Davos’ta Asyalılar Batılılar’a karşı ilk kez seslerini yükseltti

Ağırbaşlı Avrupalı'nın “Siz Çin’in neresindensiniz?” diye sorduğu iki kız, bakın bu soruya nasıl cevap verdi…

Sabah saatin 07.00’sinde otelden çıkıp, maalesef artık yürüme mesafemizin hayli dışına çıkan yeni Kongre Merkezi için mecburen servise bindim. Adından da anlaşılacağı gibi servis, yolu üzerindeki otellerin kapısında bekleyen Davos ahalisini toplaya toplaya yoluna devam ediyor. Sunstar Park Oteli’ne geldiğimizde, kahkahalar içinde karlarda yuvarlanan 2 küçük kız (sesleri öyleydi) üstlerini silkeleyip bizim minibüse bindiler ve yol boyunca Çince kıkırdamaya devam ettiler.
Davos’ta daha önce rastlanmamış bir durum! Arkada oturan ağırbaşlı Avrupalı dayanamayıp, “Siz Çin’in neresindensiniz?” diye sordu. Kızlar, hiç beklemediğimiz bir özgüvenle ve hafiften kafa tutarak, “Hangi şehirden olduğumuzu söylesek, Çin’in neresinde olduğunu bilebilecek misiniz?” demezler mi?

Çocuk gibi eğleniyorlar
Avrupalı bir an ne diyeceğini bilemedi; sonra kendini toparlayıp, “Kartopu oynamaya bu kadar meraklı olduğunuza göre Çin’in güneyinden geldiğinizi ve hiç kar görmediğinizi düşünmüştüm” dedi. Bu arada Kongre Merkezi’ne gelmiştik. Sıkı güvenlik kontrolünde paltodan kaşkola, gözlükten şapkaya her şeyimizi çıkarttırıyorlar ya... Arkama bir baktım ki, benim 18’lik sandığım “kızlar”, 45-50 yaşlarında koskoca 2 kadın!
Üşenmeyip sordum; Çin, 10 yıl önceki Davos toplantısına 3 kişiyle katılırken bu yıl 66 kişiler ve varlıklarını çok ciddi hissettiriyorlar. Hintliler de öyle. Kültürleri o kadar farklı ki... Hemen kendi aralarında kümeleşip şakalaşıyorlar, gülüşüyorlar; sanki Dünya Ekonomik Forumu’nda değiller de eğlenmek için sirke gitmişler! En ciddi konuşmalarında bile tüy gibi hoş bir hafiflik var. Sanki çocuk gibiler.
Bu yılki oturumlarda gerek Çinlilerin, gerekse Hintlilerin ilk kez seslerini yükselttiklerine ve (Asyalı nezaketi içinde de olsa) Batılıların hatalarını yüzlerine vurduklarına tanık oldum. Örneğin Asya’nın geleceğiyle ilgili bir oturumda büyük bir İtalyan firmasının CEO’su, Çin’de şişmekte olan balonların patlama olasılığını soracak oldu; ”Siz kendi ülkenize bakın; Yunanistan’ın, İspanya’nın durumuna düşmemeye çalışın” cevabını aldı.
Aynı oturumda büyük bir Alman bankasının CEO’su, “Küresel ekonomide ağırlığınız hızla artıyor. Siz de kendi aranızda Avrupa Birliği’ne (AB) benzer, euro gibi para birliğini de içeren kurumsal bir ortak yapı kurmayı düşünüyor musunuz?” diye sordu. Ve sorup soracağına pişman oldu: Çinli konuşmacıdan müstehzi bir gülümseme eşliğinde gelen cevap, “AB’nin ve euro’nun içinde bulunduğu çıkmazı göre göre, nasıl bu soruyu sorabiliyorsunuz? AB gibi olacaksa, asla...”

Asya konuşmaya başladı
Konuşmacıların Çin, Hindistan, Endonezya, Kore, Tayland ve Malezya’dan olduğu bu oturumun katılımcıları; Asya’da iş yapan Batılı dev şirketlerin üst düzey yöneticileriydi. Oturumu yöneten Singapur Üniversitesi’den Prof. Kishore Mahbubani, bir noktadan sonra Batılılara durumu izah etme gereği duydu:
“Adını koyalım; bu son kriz Batı finans sisteminin krizidir ve bu krizin tekrarlamasını önlemek de ABD ve Avrupa’ya düşer. Biz Asyalılar bu krize kadar siz Batılıların kurduğu sisteme güvendik. Batılılar en iyisini biliyor ve en doğrusunu yapıyor sandık. Biz Asyalılar fazla nazik olduğumuz için de gerçek düşüncelerimizi kolayca söyleyemedik.
Ama artık konuşmaya başladık. Mesela Çin Bankacılık Düzenleme Kurulu Başkanı Liu Mingkang, Obama yönetiminin son mali reformları üzerine ‘Hasta öldükten sonra doktor geldi’ açıklamasını yaptı. Taylandlı ve Endonezyalı arkadaşlarım eminim ‘Bir zamanlar bize içirdiğiniz IMF’nin acı ilacı, şimdi kendinizin içmesi lazım’ dememek için kendilerini zor tutuyordur.”
Bu yılki Davos’un ruhu bu minvalde. Hatta konuşmacılardan birinin sendikacı olduğu oturumlarda Batılılar, çift taraflı bombardımana tutuluyorlar. Önümüzdeki günlerde onu da yazacağım.