Başbakan Erdoğan, hasarın hesabını sormayacak mı?

Nasıl bir memlekette yaşıyoruz yahu? Yaşananlardan ders almayı hiçbir zaman öğrenemeyecek miyiz?
1999 Körfez Depremi’nde ne olduysa, 2011’de de aynısı. Karbon kâğıdı konmuş gibi... Hastaneler, yurtlar, cezaevi gibi kamu binaları iskambil kâğıdı gibi devrilmiş. Ana caddede özel mülkiyete ait binalardan biri sapasağlam dururken, hemen yanındaki yerle bir olmuş. Bu kafayla gidersek 2021’de de, 2031’de de aynı şeyleri konuşur olacağımızdan kuşkunuz olmasın.
1999 depreminden sonra güya ne müthiş önlemler alındı! Kapı gibi “yapı denetimi şirketleri” kuruldu da ne oldu? İş bilir müteahhit parayı bastırınca ne Belediye’nin izni kalmış, ne de yapı denetimi şirketinin DENETİMİ!
Van’da ve Bitlis’te böyle de başka yerlerde farklı mı? Ne münasebet! İstanbul’da korkulan deprem gerçekleştiğinde, göreceksiniz eskilerin yanı sıra yeni yönetmeliğe göre yapılan ve yapı denetimi şirketlerinin denetleyip “Sağlamdır, usulüne uygundur” raporu verdiği binlerce yapı nasıl yerle bir olacak...
Belediyeler AKP’li
Van’da depremin en çok hasara yol açtığı Erciş ilçesinde belediye, 2004’ten beri AKP’de. Hatta Belediye Başkanı Fatih Çiftçi, haziran seçimlerinde Van’dan milletvekili olmuş, yerine bir başka AKP’li gelmiş. Erciş’in yanı sıra en fazla hasarın olduğu komşu il Bitlis’in Belediye Başkanı da AKP’li. Zaten o bölgede BDP ve AKP dışında bir parti yok.
Şimdi Başbakan Erdoğan’a sormak lazım, bu ağır suçun faturasını AKP’li belediyelere ve yandaş müteahhitlere nasıl çıkaracaksınız diye...
1999 Körfez Depremi’nde benzeri soruları dönemin Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’e sorduğum için 16 ay hapis cezası almış, bu yüzden sabıkalı olmuş, cezası Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nden dönmüş bir gazeteci olarak benim bu soruları sormam, her zaman tehlikeli. Ama duramıyorum işte...
Giriş katı oto galeri!
Örneğin son depremde çöken bir binanın en alt katındaki oto galeriyi televizyonlarda görünce, aklıma ister istemez 99 depremi öncesinde Gayrettepe’de oturduğumuz 9 katlı apartmanın giriş katındaki daire oto galerisi yapılsın diye, kolonların ve deprem pabuçlarının nasıl kesildiği aklıma geliyor. Kim ne kadar para yemiş ve izin vermiş bu rezalete? Merak edenler için 99 depreminden 2 yıl önce bizim evin başına gelenlere göz yuman, halen Londra’da firarda olan Şişli’nin ANAP’lı Belediye Başkanı Gülay Atığ’dı. Deprem gecesi kızımla yaşadıklarımızı hatırladıkça, şu an bile hâlâ ürperiyorum. Çok yönlü bir korkuydu...
Bir daha ‘yıkılmayalım’
Bu yaz İzmir’den Çeşme’ye giderken taksi şoförü önce sağımızdaki yamaca yerleşmiş tek ve 2 katlı evleri, sonra da hemen karşısında (solumuzda) yükselen TOKİ konutlarını gösterdi. TOKİ, heyelan tehlikesine karşı yaptığı yüksek binalara taşınmasını istiyormuş orada yaşayanların. Ama insanlar, tehlikeye rağmen evlerinden çıkmak istemiyorlarmış. Böyle bir durum da var tabii... Kadere çok mu inanıyoruz, yoksa karşımızdakine hiç mi güvenmiyoruz? Bilemiyorum artık.
Ancak şunu gayet iyi biliyorum: 2023’te Türkiye’nin dünyanın 10. büyük ekonomisi olmasını hedefleyen Başbakan Erdoğan, herhalde her şiddetli depremin ertesinde gazetelerin “yıkıldık” manşetleriyle çıkmamalarını sağlayacak bir çözüm yolu bulacaktır. Sansürle değil tabii!