Cinsiyete dayalı yıpranma payı için oturma eylemi

Kadın Platformu, yeni Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası yasa tasarısında, kadınların mevcut haklarının yok edilmesini, bugün saat 13.00’te Taksim’de metro çıkışında oturma eylemi yaparak protesto edecek.
Kadın Platformu’nun taleplerini, yerim elverdiğince aktarmaya çalışacağım. Ama sizlere önce, bu taleplerin muhatabı Çalışma Bakanı Faruk Çelik’in, dünkü Referans gazetesinde yer alan şaka gibi demecini aktarmak istiyorum:
Bakan Çelik, “Amacımız kadın istihdamını artırmak” deyince gazeteciler tepki göstermiş: “İyi de Sayın Bakan, 3 çocuk doğuran bir kadın, çalışma hayatında nasıl ayakta kalabilir?”
Çelik’in yanıtı: “Sosyal güvenlik sistemi açısından 1 çocuk annenin finansmanı, 1 çocuk babanın finansmanı, 1 çocuk da genel olarak sistemin finansmanı için düşünülebilir.”
Bakan Çelik’ten, Başbakan Erdoğan’a ters düşecek bir görüş zaten beklemiyorduk, ama bu kadarı da olmaz! Çelik, çocuk sayısıyla sosyal güvenlik sisteminin finansmanı arasında paralellik kurabildiğine göre, bari çocukları 4’leyelim; sonuncusu da kadınlara pozitif ayrımcılığı finanse etsin!

Pozitif ayrımcılık
Kadın Platformu’nun bildirisi özetle şöyle:
“Evlere hapsolmamak ve daha çok sömürülmemek için sosyal güvenlikte kadınlar için özel önlem istiyoruz. Eşit değiliz. Bu yüzden eşit uygulama istemiyoruz. Eşit olmak için geçici pozitif ayrımcılık istiyoruz.
IMF’in direktifleri doğrultusunda hazırlanan Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası yasa tasarısı, devletin sosyal sorumluluklarını yok sayma ve yok etme üzerine kurulmuş. Devletin vatandaşları desteklemesi yerine, çalışanlar bireysel olarak kendi güvenliklerini sağlamaya çabalıyor. Bu yasa tüm çalışanlara sosyal güvensizlik ve sağlıksızlık getiriyor.
Ancak kadınlara daha fazla!

Çifte mesai yapıyoruz
Çünkü biz çifte mesai yapıyoruz. Ücretli çalışsak da çalışmasak da yemekleri biz yapıyor, bulaşığı, çamaşırı biz yıkıyor, evi biz temizliyoruz. Sökükleri biz dikiyor, çocuklarımıza, yaşlı büyüklerimize ve aile içindeki hastalara biz bakıyoruz. Ne var ki bütün bu yaptıklarımız, emekten sayılmıyor. Emeğimiz görünmüyor.
Ev içindeki emeğimizin görünmesini istiyoruz.
“Kadının asıl yeri”, “Yuvayı yapan dişi kuştur” olunca, erkeklere göre daha az okuyan oluyoruz. İş yaşamında, aile ve evlilik kurumundaki konumumuza göre yer alıyoruz. Kayıt dışı, sosyal güvencesiz, esnek çalışma, düzenli iş güvencesiz, düşük ücretli işler bize kalıyor.
Çifte mesai yaptığımız göz ardı edilerek ortaya konan eşitlik uygulamaları, bizim daha çok ezilmemizden başka sonuç doğurmaz. Bunun için biz kadınlar, CİNSİYETE DAYALI YIPRANMA PAYI İSTİYORUZ.
Haftada 45 saatten az çalışan, çoğunluğu kadın ev hizmetlileri ve geçici tarım işçilerinin, sigorta kapsamı dışında bırakılmasına karşıyız.
Bizi babamızın eline bakmaya ya da erken evlenmeye zorlayacak 18 yaşında sağlık güvencemizin kaldırılmasına karşıyız.
Yeraltı işçileri her yıl için 180 gün fiili hizmet zammı alıyor. Biz kadınlar da ev işleri ve yaşlı bakım hizmetleri üzerimizden alınıp, sosyal devlet tarafından üstlenilene kadar, HER ÇALIŞTIĞIMIZ YIL İÇİN 180 GÜN FİİLİ HİZMET ZAMMI İSTİYORUZ.”