Akdağ, kürtajda ‘orta yol’ ararken vazektomiyi ihmal etmesin!

Sağlık Bakanı Prof. Dr. Recep Akdağ, Türkçe Olimpiyatları için önceki akşam gittiği Erzurum’dan kürtajla ilgili yeni açıklamalarda bulunmuş. Başbakan Erdoğan’ın talimatı üzerine Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı ve Adalet Bakanlığı ile birlikte bilim adamlarının da katılımıyla hazırladıkları yeni düzenlemenin, önümüzdeki günlerde Bakanlar Kurulu’na sunulacağını belirtmiş ve demiş ki:

“1)Kürtajın Türkiye’de serbest hale getirildiği kanunun adı bile artık çağdaş olmaktan çıkmıştır. Nüfus planlaması, bugün artık dünyada ortadan kalkmış bir kavramdır.

2) Bu kavramı üreme sağlığı olarak değiştiriyoruz. Öncelikle kadının, annenin ve hemen onun akabinde bebeğinin; çocuklarının sağlığı açısından birinci derecede ele almak gerekir. Bizde bu gözle meseleye bakıyoruz.

3) Bütün milletimiz şundan emin olmalı ki hem vicdanları, hem kadınların seçim hakkını, hem de anne rahmindeki bebeğin yaşam hakkını koruyacak bir orta yol bulacağız.”

Tüplerini bağlatsınlar

Akdağ’a katılmamak elde değil. Gerçekten de nüfus planlaması bugün artık dünyada terkedilmiş bir kavram. Tabii ki konuyu üreme sağlığı açısından ele almamız lazım ve Sayın Bakan’ın konuşmasındaki “Öncelikle kadının, annenin ve onun akabinde bebeğinin; çocuklarının sağlığı” sıralaması da son derecede isabetli.

Gelelim nasıl bir “orta yol” bulunulacağı meselesine... Gerek Başbakan’ın, gerekse Akdağ’ın kürtajla ilgili son dönemdeki açıklamaları, benim gibi düşünen kadınlar açısından maalesef her türlü “orta yol” kapısını kapatmıştı. Ancak Türkiye’de kadın hakları mücadelesinde son 15 yılda elde edilen tüm kazanımlarda büyük payı olan Kadın Adayları Destekleme Derneği KA.DER’in eski Başkanı sevgili Hülya Gülbahar, “orta yol”un içinde mutlaka yer alması gereken çok önemli bir hususu gündeme getiriyor: “Erkekler spermlerine sahip çıksın; çıkamıyorlarsa tüpleri bağlansın!”

Evet, konu üreme sağlığıysa bütün yük neden kadının sırtında olsun? Erkeklerimizin tek korunma yöntemi neden prezervatif (o da istemeye istemeye, kadına lütufmuş gibi) olsun ki... Kadınlarımızın daha az kürtaj olmaları isteniyorsa, erkeklerimizin cerrahi kısırlaştırma yöntemiyle tüpleri bağlansın. Ve topluma, Türk erkeklerindeki yaygın kanının aksine vazektominin “erkeklik kaybı” olmadığı, meninin tahliyesinin geçici olarak engellendiği, bağlanan tüplerin istendiğinde kolaylıkla yeniden açılabileceği anlatılsın.

Hiç unutmuyorum, 6 evladı olan Akdağ ailesi, 2006 yılında “artık yeter demiş” ve Fatma Şeyma Akdağ’ın ameliyatla tüpleri bağlanmıştı. Keşke Bakan Bey şimdi çıkıp kamuoyunun önünde eşine şöyle dese... “Doğumları sen yaptın; bugünkü aklım olsa doğum kontrolünü ben üstlenirdim!”

İranlı erkek yaptırıyor

Küçük bir hatırlatma: UNICEF’in 2000 yılı Nüfus Planlaması Raporu’nda İran, “nüfus planlamasını en iyi yapan ülke” seçilmişti. Nüfus planlamasını yapanlar da kadınlar değil erkeklerdi. Evet İran’da erkekler, övüne övüne vazektomi yaptırıyorlar. Her köşe başında bulunan, bizdeki sağlık ocağı benzeri kuruluşlarda öğle tatilinde bile vazektomi operasyonu yapılabiliyor.

Erkekler! Doğum kontrolünde artık sıra sizde! ABD’de her yıl 500 bin erkek vazektomiyi tercih ediyor. Son olarak Endonezya’nın Sumatra adasında vazektomiyi teşvik için, tüplerini bağlatan erkek memurlara 200 lira prim verileceği açıklanmış. Uygulamanın, yoksulluğu azaltma çabalarının bir parçası olduğuna dikkat çeken bölge yetkilisi İçvan Yunus, ilk aşamada 2 bin memura bu teklifi götürdüklerini, ancak gönüllü sayısının yeterli olmaması durumunda primi 2-3 katına çıkarabileceklerini belirtmiş.