‘Dış kreditörler, bankalar üzerinden reel sektörümüzü hâlâ göremiyor’


Denetim ve Danışmanlık şirketi Deloitte’tan
e-postama neredeyse her hafta enerjiden bilgi güvenliğine, birleşme ve satın almalardan futbola çok geniş yelpazede raporlar geliyor. Deloitte Türkiye’nin CEO’su Hüseyin Gürer, her 1.5 haftada 1 rapor yayınladıklarını belirtiyor.
Birleşme ve satın almalar, enerji tamam da futbol ne alaka diye soracak olursanız... Meğer futbola çok meraklı olan Deloitte Manchester Ofisi yöneticilerinin, FIFA ve federasyonlarla çok yakın ilişkide olması sonucunda başlamış bu Futbol Raporu.
Futbol Raporu
Deloitte Türkiye ise sadece raporu türkçeye çevirmekle kalmayıp, bizim futbol kulüplerini de değerlendiriyor-muş. Geçtiğimiz günlerde yayınlanan Futbol Raporu’na göre Avrupa’nın en büyük
20 futbol kulübünün 2012/2013 sezonunda toplam gelirlerinin 5 milyar euronun üzerine çıkması bekleniyor.
Real Madrid 500 milyon euro gelir eşiğini geçen ilk spor kulübü; Real Madrid’i Barcelona ve Manchester United izliyor.
Bu kulüpler, yüksek sponsorluk ve TV yayın gelirleri sayesinde fark yaratıyor. Deloitte’un
Futbol Raporu’na göre başta Galatasaray olmak üzere gelecek yıl 1-2 Türk takımını da ilk
20 içinde görebilmemiz
oldukça muhtemel.

‘Dış kreditörler, bankalar üzerinden reel sektörümüzü hâlâ göremiyor’

TTK’da hayal kırıklığı
Gürer’le sohbetimizin odak noktası elbette futbol değildi; şirketlerin dünyasında bilgi güvenliğinden birleşme ve satın almalara geniş bir ufuk turu yaptık. Ve laf dönüp dolaşıp dağ beklenirken fare doğuran yeni Türk Ticaret Kanunu’na
(TTK) geldi.
Gerçi yeni TTK, genel kurulların yoğun olduğu gelecek ay, pek çok şirket için ciddi uyum sorunu yaratacak, ancak son yasalaşan haliyle Deloitte Türkiye gibi TTK’dan memnun olmayan pek çok kurum da var. Yeni TTK’nın hayal kırıklığı yarattığını belirten Gürer, orijinaline göre yapılan değişikliklerle TTK’nın ruhunun zedelendiğini düşünüyor. Türkiye’deki şirketlerin çoğunluğunun cirosunun 50-150 milyon lira aralığında olduğunu hatırlatan Gürer, “Denetim için
200 milyon lira üzeri ciro şartını koyunca, zaten kapsam kendiliğinden çok daralıyor” diyor
ve ekliyor:
“1) Sorumluluk,
2) Hesap verebilirlik,
3) Şeffaflık,
4) Adillik...
Bu 4 şart yerine gelmediği için dışarıdan kredi verenler, bankacılık sistemimizi çok güvenilir buldukları halde, bankacılık üzerinden reel sektörü göremiyorlar. Şeffaflığı gölgeleyen değişiklikler yapılmasaydı, tül perde tamamen kalkmış olacaktı.
Türkiye’nin yatırım yapılabilir ülke olmasında, şeffaflık çok önemli. Bilgiye doğru ve hızlı ulaşamıyorlar. Ne kadar hızlı ulaşırlarsa bizimle ilgili not artışı da o kadar hızlı olur.”
Kârlarda % 50-75 düşüş
Aslında bankalarımız da kredi verdikleri şirketleri, şeffaf olmadıkları için tam manasıyla göremiyorlar, ancak onların
aynı ülkede yıllarca birlikte yaşamaktan kaynaklanan farklı parametreleri var tabii.
Gürer’in ihracatla ilgili değerlendirmesi: “Şirketlerimizin ihracatları miktar olarak arttı ama parasal olarak artmadı. Daha önce 100 ihracattan 100 kazanırken, şimdi ancak 110 ihracattan 100 kazanabiliyorlar. Bazı sektörlerde % 50-75 arasında kâr düşüşleri var.”

DİĞER YENİ YAZILAR