Autoshow'da çimento çukuruna düştü!

Autoshow'da çimento çukuruna düştü!


     Olayın mağduru Muzaffer Tan'a göre çevrede gerekli önlemi almayan CNR'a "uluslararası fuar" ifadesini kullanmak yakışmıyor

       "5 Kasım 1999 cuma günü arkadaşımla son yıllarda çok popüler olan Autoshow Fuarı'na doğru yol alıyoruz. Girişte 3 - 4 kişi önümüzü kesiyor. Bunların park görevlisi olduğunu anlıyoruz. El kol işaretleriyle 2 milyon lira istiyorlar. Parayı verip geçiyoruz. Ancak nereye gideceğimiz belirsiz. Çünkü park işareti olarak tek bir levha yok! Adım başı dizilmiş bir dolu insan ağızlarındaki düdükleri sürekli öttürerek el kol işaretleriyle rotanızı çiziyor. Bu muamele 200 metre boyunca sürüyor. Park işaretleri yerine bu insanları koymuşlar.
       Sonunda çakıl taşlarıyla dolu engebeli bir araziye park ettiriliyoruz. CNR Uluslararası Fuarcılık merkezinin ana giriş kapısını bulmak için yine tek bir levha yok! Çevremiz çukurlar, çöpler, toz, duman dolu. İçimizden ve dışımızdan "Uluslararası fuar mekanı böyle mi olmalı?" diyoruz.
       Fuarı ziyaret edip araba sevdamızı bir nebze olsun giderdikten sonra olaylı park yerine ulaşmaya çalışıyoruz. O da ne?.. Kötü. Sağ ayağımı sonra bacağımı 1 - 1.5 metre çimento dökülmüş çukurun içinde buluyorum. Zaman - mekan kavramını yitiriyorum. Uluslararası bataklık bir alanda mıyım?... Hamile olmadığıma ve ayağımı kırmadığıma şükredip daha fazla çimento tutmadan bağıra bağıra uluslararası(!) mekandan uzaklaşıyorum.
       Yetkililere, ilgililere soruyorum:
       * Uluslararası Fuarcılık standartları bu mudur?
       * Başıma gelenler yabancı bir ziyaretçinin başına gelseydi ne olurdu?
       CNR'den önce Uluslararası standart istiyorum, sonra da çimentonun yaktığı İtalyan ayakkabımı ve pantolonumu istiyorum!"
       Uzun yıllar Milliyet'te birlikte çalıştığımız Muzaffer Tan kendine özgü mizah anlayışıyla kaleme aldığı e - posta mesajında olayı tüm açıklığıyla ortaya koyuyor. Görüldüğü gibi Muzaffer'in en fazla canını sıkan uluslararası olma iddiasıyla ortaya çıkan bir organizasyonda çimentoya batmış olması.
       Arkadaşımız İlkay Özcan'ın sorularını yanıtlayan Dünya Ticaret Merkezi Genel Müdürü Ali Bulut, söz konusu alanda 700 bin m2'ye yayılmış, dev bir inşaat projesinin sürmekte olduğunu söyledi. 2001'de bitmesi hedeflenen projenin içinde otelden, çok katlı otoparka kadar pek çok birim bulunuyor. CNR Fuar Merkezi bunlardan yalnızca biri. Bu şantiye halinin fuara zarar verdiğini -tabii ki en başta ziyaretçilere- Bulut da kabul ediyor. Ancak projenin durmasının imkansız olduğunu söylüyor.
       Fuarların 52 haftaya yayıldığını düşünürsek projeye ara verilmesi tabii ki söz konusu olamaz. Ama bu gerekli önlemlerin alınmayacağı anlamına gelmemeli, değil mi?
       Bulut bu olaydan sonra güvenlik ve uyarı önlemlerini -özellikle de çukurun çevresinde- artırdıklarını belirtiyor. Ayrıca Muzaffer Tan'ın çimento çukurunda zarar gören ayakkabı ve pantolonunu da tazmin edecekler.
       Bu arada Autoshow'u günde ortalama 10 bin araçla 20 bin kişi ziyaret ediyormuş. Fuarın hemen öncesinde 4 bin araç kapasiteli yeni bir otopark hizmete girmiş. Bulut 5 ayrı yerde otopark olması nedeniyle çok sayıda görevliye ihtiyaç duyduklarını söylüyor. Görevlilerin asıl amacı araçların yol boyunca park ederek trafik akışını aksatmalarını engellemekmiş. Yönlendirme levhaları ise yine bazı araç sürücüleri tarafından tahrip edilmiş.

