Demokrasinin geleceğini Çin belirleyecek

Önceki gün Çırağan Sarayı’nda Türkiye’nin her Allah’ın günü sinirlerimizi tepemize çıkartan gündeminden kurtulup dünyaya yelken açtık. Garanti Bankası’nın düzenlediği “Yaşanabilir bir dünyanın izinde” başlıklı zirvede, yazdıkları
kitaplarla dünyada gündem oluşturan biri Doğulu, diğeri Batılı 2 konuşmacıyla, küresel düzenin geleceğine doğru ufuk turuna çıktık.Demokrasinin geleceğini Çin belirleyecek
Moderatörlüğünü gazeteci-yazar Osman Ulagay’ın yaptığı zirvede, kapitalizm ve demokrasinin geleceği tartışıldı.
Gelir dağılımının giderek bozulduğu günümüz dünyasından daha şefkatli, paylaşımcı,
şeffaf ve adil bir küresel düzene geçiş mümkün mü? Yoksa Batı’nın küresel düzenin yapı taşları olacağını umduğu demokrasi, kapitalizm ve seküler ulus devlet modeli, önümüzdeki dönemde ciddi olarak tartışılır
hale mi gelecek?

Almanya artık motor değil
En son söyleyeceğimi baştan söyleyeyim: Özellikle Oxford Üniversitesi Avrupa Çalışmaları Programı Profesörü, tarihçi Timothy Garton Ash’in anlattıklarının ışığında, bu
3 kavramın önümüzdeki dönemde epey sorgulanacağı kesin.
Kendisini “çağdaş tarihçi” olarak tanımlayan Ash önemli saptamalarda bulundu:
- 1950’de ülkelerin 1/4’ü demokrasiyle yönetiliyormuş.
- 1973’e geldiğimizde hâlâ ülkelerin 1/4’ü demokrasiyle yönetilmekteymiş.
- 2012’de ise her 2 ülkeden
1’i demokrasiyle yönetiliyor. Dönüm noktası sosyalist blokun çöktüğü 1989 yılı.
1989 sonrasında Avrupa’nın çok daha bütünleşik bir hale geldiğini ve eşi-benzeri görülmemiş bir demokrasi akımının ortaya çıktığını hatırlatan Garton Ash’e göre Avrupa şu anda ciddi krizden geçiyor ve “en berbat” zamanını yaşıyor. Artık Avrupa’yı bütünleştiren, savaş-soykırım gibi tetikleyici motorlar da yok.
Hatta tehdit bile yok. Avrupa marjinalleşmiştir. 2 Almanya’nın birleşmesinden sonra Almanya da artık bir motor değil.

Çin’in askeri gücü
Şimdi yeni bir dünya şekilleniyor. Bu yeni dünyanın belirleyici gücü, sadece ekonomik açıdan değil, siyasi sistem olarak da Çin olacak. Hiç kimse Çin’de siyasi sistemin gelecek 10-20 yılda aynı kalacağını düşünmüyor. Çin mutlaka değişecek. Ash’e göre Çin’in “nasıl değişeceği”, demokrasinin de gelecekteki en kritik belirleyicisi olacak.
Garton Ash’ten önemli bir öngörü: Çin’in askeri harcamaları, 2025-2030’da Amerika’yı geçecekmiş. Ben ilk kez duydum ve ürktüm!
Ash’e göre yeni dünya dengelerinde Türkiye’nin AB’ye üye olması çok hayati. Nasıl ki dünyanın geleceği için belirleyici ülke Çin olacaksa, AB’nin geleceği için de belirleyici ülke Türkiye olacak:
“İdeal pozisyon, Türkiye’nin bir bölgesel güç olarak, Müslüman dünyayı da temsil edecek şekilde AB içinde yer almasıdır. Mesela;
- Polonya, bölgesel güç olarak Orta Avrupa ve eski Sovyetler’in çıkarlarını temsil edebilir.
- Fransa, Akdeniz’i çevreleyen ülkelerin,
- İngiltere’de Amerika’ya kadar Atlantik bölgesinin temsilcisi olarak düşünülebilir.
- Türkiye bu bakımdan inanılmaz iyi bir yere sahip. Bölgesel kozunu rahatlıkla AB yapısı içinde koruyabilir.”
Halen Hindistan Başbakanı’nın danışmanlığını yürüten Chicago Üniversitesi İşletme Enstitüsü Profesörü Hintli Raghuram Rajan’ın dikkat çektiği konuları birkaç maddede özetlemek gerekirse...

Rajan’ın tespitleri
- Kriz, kapitalizmin değil, finansal kapitalizmin krizidir. Gelir dağılımındaki eşitsizliğin hızla artmasının da nedeni budur. Örnek vermek gerekirse kriz sonrasında Amerika’da nüfusun % 1’i, gelir artışının % 93’ünü elde etmiştir; bu oran bugüne dek en fazla % 58 olmuştu.
- Gelir dağılımının düzelebilmesi için, meslek kazandırmaya yönelik bir eğitim anlayışına ihtiyaç var. Nitelikli insan gücünün artması, kapitalizmin, rekabet ve inovasyon aracılığıyla bu krizden çıkmasını sağlayabilir, ama buda çok uzun vadeli bir süreç tabii.
- Euro bölgesinde bugün yaşanan kriz, yapısal reformların ihmal edilmesinin sonucudur. Ve ücretler düşürülmeden, verimlilik artışı sağlanmadan Avrupa krizden çıkamayacaktır. Güney Avrupa’da seçimle gelen liderler, bu reformları yapmayı başaramamışlardır. Şimdi krize çözüm için teknokrat hükümetlerin kurulması ise demokrasinin geleceği açısından düşündürücüdür.

DİĞER YENİ YAZILAR