Babacan’dan CEO’lara cemaatin dünü-bugünü

Davos’ta kapalı bir toplantıda Babacan, ‘Kurlardaki belirsizlik diyelim ki marttan sonra da devam etti. En kötü ihtimalle 2014 yılı GSYH’mize 1 puan etki eder; o da dünyanın sonu olmaz’ dedi

Başbakan Yardımcısı Ali Babacan’ın Davos programı, sabahın erken saatlerinden gece yarılarına kadar dolu. İkili görüşmeler, Davos ahalisinin tümünün katılabileceği oturumlarda konuşmalar, dar kapsamlı yemekli toplantılar, televizyon röportajları...
Babacan dün sabah burada Türkiye’de yatırım yapmayı düşünen 20 kadar büyük şirketin CEO’su ve patronuyla buluştu. Kapalı kapılar ardındaki toplantıda Türk iş dünyasından Doğuş Grubu’nun patronu Ferit Şahenk ve üst yönetimden Süleyman Sözen, Borusan Holding’in CEO’su Agah Uğur, Limak Holding’in 2. kuşak patronu Ebru Özdemir ve Kibar Holding’in patronu Ali Kibar da vardı.
Buraya geldiğimizden beri toplantılarda, oturum kuyruklarında, yemeklerde, hatta tuvalette sıra beklerken bile, Türk olduğumuzu yaka kartlarımızdan fark edenlerin, malum sorusuna muhatap oluyoruz: “Türkiye’de neler oluyor?” Kaşlar çatılarak ve endişeyle soruluyor bu sorular!

Türkiye’de neler oluyor?
Babacan da bunu öngörmüş olmalı ki toplantıyı açarken, davet ettiği CEO’lara “Türkiye’de neler olduğunu”, hükümetin bakış açısıyla anlatmış ve özetle demiş ki:
“Biz Gülen cemaatinin faaliyetlerini zaten biliyorduk. Yurt dışında açtıkları okulları, eğitimin kalitesini yükselten faaliyetlerini hep destekledik. Ancak sonra baktık ki cemaatin desteğiyle iyi eğitim alıp mezun olanlar, kendi içlerinde hiyerarşik bir yapı oluşturmuşlar; bu yapı ülkeye zararlı olmaya başladığı noktada müdahale ettik.
Yolsuzluk ve rüşvet konusuna gelince... Biz Avrupa hukuk sistemini benimsedik. Yasalarımızı Avrupa Birliği mevzuatıyla uyumlu hale getirdik. Bu hukuki çerçeveyi bozmadan, cemaatin hukukun dışına çıkarak yaptığı atakları bertaraf etmek için bazı organizasyon değişiklikleri yapıyoruz.”

Kurlar marttan önce yatışır
Babacan’ın bu açılış konuşmasından sonra yabancı CEO’lardan hiçbiri Türkiye konusuna girmemiş; yatırımlarla ilgili teknik ayrıntılar, gümrükler gibi sorularla yetinmişler.
Toplantının sonuna doğru Türklerden biri “Kurlardaki hızlı yükseliş ve belirsizlik, Türk işadamlarını endişelendiriyor; nasıl bir seyir bekliyorsunuz?” diye sormuş. Babacan, daha önce Türkiye’de de ifade ettiği gibi kurlardaki hareketlerin ekonomi üzerindeki tahribatının geçmişteki kadar yüksek olmadığını belirtmiş. “Kurlar birkaç hafta içinde, marttan önce yatışır” demiş.

Yüzde 48-49 halk desteği
Davos’a gelmeden önce tamamlanan kamuoyu yoklamasında AKP oylarının % 48-49’larda göründüğünü, bankacılık sektörünün sağlam olduğunu, yatırımcıların Türkiye’ye uzun vadede güvendiğini belirten Babacan, yine Türklerden gelen “Ya kurlardaki oynaklık marttan sonra da devam ederse?” sorusuna beklenmedik bir yanıt vermiş:
“Diyelim ki kurların sakinleşmesi marttan sonraya kaldı. En kötü ihtimalle 2014 yılı GSYH’mize etkisi 1 puan olur ki, o da dünyanın sonu olmaz.”

