Anneannenin dediğini yap, formda kal

Anneannenin dediğini yap, formda kal

Meral TAMER

Amerikalı doktor Sears, "düşük yağ, düşük kalori" esasına dayanan klasik sağlıklı yaşam diyetlerine karşı çıkıyor.
Sears'ın sırrı "eicosanoids" adlı süper hormonu sürekli dengede tutarak ideal kilo ve kusursuz performansı yakalamak.

Şu sayılanların yaşamınızda sürekli ve geçerli olmasına herhalde itirazınız olamaz:
* Asla kilo almamak,
* Genetik kodunuzu yeniden düzenlemek.
* Hiç hastalanmamak,
* Maksimum fiziksel performansı yakalamak,
* Beyin aktivitelerini güçlendirmek,
Amerikalı biokimya uzmanı Barry Sears'e göre bütün bunlar mümkün. Yeter ki, sağlıklı yaşam kuşağına girin. Sears'ın sırrı, vücudumuzdaki hormonları sürekli kontrol altında tutmaya dayanıyor. Bunun yolu ise beslenmeden geçiyor. Çünkü besinlerin hormonlar üzerinde doğrudan etkisi var.
Besinlerin etkisini ilaçların etkisine benzeten Sears, "sabah kahvaltısında ya da öğle yemeğinde yediğiniz her şey, etkisi 4 - 6 saat arasında sürecek bir çeşit ilaçtır," diyor. Bu ilacın yararlı ya da zararlı olması ise neyi ne şekilde yediğinize bağlı.

Sears, Amerika'da yayınlandığında büyük yankı uyandıran Enter the Zone adlı kitabında, eicosanoids adlı hormon kümesine geniş yer ayırıyor. Sistemini de aslında bu hormonu dengede tutmak üzerine kuruyor. Bu hormonun asıl işlevi, vücuttaki diğer hormonları kontrol etmek. Kitapta bu özelliğinden dolayı "süper hormon" olarak da anılıyor.
Ancak eicosanoids'in işi yalnızca hormonlara çeki düzen vermekle bitmiyor. Bağışıklık sistemi, kalp ve damar sistemi, merkezi sinir sistemi gibi pek çok fizyolojik fonksiyon üzerinde de söz sahibi. Sears, onun için kısaca, "ancak eicosanoids'i kontrol ederek sağlıklı yaşam kuşağına adım atabilirsiniz" diyor. Bu süper hormon, yalnızca gerektiği zaman ortaya çıkıyor, işini yapıyor ve hemen arkasından kendi kendini yok ediyor.
Sears, beslenme yöntemiyle genlerimizde taşıdığımız olumsuz kodları etkisiz hale getirebileceğimize de inanıyor. Kendi ailesinden son üç kuşağın, 50'sine varmadan kalp krizinden ölmesi, onu bu konuda araştırmalar yapmaya itmiş. Çünkü babası ve amcalarıyla aynı kaderi paylaşmak istemiyor.
İdeal protein - karbonhidrat ve yağ dengesini bulduğumuzda, hormonlarımızın da ideal çalışacağına inanan Sears, kitabında bunun formüllerini veriyor.

Günümüzdeki moda diyet akımlarını yanlış bulan Sears, klasik diyet yöntemleriyle ne sağlıklı yaşamanın, ne de sürekli kilo vermenin mümkün olabileceğini iddia ederek şöyle diyor:
* Sağlıklı yaşam diyetleri, insan vücudunun gereksinim duyduğu ideal protein - karbonhidrat dengesinin dışına çıkarlar. Protein açısından zengin gıdaların aynı zamanda karbonhidrat açısından da zengin olması diet programlarında proteinin sınırlandırılmasına yol açar. Ve bunun yağların erimesini kolaylaştıracağı düşünülür. Gerçekte ise yalnızca vücudun protein dengesi bozulur, o kadar!
* Sağlıklı yaşam diyetlerinde "düşük yağ, düşük kalori, düşük protein ve yüksek karbonhidrat" ilkesiyle düzenlenir. Günlük beslenmenin yüzde 15'i yağ, yüzde 15'i protein geri kalanı da karbonhidratlarndan sağlanır.
* Kuşak teorisinde ise karbonhidratların oranı radikal bir biçimde düşürülüyor. Buna karşın yağ ve protein oranları yüzde 30'lara çıkarılıyor. Yüzde 40'la sınırlı tutulan karbonhidratların ise lifli sebze ve meyvelerden oluşmasına dikkat ediliyor. Çünkü haşlanmış bile olsa pirinç, patates gibi karbonhidratlar ve ekmek, kandaki insülin düzeyinin ani olarak yükselmesine neden oldukları için zararlılar.
* Kısaca kuşak diyetinin ortaya koyduğu yeni formül, "yeterli protein, düşük yağ, ılımlı miktarda karbonhidrat" olarak ifade edilebilir. Yani bir nev'i anneannelerimizin istediği şekilde besleneceğiz.
* Kalorilere takılmayın. Hele de kalorilerin oranlarına hiç aldırmayın. Asıl amacınız, protein - karbonhidrat oranını 0.75 düzeyinde tutabilmek olmalı. Her gün, her yemekte ve her atıştırma zamanında. Kısaca ömür boyu.
* Yağlardan korkmayın. Yağlar pek çok açıdan önemlidir. Birincisi, yemeği lezzetli kılarak sizin diyet yaparken sürekli tatminsizlik duygusu yaşamanızı önler. İkincisi beyindeki belli merkezleri uyararak "doyma hissi" uyandırır. Avokado, zeytin ve zeytinyağı, eicosanoids'e etkisi nötr olduğu için yararlı yağlar sınıfında. Doymuş yağlar insülin seviyesini yükselteceği için önerilmiyor. En zararlılar arasında sayılan yumurta sarısı, şarküteri ürünleri ve kırmızı et ise olabildiğince kısıtlanmalı.

