Columbia ve Borusan, sizi hayal kurmaya çağırıyor

ABD’nin en tepedeki 2-3 üniversitesinden biri olan Columbia dendiğinde, önceki güne kadar aklıma ilk gelen, Prof. Edward Said’in yürek hoplatan konuşmaları ve eylemleriydi. Artık benim için Columbia’da 2. bir isim daha var.
Mimarlık damarlarım kabardığından mıdır nedir, Borusan Holding’in CEO’su Agah Uğur’un daveti üzerine önceki gün tanıştığım Columbia Üniversitesi Mimarlık Fakültesi Dekanı Prof. Mark Wigley de bana müthiş heyecan verdi; ufkumu açtı.
Yıllar önce üniversitedeyken, şehircilik dersinde yaşadığımız kentle ilgili projeler yapmış, İstanbul üzerine çok düşünmüştük. Ancak Wigley’in İstanbul için öngördüğü araştırma projeleri, hepimizin hayal gücünü zorlayacak nitelikte. Zaten kendisi de özellikle öyle olmasını istiyor.
Kent Laboratuarı
Önceki sabah Borusan’ın Salıpazarı’ndaki 2 büyük binasından birine gittiğimde gözlerime inanamadım. Zemin katta müthiş çarpıcı bir mekân yaratılmış ve bugüne kadar görmediğim konseptte bir sergi alanı oluşturulmuş. Burası Studio-X İstanbul Kent Laboratuarı. Columbia Üniversitesi Mimarlık Fakültesi, daha önce Bombay, Pekin, Rio, Johannesburg gibi dünyanın sayılı kentlerinde açtığı kent laboratuarlarının 8’incisi için İstanbul’u seçti. Borusan öncü sponsor oldu ve 3 yıllığına mekânı sağladı; ENKA Vakfı katkıda bulundu...
Mimarlıkta Harvard’la başa güreşen Columbia’nın, neden kent laboratuarları kurma gereği duyduğunu Prof. Wigley şöyle anlatıyor:
Üniversite geri kaldı!
“2050’de dünya nüfusu 9. 3 milyar olacak. Bu nüfusun % 70’i kentlerde yaşayacak. 7 milyara yakın insanın kentlerde yaşamasının ne demek olduğunu hiçbirimiz bilmiyoruz.
Üniversitelerin entelektüel kapasitesi, artık kentlerin dönüşümüne yetişemiyor. Şehirler şu sıralar üniversitelerden daha deneysel. Bildiğimiz tek şey, kentlerin geleceğiyle ilgili hiçbir şey bilmediğimiz. Eskiden üniversitelerde hata yapa yapa en iyisini bulurdunuz. Şimdi asıl laboratuar şehirler; onun için üniversiteyi kentin içine taşımaya karar verdik. Studio-X’ler, çözümü imkânsız gibi görünen sorunlar ve kentlerin geleceğiyle ilgili bir hayal kurma yeri, hayal gücü makinesi.
Her büyük şehir, kendi geleceğiyle ilgili cevapları kendine göre verecek, her şehirden yeni ve birbirinden farklı fikirler çıkacak; hepsi bir diğerine fikir verebilir, ilham kaynağı olabilir...”
‘İstanbul çok cömert’
Prof. Wigley’in de dediği gibi İstanbul çok cömert bir kent; büyük bir keşif alanı. Burada halkın, yerel yöneticilerin, üniversitelerin, STK’ların ve uzmanların işbirliğiyle üretilecek araştırma projeleri, tüm dünyada geleceğin kentleri için örnek oluşturabilir. Dekan Bey’in ısrarla vurguladığı gibi Columbia buraya öğretmen olarak değil, öğrenci olarak geliyor; ne olacağını söylemek için değil, hiçbir şey bilmeden İstanbul’un geleceği için sağlıklı çözümler üretilmesine aracı olmak istiyor.
Studio-X İstanbul’un direktörlüğünü üstlenen Superpool’un sahiplerinden mimar Selva Gürdoğan ise donanımı ve birikimiyle o laboratuarda kısa sürede çiçekler açtıracaktır.