ABnin geleceği, Türkiyenin ise geçmişi masada...

Eczacıbaşı Holding Yönetim Kurulu Başkanı Bülent Eczacıbaşı, AB İlerleme Raporunun açıklandığı 6 Ekim öncesinde benzeri bir tarama yaptığında sadece 2,5 milyon referansla karşılaşmıştı. Üstelik bu 2,5 milyon referansın 1 milyonu, ağustos 2004 ve sonrasına aitti. Yine Eczacıbaşının taramasına göre Türkiye - AB ilişkilerinin konu edildiği referans sayısı 2003 sonuna kadarki dönemde sadece 1 milyonken, 2004 eylül sonu itibariyle 2,5 milyona ulaşmıştı. Bugünse bu sayı 6,1 milyon. Fazla kafa karıştırdıysam küçük bir özet: Son 11,5 ayda Türkiye ile ilgili tam 5.1 milyon adet haber, yorum, yazı, rapor çıkmış. Sadece İngilizce. Bu 5.1 milyon referansın 3.6 milyonu ise son 2.5 aya ait! Avrupanın ana gündem maddesi haline geldiğimizin daha iyi bir göstergesi olabilir mi? 2 gün önce Googlea Turkey + EU diye yazdığımda karşıma 5 milyon 410 bin adet İngilizce referans çıkmıştı. Bu satırları yazdığım 16 aralık sabah 10.00 itibariyle yeniden Turkey + EU diye girdim, referans sayısı 6 milyon 160 bine yükselmişti. 48 saatte 750 bin yeni haber, yorum, rapor... Avrupa Birliği Türkiye üzerinden en hararetli şekilde kendi geleceğini tartışıyor aslında: AB, dünya güç dengelerinde sadece büyük bir ekonomik güç olarak mı varlığını sürdürecek? Yoksa ekonomik gücünün yanı sıra güçlü bir siyasi aktör de olabilecek mi? Tarihte bugüne kadarki en büyük barış projesi olan Avrupa Birliği; Türkiyeyi de kucakladığında, dev bir silah sanayiine sahip olmadan da dünya politikasına ağırlığını koyabilecek. Düne kadar Türkiyeye hasmane tutum içindeki Ortadoğu ülkelerinin son dönemde değişen dostane tavrı da, ABnin gelecek stratejileri belirlenirken ciddi olarak hesaba katılması gereken bir unsur. Türkiye faktörü Bu arada 11 Eylül ve ABDnin Irakı işgali nedeniyle bozulan dünya dengeleri yeniden şekillenirken, bugüne kadar AB dışında kalmayı yeğlemiş tuzu kuru Avrupa ülkelerinde de bir hareketlenme dikkati çekiyor. Önceki gün gazetede ziyaretime gelen İsviçrenin yeni Ankara Büyükelçisi Dr. Walter B. Gygerle sohbet ediyorduk. İsviçre AB üyesi olmadığı halde, neden İtalya, Fransa ve Almanya gibi ülkelerin ortak vize uygulaması olan Schengene katılmaya hazırlanıyor diye sordum. "Fransa, İtalya, Avusturya, Almanya... Dört bir tarafımız AB ülkeleriyle çevrili. Biz ortadayız. Göç politikasında tek bir vize daha uygun. Kaldı ki sadece vizede değil, gelecekte başka alanlarda da AB üyelerinin ortak uygulamalarına katılabiliriz" dedi. AB dışında kalmayı yeğleyen petrol zengini Norveçin de gelecekte bazı alanlarda AB ülkelerinin ortak politikasına katılması söz konusu. İsviçre Schengene Büyükelçi Dr. Gygerin eşi Türk. Dolayısıyla Türkiyeye ilgisi, ağustos başından beri Ankarada bulunmasıyla sınırlı değil. Dr. Gygerle yarınki AB Zirvesinden Türkiye ile ilgili olarak çıkacak karar üzerine beyin jimnastiği yaparken şu noktada mutabık kaldık: Bu vesileyle Avrupa kendi geleceğini masaya yatırdı. Türkiye ise tarihiyle yüzleşiyor; Kürtüyle, Ermenisiyle, Kıbrısıyla kendi geçmişini tartışmaya açıyor... Çıkacak karar, ilk bakışta Türkiyenin geleceğiyle ilgili görünse de...Bu satırların yazıldığı öğle saatlerinde Türk hükümeti ile AB ülkeleri devlet ya da hükümet başkanları arasındaki pazarlık hâlâ sürüyordu. Avrupa Parlamentosunda "Türkiyeye evet" oylarının beklenmedik çoğunluğu ve ardından da Fransa Cumhurbaşkanı Jacques Chiracın Türkiyeye açık destek veren konuşmasıyla moralliydik. Türkiyenin ipi göğüsleyeceği anı, nefesimizi tutmuş bekliyoruz. Sadece Türkiyenin geleceği için değil, Avrupanın ve dünyanın da geleceği için... mtamer@milliyet.com.tr Tarihle yüzleşme