Avrupa’nın geleceği
Babacan’ın Davos’ta bir sonraki durağı, “Avrupa’nın Geleceği” başlıklı öğle yemeğiydi. Babacan’ın yanı sıra Finlandiya, İsveç, Hollanda başbakanlarının ve Avrupa Komisyonu İstihdam ve Sosyal İşler Komiseri’nin konuşmacı oldukları yemekte kriz sonrası yeni Avrupa’nın nasıl şekilleneceği sorusuna yanıt arandı.
Bu arada Babacan, Bloomberg’den Özlem Dalga’nın sorularını yanıtlarken de 2014’le ilgili kur tahminlerinin geçerliliğinin olmadığını belirttikten sonra “Şu anda resmi tahminlerde herhangi bir revizyon olmadı. Zamanında ihtiyatlı davranmanın yararını gördük. 2014 için ne öngörüldüyse hâlâ aynı şekilde devam ediyor” dedi.

Babacan’dan CEO’lara cemaatin dünü-bugünü

Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, İsviçre’nin Davos kentinde düzenlenen Dünya Ekonomi Forumu'nda ana teması 'Dünya'nın Yeniden Biçimlendirilmesi: Toplum, Siyaset ve İş Dünyası için Sonuçlar' olarak belirlenen foruma katıldı. Forumda Ali Babacan'a eşi Zeynep Babacan da eşlik etti.

Babacan’dan CEO’lara cemaatin dünü-bugünü

Ruhani’nin mesajı, ‘İhtiyatlı ılımlılık’
Davos ahalisi, dün sabah Kongre Merkezi’nin 2500 kişilik salonunda, bu yılın açık ara en merakla beklenen liderini dinlemek için toplanmıştı. Ve İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani, sanırım onları düş kırıklığına uğratmadı.
Burada en korkulan, sürgündeki İranlı sanatçılar ve seçkinlerin Ruhani’ye verdikleri büyük desteğin, mollalar nezdinde ters tepmesi; dolayısıyla İran’dan dünyaya son aylarda esen açılım rüzgârlarının kesintiye uğraması.
Ruhani konuşmasında defalarca ihtiyat ve ılımlılık kelimelerini kullandı. İran’ın önümüzdeki 30 yılda dünyanın en büyük 10 ekonomisi arasına girmeyi hedeflediğini belirten Ruhani, bugünün küresel dünyasının dışında kalarak bu hedefe varmalarının mümkün olmadığını, ancak bu hedefe ihtiyatlı ılımlılıkla ilerleyeceklerini vurguladı.
“Son 10 yıllar göstermiştir ki ekonomik büyüme etik değilse, insanları mutlu etmiyor” diyen Ruhani’nin, sözlerine son verirken ihtiyat ve ılımlılık kelimelerine UMUT’u da eklediği dikkat çekti.

Babacan’dan CEO’lara cemaatin dünü-bugünü

75 milyon genç işsiz ne olacak?
Davos’un bu yılki en önemli gündem maddelerinden biri de genç işsizler, G-20’nin bu yılki başkanı Avustralya Başbakanı Tony Abbott, “Dünyada ne okuyan, ne de çalışan 300 milyon genç var; bu büyük soruna bu yılki G-20 Zirvesi’nde çözüm aramamız lazım” uyarısında bulundu.
Zaten Dünya Ekonomik Forumu da The Coca-Cola Company’nin CEO’su Muhtar Kent başkanlığında oluşturulan bir kurulla genç işsizler konusunu masaya yatırıyor. Bu büyük sorunun sadece iş dünyasının çabalarıyla çözülemeyeceğine dikkat çeken Kent, hükümetlerin, STK’ların ve mega kentlerin CEO’su kabul edilen belediye başkanlarının da katılımıyla kapsamlı bir çalışma başlatıyor.
Dünkü toplantıda Uluslararası Çalışma Örgütü ILO’nun Başkanı Guy Ryder’in de dikkat çektiği gibi 2008 krizinden bu yana Batı’da yüzler gülmeye, bilançolar düzelmeye başladı, ama genç işsizlerin durumunda herhangi bir düzelme olmadı; sayıları daha da artıyor.
İspanya gençlerde % 57 işsizlikle açık ara en kötü durumda olan ülke. Genç işsizlerde Avrupa Birliği ortalaması % 20; buna karşılık Almanya’da % 10’un altında; İsviçre’de ise sadece % 6.