Toy'r'us'ta birbirlerine hediye almak isteyen minik yüzücüler, mağazada fazlaca oyalanıp kuzenleriyle işaretleşince kameralara yakalandılar.

Büyük alışveriş merkezlerinde çocukların yanlarından anne - babaları olmadan alışveriş yapması bir takım tatsız olaylara neden olabiliyor. Avukat Şükran Şenyüz'ün internetle geçtiği bir mesaj bu açıdan oldukça uyarıcı.
Şenyüz 10 ve 12 yaşlarındaki Türkiye rekoru sahibi yüzücü yeğenleri Gizem ve Eynil Papila'nın Carousel'deki Toys'r'us'ta "şüpheli şahıs" durumuna düşmelerinden duyduğu rahatsızlığı dile getiriyor. Çocuklar yanlarında Şenyüz'ün 19 yaşındaki kızıyla birlikte hem biraz eğlenmek hem de birbirlerine yılbaşı hediyesi almak için mağazaya girmişler. Oyuncaklar arasında dolaşırken alacakları hediyeyi birbirlerinden saklamak için de ayrı ayrı kuzenleriyle işaretleşmeye başlamışlar. Ancak mağazada geçen süre 3 saate uzayınca bu işaretleşmeler güvenlik görevlilerinin dikkatini çekmeye başlamış. Bu arada mağazanın çeşitli yerlerine yerleştirilen kameraların görüş alanına da bol miktarda girmişler.
Ondan sonrası malum. Tam dışarı çıkacaklarken güvenlikçiler tarafından arka odaya alınıp, üst - başları aranmış. Tek başına bir köşeye çekilen 10 yaşındaki Gizem'in botlarına kadar bakılmış.
Şenyüz, "çocuklar biraz eğlensinler, açılsınlar derken başlarına bunlar gelmiş. Eve döndüklerinde teselli edilemez bir haldeydiler. Hemen mağaza müdürünü aradım ve kırgınlığımı bildirdim. Ama olaydan haberleri bile yoktu," diyor.
Arkadaşımız İlkay Özcan'ın sorularını yanıtlayan Carousel Toy'r'us'ın müdürü Yelda Taluk ise olayı ancak okurumuz başvurduktan sonra öğrendiklerini söyledi. Güvenlik elemanlarının, kendilerinden onay almadan böyle bir işlem yapmasının hata olduğunu kaydeden Taluk, "istemeden bu tür bir tatsızlığa neden olduğumuz için üzgünüz. Güvenlik görevlilerine gereken uyarıyı yaptık," dedi.

Devretatil pazarlamacıları, eskiden sokak ortasında anket yapıp, sonra da toplantı düzenlerlerdi. Bu yöntem hala geçerli. Ama anketçiler arasında katılımcılardan para toplayıp, sonradan ortadan kaybolanlar türemeye başladı. Başka bir deyişle bir takım, uyanıklar yeni bir ekmek kapısı buldu.
İzmitli öğretmen Rıfat Tarım'ın kızı, bir süre önce bu anketçilere yakalandı. Birkaç gün sonra eve gelen bir telefonla, Bodrum - Yalıkavak Tatil Köyü'ndeki tesislerin tanıtılacağı toplantıya davet edildiler. Satış gerçekleşmese bile promosyon olarak 1 haftalık, 4 kişilik bedava tatil kazanmalarının kesinleştiği bildirildi.
Ulaşım ve konaklama ücretleri firma tarafından karşılanacaktı, ama toplantıya katılan tüm ailelerden 2'şer milyon lira topladılar. Tatil hakkı kullanıldıktan sonra bu para iade edilecekti.
Ne var ki verilen tarihte biletleri almak için toplantı yapılan yere gelen onlarca aile, büronun yerinde yeller estiğini gördü. Tarım ailesi, firmanın İstanbul'daki merkezini aradıysa da bir sonuca ulaşamadı.
Arkadaşımız İlkay Özcan'ın sorularını yanıtlayan Bodrum Yalıkavak Tatil Köyü'nün yetkililerinden Tülin Güngörer ise şaşırtıcı bir şekilde İzmit'teki bayinin, kendilerinin de bilmediği bir nedenle kapandığını söyledi. Okurumuzun adı ise listelerinde hiç gözükmüyordu. Başka bir deyişle okurumuz, kendi bayileri tarafından dolandırılmıştı.
Güngörer'in önerdiği çözüm, okurumuzun İstanbul'a kadar gelip parayı alması oldu. Oysa zaman ve para kavramları dikkate alınacak olursa, sunulanın bir çözüm olmadığı meydanda.
Sonunda Yalıkavak'çılar parayı okurumuzun hesabına havale etmeyi kabul ettiler. Ama tatil hakkını kullanması artık mümkün değilmiş.

Yazara EmailM.Tamer@milliyet.com.tr