Bahar diyeti: 3 gün gözaltında kal, 3 kilo ver!

Geride bıraktığımız hafta gecem-gündüzüm, Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği Başkanı Prof. Dr. Türkan Saylan ile 3 gün gözaltında tutulan Doğan Gazetecilik İcra Kurulu üyesi Tijen Mergen’in etrafında geçti.
Milliyet’in Ergenekon kapsamında sorgulanan Baba Beni Okula Gönder eğitim seferberliğinde birlikte çalıştığımız için, onların meramını biraz olsun ben anlatabilirim diye NTV ve CNN Türk’ten SKY Türk’e kadar pek çok televizyon kanalında değişik programlara katıldım; daha önce hiç bu kadar saatimi televizyonlarda geçirmemiştim.
Yorulduğumda ya da usandığımda hep Türkan Hocam gözümün önüne geldi. O, bu kadar hasta haliyle her gün saatlerce erkan başındaysa, “Yorulmak senin ne haddine” deyip diri durmaya çalıştım.

Saylan’ın iştahı açıldı
Türkan Hoca Ergenekon örgüt üyesi(!) olarak suçlanmadan önce, son 1 aydır sadece serumla besleniyordu. Su bile içemiyormuş. Kendisine ve ÇYDD’ye yöneltilen akıl almaz suçlamalardan sonra su içmeye, bir-iki lokma yemek yemeye başlamış. Bu son olaylar onu kamçıladı, iştahını açtı. Halinden gayet memnun.
Tijen’in ise tam tersine iştahı kesildi. Gözaltında tutulduğu 3 gün içinde 3 kilo verdi. Çıktığından beri de hiç iştahı yok. Bir tost söylüyoruz, ancak yarısını yiyebiliyor. Oysa gayet keyifle yemek yer. Ama o da halinden pek memnun: “Ben bu 3 kiloyu vermek için haftalarca uğraşacaktım” diyor. Hatta diyetisyenlere, çabuk kilo vermek isteyen hastaları için yemek listesine “3 günlük gözaltı” diye bir madde eklemelerini öneriyor!

Tijen’le ruh birliği
Bu bir haftada benim yeme-içme alışkanlıklarım da epey tuhaf bir seyir izledi: İlk günler Tijen içerde diye yediğim her lokma, içtiğim her yudum boğazımda düğümlendi. Sadece ben değil, gazetede ona benim kadar yakın olmayan pek çok arkadaşımız da o 3 günü çok kötü geçirmiş meğer. Tijen aramıza yeniden döndüğünde anlattılar; bu tür bir ruh birliği yaşayabildiğimiz ve onun acısını yüreklerimizde hissedebildiğimiz için mutlu olduk.
Tijen serbest bırakıldıktan sonra keyifle kadehler kaldırdık; neşemiz yerine geldi. Ama bir gün sonra bana bir haller oldu. Önceki gün gazetede sabahtan akşama kadar ne yediysem, ne içtiysem ağzıma kötü geldi; oysa gazetemizin yemekleri lezzetlidir. Üzüntüden ve yorgunluktan olsa gerek, tat alma duygumu kaybettim herhalde... Neyse ki çabuk geri geldi.

Çikolata sakinleştirdi
Akşam saatlerinde gözü dönmüş bir şekilde, bitter çikolata yeme isteği duydum. Daha önce hiç tanımadığım bir duygu! Kilo alırım diye dert etmeyip bir sürü çikolatayı peşpeşe yedim ve kısa sürede sakinleştim. Tat alma duygum da geri dönmüştü...
Çekirdek kakaonun ton fiyatı, 1 yıl önce Londra Borsası’nda 900 sterlinken, şimdi fiyatı 1920 sterline fırlamış. Nedeni de küresel ekonomik krizmiş!
Krizler, dünyanın her yerinde insanları depresif yapıyor. Moraller bozulunca, çok küçük paralarla kendini mutlu edebileceğin tek şey de çikolata. Her krizde çikolata tüketimi artarmış.
“Çikolatadaki kafein, 15 dakika sonra insanı uyarır; teobromin ise beyindeki seratonin maddesinin salgısını arttırarak insanı mutluluk haline geçirir.” Bunlar hep yazılırdı; ama ben doğruluğuna şimdi ikna oldum.