Beş anahtar sözcük

Beş anahtar sözcük


"Yaşantımız üzerinde en hayati etkiye sahip 5 anahtar sözcük nedir?" Dünya Ekonomik Forumu WEF'in Davos'taki 330 oturumluk toplantı maratonunda oturumlardan biri, bu başlığı taşıyordu. Özellikle farklı kültürlerden ve değişik mesleklerden seçilmiş konuşmacılar da doğal olarak bambaşka anahtar sözcüklerle çıktılar karşımıza.
Bir Japon üniversitesinde kurumsal strateji dersleri veren ilk konuşmacı bayan Prof. Yoko İshikura, konuya dar çerçevede ve şirketler açısından yaklaştı:
* Karlılık
* Rekabetçi avantaj
* Entellektüel sermaye
* İşbirlikleri
* Devingenlik (mobility)
Boston Üniversitesi'nde hümanite dersleri veren Prof. Elie Wiesel'in ses tonu ve seçtiği sözcükler, daha ziyade bir rahibinkini andırıyordu:
* Fanatizm
* Umursamazlık
* Hafıza
* Barış
* Çocuklar
Harvard Üniversitesi'ni yüksek dereceyle bitirdikten sonra ülkesi Kenya'ya dönüp Afrika Online Holding'i kuran kara derili parlak genç girişimci Ayisi Makatiani'nin 5 anahtar sözcüğünü duyunca, "en az üçünü ben de söylerdim" diye düşündüm:
* Teknolojinin yaygınlığı
* Enformasyon fazlalığı
* Dijital uçurum
* Terörizmin artması
* Her türlü tahminin geçersizliği

Müzisyen Brian Eno
İngiliz müzisyen Brian Eno ise daha ağzını açar açmaz hem zengin bir entellektüel birikime, hem de hatırı sayılır bir mizah gücüne sahip olduğunu ortaya koydu:
* Ortak kullanıma açık alanlar (commons)
* Sağlık hizmetleri (Dünya nüfusunun yarısı hastalıklara, diğer yarısı da ilaçlara sahip)
* Şeref ve utanç
* Bitmemişlik (Aslında hiçbir şey bitmiş, son halini almış değil)
* Bedenini dönüştürme (modifikasyon)
Eno, bu son sözcüğünü de telaffuz ettikten sonra "ben vücudunu delen nesilden bir önceki nesilim. İnsanlar vücutlarını plastik cerrahi ile şekilden şekile sokuyorlar. Dolayısıyla benim vücudum da dahil hiçbir şey son halini almış değil, herşey bitmemiş..." diyerek sözlerini tamamladı.

İngiliz müzisyen Brian Eno'yu dinlerken, Türkiye'de de giderek sayıları artan ve ekranları işgal eden reality show'ların ne işe yaradığını kavradım!
Her ne kadar gerek ben, gerekse yakın çevrem bu programları 5 - 10 dakika bile izlemeye tahammül edemeyip başka kanallara zaplıyor olsak da, reality show'ların Eno'nun söylediği cinsten bir işlevi umarım vardır.
Ayrıca Brian Eno'yu dinleyinceye kadar ben, TV haberlerinin sadece bizim ülkemizde magazinleştiğini sanırdım. O bakımdan da yüreğime su serpildi.
Eno diyor ki:
"Televizyon haberciliği öylesine magazinleşti ki, artık haber vermekten çok bir eğlence unsuru, gösteri halini aldı. Buna karşılık hayatın içinden sahneler, reality show'larda karşımıza çıkıyor. Sıradan insanların taleplerini, tatminsizliklerini, özlemlerini, beklentilerini bu kadar çok izleyebilme olanağı sayesinde, kapalı kapılar ardında onlar için basmakalıp ideolojiler üretmek yerine gerçeklerden yola çıkan reçeteler hazırlama imkanı doğuyor."

Açık Radyo'nun programcılarından Osman Tümay sayesinde, müzisyen Brian Eno'yu Davos'ta acayip şaşırttım. Eno'ya ne tür sorular sorabileceğim konusunda bilgi almak için Davos'a gitmeden Tümay'ı aramıştım. Çünkü Tümay, kolay kırılamayacak bir rekora imza atarak Açık Radyo'da tam 42 haftadır sadece Brian Eno programı yapıyordu.
Tümay beni enine boyuna bilgilendirdi, ardından da "Türkiye'de 42 haftadır sizinle ilgili program yapan bir deli var desene Eno'ya..." diyerek küçük bir ricada bulundu!
Ben de Eno'yla karşılaşır karşılaşmaz Açık Radyo'da 42 haftadır kendisiyle ilgili program yapıldığını söyledim. Nasıl şaşırdığını tasavvur edemezsiniz. İlk tepkisi "Benim çalınabilecek o kadar müziğim yok ki..." oldu. Programın haftada bir saat olduğunu söylediğimde de tutumunu değiştirmedi. "Bari ona hiç piyasaya çıkmamış müziklerimden yollayayım da çalsın" dedi. Yaptığı bazı besteleri henüz kamuoyu önüne çıkarmayı uygun bulmadığını, ancak kendisiyle ilgili 42 hafta boyunca radyoda yayın yapan bir programcının çalmasında sakınca olmadığını kaydetti.
Eno bu arada kartvizitini çıkarttı ve "Sevgili Osman" diyerek sıcak bir not yazdı. Ayrıca "Osman röportaj yapmak isterse beni telefonla arayabilir" diye de ekledi.
Ertesi gün konuşmacı olduğu oturumdan önce Brian Eno'yu gördüğümde hala Açık Radyo'daki 42 haftalık programın etkisi altındaydı. "Dün gece bütün karşılaştıklarıma, Türkiye'de bir radyoda 42 haftadır benimle ilgili program yapıldığını anlattım" dedi. Şaşkınlığı sürüyordu. Yollayacağı yeni müziklerden dolayı Açık Radyo'daki programın bir süre daha devam edeceğinden yola çıkarak bu olayın Guiness Rekorlar Kitabı'na bile girebileceği görüşünde birleşip gülüştük.