1.5 yaşındaki İlayda nasıl alanda kaldı?

     Babasının pasaportuna kayıtlı olan İlayda, Avusturya vizesinde artı 1 yazmadığı için uçağa bindirilmedi

       Cumhuriyet Bayramı'nda Relax Tour'la Avusturya'ya giden Didem - Atilla Yaşaraşkın çifti, 28 ekim sabahı Atatürk Havaalanı'nda küçük bir aile dramı yaşadı.
       Seyahate doğduğundan beri hiç ayrılmadıkları 19 aylık kızlar İlayda'yı da götüreceklerdi. İlayda babasının pasaportuna kayıtlıydı. Uçuştan 2 saat önce İstanbul Havayolları gişesinde check - in yaptırırken görevli, vizenin üzerine "artı 1" işaretinin bulunmadığını fark etti. Bu, çocuğun vizesinin olmadığı anlamına geliyordu. Biliyorsunuz vize, havayolu şirketlerinin sorumluluğu altında. Uçağa vizesiz yolcu aldıkları takdirde büyük para cezaları söz konusu. Nitekim İstanbul Havayolları da İlayda'yı almadı. Yararaşkın çifti ise bu tatil için tüketici kredisi almıştı. O yüzden iptal etmenin çok akıllıca olmayacağını düşündüler. Bir yakınları havaalanına gelip kızlarını aldı. Tahmin edeceğiniz gibi Avusturya gezisi epey buruk geçti.
       Arkadaşımız İlkay Özcan'ın sorularını yanıtlayan Relax Tour Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Fehmi Kıraç, Avusturya Konsolosluğu'na verdikleri listede İlayda'nın da adının bulunduğunu iddia ediyor. Ancak Kıraç'ın vizede çocuklar için basılan "artı 1" işaretinden haberi olmadığını söylemesi, soru işareti yaratıyor.
       Kıraç, "Çocuğun babasının pasaportuna kayıtlı olduğunu nasıl görmezler?" diye soruyor. Görmüş olabilirler. Ama bu, çocuğun mutlaka her yurtdışı gezisine babasıyla birlikte çıkacağı anlamına gelmiyor tabii. Hele listede de adı yoksa...
       Bu arada İlkay'ın tüm ısrarlarına karşın Relax'ın konsolosluğa verdiği tur listesini bize fakslamadığını da belirtelim.

Ankara Metrosu'nda inmek de zor, çıkmak da...

     İlk projede yürüyen merdivenlerin yetersiz kalması, metro yönetimini asansör ihalesi açmaya itti

       İş nedeniyle sürekli Ankara - Antalya arasında gidip gelen ve sıkça Ankara Metrosu'nu kullanan Zeynep Aktaş, her seyahette elindeki valizi küçültmek zorunda kalmış. "Metro çok rahat ve hızlı. Ancak giriş ve çıkışlarda yürüyen merdiven sorunuyla karşılaşıyorum" diyor. Nedeni ise Ankara Metrosu'nda ya sadece çıkış ya da sadece iniş için yürüyen merdiven bulunması. Yani ikisini bir arada bulmak mümkün değil. Dolayısıyla elde valizle yürümek gerekiyor.
       Arkadaşımız Sinem Kütük'ün sorularını yanıtlayan Ankara Metrosu Daire Başkan Yardımcısı İrfan Şendoğdu, bu konunun kendilerini de rahatsız ettiğini, dış kredi bulamadıkları asansörleri kendi kaynaklarıyla yapmak için bir proje hazırladıklarını söyledi. Asansörler en geç önümüzdeki yılın ilk yarısında hizmete girecekmiş. Şendoğdu "Bu asansörlerle, sakat asönsörleri de dahil olmak üzere merdivenlerin yetersizliğini gidermeye çalışacağız" diyor. İhale yakında açılacak.
       Ankara Metrosu Yapım İnşaat Bölümü Bakım Müdürü Mehmet Balcı ise ilk projede sistemdeki enerji kapasitesi yetersiz kaldığı için yürüyen merdivenlerin sorun oluşturduğunu söyledi. Bugünkü yolcu akışına göre yeni bir proje gerekiyor. Ancak Balcı, sabit merdivenleri yürüyen merdivenlere çevirme konusunda bir çözüm üretemediklerini, ayrıca maliyetlerin de çok yüksek olduğunu söylüyor.


Yazara E-Posta: mtamer@milliyet.com.tr