Aday listesi, AKP’yi merkezden kaçırıyor

Aday listesi, AKP’yi merkezden kaçırıyor



Sümerbank eski genel müdürlerinden Erkan Tapan, AKP’den siyasete girmek isteyip de elenenlerden. 550 milletvekili için 12 bini aşkın adayın başvurduğu bir yerde, büyük çoğunluk elenecekti elbet.
İstanbul 3. bölgeden (Bakırköy) aday adayı olan Tapan, nasıl elendiğini anlattı:

"Biz 110 aday adayıydık. 540 AKP delegesinin bulunduğu bir salonda, her birimize verilen 5’er dakikalık süre içinde kendimizi tanıttık. 50 kişi elendi. Ben 2. elemeye kalan 60 kişi arasındaydım. Bir başka gün bu kez AKP Genel Başkan yardımcıları Abdullah Gül, Ali Coşkun (Hasta olduğu için yokmuş) ve Bülent Gedik ile Van milletvekili Hüseyin Yıldız’dan oluşan 4 kişilik heyet önünde 5’er - 10’ar dakika kendimizi anlattık. 30 kişi finale kaldı. Ben bu safhada elendim. Tayyip Erdoğan da o 30 kişiden 25’ini listeye koydu." Tapan daha önce ANAP’tan da aday olmuş. "ANAP’ta bu kadar medeni, düzgün bir eleme yapılmamıştı" diyor.

Eleme yöntemi fevkalade de, bu kadar ciddi ve medeni bir eleme sonucu nasıl olmuş da aday listelerinin ilk sıralarını 30 yıllık Milli Görüş’çüler doldurmuş, bu nokta biraz izaha muhtaç.
Aday listelerinde Milli Görüş’çülerin hakimiyetine AKP’ye yakın çevrelerden getirilen yorum şu:
AKP kurulurken değişik çevrelerden pek çok kişiye teklif götürüldü, ama partinin ne olacağı belli olmadığı için kabul eden çıkmadı. Bu yüzden de 120 kişilik Kurucular Kurulu hem Fazilet’in devamı gibi oldu, hem Tayyip’in Belediye’deki dava arkadaşlarıyla doldu. Kongre yapılmış olsa, 1200 kişinin oyu geçerli olacaktı. Ama Kongre yapılmadığı için 120 kişilik Kurucular Kurulu anahtar haline geldi. Ve Fazilet’ten gelenlerin çoğunlukta olduğu bu kurulun kullandığı inisiyatif, umulandan çok daha muhafazakâr 550 kişilik bir aday listesi ortaya çıkarttı.

Kurucular Kurulu 120 kişi. Her biri, kendisine yakın gördüğü bir ismi listeye koymuş olsa, seçilebilecek 250 kişi belirlenmiş oluyor zaten.
Ayrıca seçimlerden sonra 28 Şubat benzeri bir baskı ihtimaline karşı örgütün çözülmesini engellemek için, örgütlerin parti grubunda temsil edilmesine önem verilmiş. Bütün illerde örgüt yetkilileri, seçilebilecek yerlere konulmuş.
Anlayacağınız, Milli Görüşçülerle doldurulmuş aday listesi, harekete ilk günden el verenlere şükran, ikinci bir 28 Şubat olasılığına karşı kenetlenme olarak da değerlendirilebilir. Ancak AKP, bu kafadaki yönetici ve milletvekilleriyle siyasi yelpazede merkez sağa oturamaz.

Gerçi Milliyet TIR’ıyla Anadolu’yu turlarken de gördük ki ekonomik kriz nedeniyle işsiz - aşsız kalmış kitleler, diğer tüm partiler için aday pazarlığı yapıp, oyunu partiye değil de o yöre halkı için çalıştığını kanıtlamış siyasetçiye vereceğini ısrarla telaffuz ederken, AKP’de kesinlikle böyle bir ayırım yapmıyordu. Tayyip kimi önlerine koyarsa, kuzu kuzu ona oyunu verecek gibi duruyordu. Dolayısıyla listenin üst sıralarının Milli Görüş’çülerle doldurulmuş olmasının, AKP’ye yönelecek bir kısım seçmen için fazla kıymet - i harbiyesi yok belki de.

Ama AKP; diğer sağ partilerin buharlaştığı bir ortamda çok daha büyük oynuyor. Merkez sağın tüm oylarına talip. Zaten anketler de gösteriyor ki, AKP’ye gidecek oyların sadece yüzde 30 - 35’i eski Fazilet’li seçmenden. Geri kalan yüzde 65 (ki bu oranın yüzde 75’e kadar çıkabileceği tahmin ediliyor) daha önce ANAP, DSP, DYP, MHP, hatta CHP’ye oy verenlerden gelecek.
Fazilet ve Refah’ın klasik seçmen kitlesinin dışında AKP’ye sıcak bakanlar, Milli Görüş’çülerin hakim olduğu bir milletvekili topluluğunu TBMM’ye göndermeye acaba nasıl ikna edilecek? Çok muhtemeldir ki AKP de takiye yapacak. Ve bir kısım seçmen bu yüzden başka partilere yönelecek.
AKP oyları çantada keklik sanmasın. Daha seçime 1.5 ay var. Almanya’da Başbakan Schröder hiç umut yokken seçimlere 5 kala bakın nasıl toparlayıverdi?
Şu Tayyip meselesine bir nokta konsa da, sadede gelsek!