yüzde 5'ti," diyor.
Arkadaşımız İlkay Özcan'ın sorularını yantlayan Acıbadem Hastanesi halkla ilişkiler müdürü Zeynep Emüce ise servis ücretinin fahiş olmadığını, zaten çok düşük kar marjıyla çalıştıklarını söyledi.
Yatak ücretlerini diğer hastanelere göre çok düşük tuttuklarını belirten Emüce, "diğer hastanelerde yatak ücreti 5 - 6 milyon dolayındayken bizde sadece 2 milyon 80 bin lira. Servis ücretinin yüksek olmasının nedeni de yatak ücretinin düşüklüğü," dedi.


Marmara Üniversitesi'nde araştırma görevlisi olarak çalışan Petek Polat, geçtiğimiz eylülde Fred Perry'nin indiriminden yararlanarak 6 milyon liraya bir eşofman aldı. Ama eşofmanın dikişleri sürekli atmaya başladı.
Zaten eşofmanın üretim hatalı olduğunu mağazada görür görmez kabul ettiler. Ve yerine bedeli kadar alışveriş yapmasını teklif ettiler.
Aslında Polat, bu teklifi geri çevirmeyebilirdi. Ama ortada mağazadaki indirimin sona ermiş olması gibi bir sakınca vardı! Yeni sezon ürünleri arasındaysa, eşofmanın ayarında 15 milyon liradan aşağı bir şey bulmak mümkün değildi.
Tüketici Yasası'nı gayet iyi bilen okurumuz, bu durumda parasının geri ödenmesini istedi. Fred Perry'den aldığı yanıt ise "biz prensip olarak para iadesi yapmayız" oldu.
Fred Perry'nin mağazalar koordinatörü Turgut Ören, arkadaşımız İlkay Özcan'a da aynı argümanları sıraladı: "Biz para iadesine sıcak bakmıyoruz. Ayrıca fişini de vergi iadesinde kullanmış. Bu durumda KDV'yi de biz ödemek zorunda kalırdık. Ayrıca ürünlerimiz ithal olduğu için gümrük vergisi ve nakliyesi de var."
İyi de eşofmanda da ayan - beyan üretim hatası var. Keşke okurumuz kasa fişini kaybetmemiş olsaydı da, hakem heyeti devreye sokulabilseydi. O zaman herhalde okurumuza para iadesi de yapılırdı.



Yılbaşı alışverişleri sırasında yaşanan kargaşanın haddi hesabı yok. Bunlardan birini de İstanbullu okurumuz Elif Kurtlar görümcesiyle birlikte tam da 31 aralık akşamı gittiği Carrefour'da yaşadı.
Alışverişi bitirmişler, tam kapıdan çıkıyorlardı ki alarm çalmaya başladı. Birden bütün başlar onlara çevrildi. Bakışlar onları hedef aldı. Yanlarına gelen bir güvenlik görevlisi, sert bir sesle kendisini takip etmelerini istedi.
Kurtlar ve görümcesi kasa kuyruğundakilerin imalı bakışları altında söyleneni yaptılar.
Alındıkları odada özel not defterlerine kadar tüm eşyaları arandı. Ama şüpheli hiçbir şey bulunamadı. Alarm durup dururken çalmıştı.
Özür dilediler, ama bu özür Kurtlar ve görümcesinin yılbaşı gecesini sinir bozukluğu ve moral çöküntüsü içinde geçirmelerini engellemedi. Kurtlar, "SS tavırlı güvenlik görevlisini ve diğer insanların alaycı bakışlarını unutamayacağım. Bütün bu saçmalıkların nedeni de, Carrefour'un doğru - dürüst çalışmayan alarm sistemi," diyor.
Arkadaşımız İlkay Özcan'ın sorularını yanıtlayan Carrefour'un güvenlik şefi Tarık Baysal, hırsızlık olaylarını minumuma indirmek için kullandıkları alarm sistemi çaldığı zaman, müşterilerini kontrol etmek zorunda olduklarını söyledi. Baysal, "kontrol etmek, ithamda bulunmak değildir. Olay günü alarm sisteminin neden çaldığını tesbit edemedik. Yardımcım olaya müdahale etmiş, daha sonra da kendilerinden özür dilenmiş," dedi.