Dijital çağın filozofu de Botton’u dinlerken...

Londra’ya her gittiğimde kitapçıların baş köşelerinde karşıma çıkan, ama bugüne kadar merak edip de tek bir kitabını bile okumadığım Alain de Botton. Muhtemelen adının önünde “Modern zamanların, gündelik yaşamın, aşkın, işin, seyahatin, felsefenin filozofu” gibi hayli iddialı sıfatlar olduğu içindir.
De Botton’u önceki gün Lütfi Kırdar’daki İnsan Kaynakları Zirvesi’nde en ön sıradan, gözlerinin içine bakarak dinledim. 42 yaşında. Evli. Biri 4, diğeri 6 yaşında 2 oğlu var. Hızlı düşünüyor, hızlı konuşuyor. Aydınlık yüzlü, muzip bakışlı. Güler yüzlü denilebilir.
Konuşmasının başlığı “Modern çalışma hayatının zorlukları”ydı.
İlgiyle dinledim mi?
Evet.
Etkilendim mi?
Hayır.
31 yaşındaki kızım dinleseydi etkilenir miydi?
Sanmam. Evde kendi aramızdaki sohbetlerimizde bile çok daha derinlere indiğimiz oluyor.
Pekiyi de Botton neden bu kadar ilgi görüyor? (Türkiye’de bile kitapları 200 bin adet satmış.)

Dijital çağın filozofu de Botton’u dinlerken...

Analog zamanın farkı
Dün International Herald Tribune’da James Carroll imzalı yazıyı okurken, de Botton’a gösterilen ilginin nedenini kavradım. Biri analog, diğeri dijital 2 saatin farkından yola çıkan Carroll, toplum yaşamının son dönemde nasıl değiştiğini özetle şöyle anlatıyor:
“Klasik saat, bir eksenin etrafında döner ve sürekliliği temsil eder; tıpkı güneşin etrafında dönen dünya gibi... Analog saat bize sadece o anı göstermez; akrep ve yelkovanın hareketleriyle geride bıraktığımız ve önümüzdeki saatleri de bir zaman kavramı içinde görürüz, hissederiz. Dijital saat ise sadece o anı gösterir; onun öncesi ve sonrası yoktur.”
De Button, her şeyden azar azar ve derinleşmeden yaşamak isteyen günümüz insanlarının “filozofu” sayılabilir; zira önüne ilk çıkanı kabul etmeyip sorguluyor, ama pek derine inmeden, tam yüzeysel de kalmadan...

Bahçıvan olmak....
Konuşmasında ilginç bulduğum ve defterime kaydettiğim birkaç satır başı:
“- İnsanlar kendi içlerine bakıp da ‘Doğru işte miyim? ya da ‘doğru insanla mı birlikteyim’ sorusunu sormaya cesaret edebilseler, korkunç ve çok ürkütücü sonuçlar ortaya çıkabilir.
- Eskiden ayakta kalabilmek için disiplin önemliydi; şimdi güven önemli. Zaten eskiden ebeveynler, otoriteleri sarsılmasın diye çocuklarına mesafeli dururlardı, şimdi arkadaş olarak çocuklarına güven aşılamayı tercih ediyorlar.
- Modern çağın şirketlerinde ‘lojistik yöneticisi’ ya da ‘sistem analisti’ gibi okkalı görev tanımları var, ama insanları mutlu etmeye yetmiyor. Kişilere sorduğumda kadınsa hayali “küçücük bir pastacı dükkânı” açmak, erkekse bahçıvanlık! Dikkatinizi çekerim, erkek çiftçi olmak istemiyor. Çünkü tarla büyük.

Kitapları
De Button ilk kitabını 23 yaşındayken yazmış. 19 yıldır da hem sürekli yazıyor, hem TV programları yapıyor, hem de bilgilerin kısa sürede hap olarak verildiği çağımıza çok uygun bir “Hayat Okulu”nun sahibi.
Yazdığı kitaplar da iş yaşamından edebiyata, seyahatten felsefeye geniş bir yelpazede. Birkaç örnek verecek olursam: Çalışmanın Mutluluğu ve Sıkıntısı, Statü Endişesi, Aşk Üzerine, Romantik Hareket, Öp ve Anlat, Mutluluğun Mimarisi,
Felsefenin Tesellisi.