Davos Risk Raporu: Türkiye, etkin risk yönetiminde 139 ülke içinde 18’nci

Dünya Ekonomik Forumu’nun (DEF) her yıl Davos toplantıları öncesinde geleneksel olarak hazırladığı Küresel Riskler Raporu, dün Londra’da düzenlenen basın toplan

Dünya Ekonomik Forumu’nun (DEF) her yıl Davos toplantıları öncesinde geleneksel olarak hazırladığı Küresel Riskler Raporu, dün Londra’da düzenlenen basın toplantısıyla açıklandı.
Dünyaca saygın 1000 uzman ve sanayi lideriyle yapılan geniş çaplı anket çalışmasına dayanan rapora göre bu yıl dünya çapında öne çıkan 5 büyük risk şunlar:
1) Had safhada refah uçurumu, çok aşırı gelir eşitsizliği
2) Sürdürülemez hükümet borçları ve kronik mali dengesizlik
3) Sera gazı salımındaki artış
4) Su arzı krizi
5) Yaşlanan toplumun yanlış yönetilmesi

İlk kez ülke bazında...
DEF’in Küresel Risk Raporu’nda bu yıl ilk kez ülke bazında çalışmalar da yapılmış; küresel risklere karşı ülkelerin dayanıklılık düzeyleri araştırılmış. Harvard Üniversitesi’nden 2 profesörün yaptığı çalışmada ülkeler, 2 kategoride küresel risklere hazırlık derecelerine göre sıralanmış ve sonuç:
* Türkiye, ETKİN RİSK YÖNETİMİ sıralamasında 139 ülke arasında 18. sırada yer alıyor. Bir üstümüzde 17. sırada Almanya, 2 altımızda 19. ve 20. sırada İsviçre ve İngiltere var. Erdoğan hükümetinin kriz yönetiminde gösterdiği başarı, DEF’in raporunda da teslim edilmiş. Ancak sıralamada kalkınmış 3 Avrupa ülkesinin hemen altımızda ve üstümüzde yer alması sizi yanıltmasın. Kriter “etkin kriz yönetimi” olduğu için örneğin listenin ilk 5’i sırasıyla Singapur, Katar, Umman, Birleşik Arap Emirlikleri ve Kanada. Bu listede Çin, 30. sırada yer alıyor; Yunanistan 136. sırada ve sondan dördüncü. Venezuela sonuncu.
* Yine ulusal bazda yapılan bir diğer değerlendirme ise KÜRESEL RİSK ALGILAMASI - ÜLKELERİN DAYANIKLILIĞI. 49 ülkenin değerlendirildiği bu çalışmada Türkiye sonlarda, 36. sırada, buna karşılık Çin 7. sırada. Bizim bir üstümüzde Malezya, bir altımızda Ukrayna var. Bu 2. listede de Singapur birinci; sonuncu ise Etiyopya.

2 büyük fırtına
Raporun geneline dönecek olursak... İnsan neredeeen nereye demeden edemiyor. Daha 6 yıl önce 2007’de küresel iş dünyasının elitleri için 1 numaralı risk, “kritik enformasyon altyapısının çökmesi”ymiş. 2008-2009-2010’da 3 yıl arka arkaya “varlık fiyatlarının çöküşü”nü en büyük küresel risk olarak görmüşler. 2011’de ilk sırayı “meteorolojik felaketler”, 2012’de “kronik mali dengesizlikler” almış.
Bu açıdan baktığımızda 2013 Küresel Risk Raporu’nda “çok aşırı gelir eşitsizliği”nin en büyük küresel risk olarak değerlendirilmesi, sevindirici bir ilk adım. Umarız bu tespiti yaptıktan sonra, “had safhadaki refah uçurumu”nu nasıl hafifleteceklerine de kafa yorarlar ve bunun önlemlerini alırlar.
Raporda sağlık konusu, gelecek 10 yılın en kritik sorunlardan biri olarak gösteriliyor ve önemli bir uyarı yapılıyor: “Sağlık sorunlarının hafife alınması, çok önemli bir risk faktörü oluşturmaktadır. Sağlık alanında atılan adımlar, dünyada büyük bir rahatlamaya yol açtı. Ne var ki mevcut antibiyotiklere direncin artması, zaten aşırı bir yük oluştuğu için yeterli mali kaynağın ayrılamadığı sağlık sistemlerini tümüyle çöküşe götürebilir.”
Özetle ekonomik ve çevresel risklerin, birbirleriyle çatışma halindeki 2 BÜYÜK FIRTINA olarak tanımlandığı raporda, (sağlıktan dijital dünyadaki kontrolsüzlüğe) günümüz toplumlarını bekleyen riskler ilk kez geniş bir yelpazede ve ulusal düzeye de inerek ele alınmış görünüyor.