Doğalgaz sayacınızı sık sık kontrol edin!

Doğalgaz sayacınızı sık sık kontrol edin!

Meral TAMER

"Sayın Tamer,
Size çektiğim 24. 10. 1997 cuma günkü fakstan sonra, 10 gündür bir telefon bile etme zahmetine katlanmayan İGDAŞ, ertesi sabah 10.00'da eve kadar memur gönderdi. Gazetenizden telefon edilmesi, bu konuda harekete geçmelerine yetmişti. Eski faturayı iptal edip benim okuduğum değerlerle yeni fatura düzenlediler.
Gerekçeleri de okuma işini bir taşerona verdikleri ve adamların işi iyi yapmadıkları! Özürleri kabahatlerinden büyük.
Size teşekkürlerimi sunarım."
Yukarıdaki satırlar, apartman yöneticisi olan Aygün Kumcuoğlu adlı okurumuza ait. Apartman yöneticisi olduğu için doğalgaz sayacını sık sık kontrol eden Kumcuoğlu, İGDAŞ'ın ağustos - eylül dönemine ait faturasındaki tuhaflığı farketmekte gecikmemiş.
Apartmanlarında merkezi sıcak su kazanı olmasına rağmen, son gelen ağustos - eylül dönemine ait faturada hiç doğalgaz kullanmamış görünüyorlar. İGDAŞ'ın, sayaçtaki harcama miktarını olduğundan düşük gösterdiğini söyleyen Kumcuoğlu, "bizim kayıtlarımıza göre 7 ağustosta 25 bin 857 olan gösterge, 3 ekim itibariyle 26 bin 421. Ama gelen faturadaki gösterge 25 bin 951. Herhalde İGDAŞ, bir sonraki ay zamlı olarak faturalandırıcaktı," diyor.
Arkadaşımız İlkay Özcan'ın sorularını yanıtlayan İGDAŞ yetkilileri, sayaç okumalarını yapan taşeron firmayı uyaracaklarını söylediler.
Köşemizin sürekli okurları hatırlayacaklardır. Geçen yıl da tam bu aylarda İGDAŞ tarafından sıfır harcamalı faturalar gönderilmiş, yılbaşında yapılan sunturlu zam tüm harcamalara birden yansıtılmış ve olay martta köşemizde yer almıştı.
KISSADAN HİSSE - Doğalgaz faturaları geldiğinde mutlaka sayaç kontrolü yapmanızda yarar var.

Beylikdüzü'ndeki ELF benzin istasyonundan geçtiğimiz hafta kurşunsuz benzin alanların arabaları yolda kaldı. Çünkü depolarına benzin yerine yanlışlıkla motorin girmişti.

Enjeksiyonlu bir motora, dizel motor muamelesi yapılırsa ne olur? Tabii ki anında bozulur.
Bu olay geçtiğimiz hafta, aynı benzin istasyonundan benzin alan İstanbullu 2 okurumuzun başına geldi.
Fuat Tuncay, faks mesajında olayı şöyle anlatıyordu:
"Beylikdüzü'nde Beykent sitesinde oturuyorum. 23 ekimde evimden çıktım ve arabamın benzin ihtiyacını karşılamak üzere yeni açılan ELF'e girdim. Kurşunsuz benzin istedim.
Haramidere'de arabada bir anormallik hissettim. Çekişten düştü, teklemeye başladı. Zar - zor yazıhaneme kadar geldim. Aynı gün iş gereği Merter'e gitmem gerektiğinde ise arabayı çalıştıramadım. Arabam Toyota marka ve enjeksiyonlu. Şu anda bu benzinin arabama verdiği zararı ise tahmin edemiyorum."
Tuncay'ın bu faks mesajının hemen ardından bu kez de bilgisayarımızda Beko - Beylikdüzü'nde çalışan Sedat Atalay'ın elektronik postasıyla karşılaştık:
"22 ekim akşamı yolumun üzerindeki ELF'ten kurşunsuz benzin aldım. Ancak yola çıkar çıkmaz arabamın çekişi düştü. Eve zorlukla varabildim. Ertesi gün arabayı Toyota servisine götürüp, deposunu temizlettim. Ve bu iş için tam 20 milyon lira ödemem gerekti."
Doğrusu başlangıçta yeni bir hileli benzin olayıyla karşı karşıya olduğumuzu sanmıştık. Rastlantı sonucu her ikisinin arabasının Toyota marka olması da bize Ankara ve civarında yaşananları hatırlatmıştı. Ancak Fuat Tuncay'dan gelen 2. bir faks mesajıyla konu aydınlığa kavuştu.
Okurumuz aynı günün akşamı ELF'e yeniden uğramıştı. İstasyon sahibinin aktardığına göre, olay yüzde 100 tanker şoförünün hatası yüzünden meydana gelmişti. Şoför, kurşunsuz benzin depolarını yanlışlıkla dizel araçlarda kullanılan motorinle doldurmuştu.
Okurumuzun deposu anlaşmalı bir karbüratörcüde temizletilip yeniden kurşunsuz benzinle doldurulunca sorun da kendiliğinden ortadan kalkmış oldu. Daha sonra diğer okurumuzun 20 milyon liralık zararının da karşılandığını öğrendik.
Arkadaşımız İlkay Özcan'ın sorularını yanıtlayan benzin istasyonunun ortaklarından Hakkı Dilek, şoförün birbirine çok yakın olan kurşunsuz benzinle motorin vanalarını karıştırdığını ve olayın ancak şikayetlerin kendilerine ulaşmasıyla anlaşıldığını söyledi.

İki çocuk annesi Nermin Özdökücü, eşiyle birlikte 1990'dan beri Halk Yaşam'a sigortalı. Aslında bu poliçeleri, çocuklarının eline 10 yıl sonra toplu para geçmesi amacıyla satın almışlar. Poliçeleri yıllık yüzde 30 artışlı olmasına rağmen, zaman zaman bunun üzerinde prim artışları da yapmışlar.
1995'te okurumuz önemli bir sağlık sorunuyla karşılaşmış. Göğüs kanseri teşhisiyle ameliyata alınmış ve bir süre kemoterapi tedavisi görmüş. Şu anda kendisini gayet sağlıklı hissediyor. Zaten ameliyattan kısa süre sonra mesleği olan öğretmenliğe de geri dönmüş.
Ancak bu olaydan sonra ilk poliçe yenileme tarihi geldiğinde ummadığı bir durumla karşılaşmış. Eşi, primlerini aylık 600 bin liradan, 1.3 milyon liraya yükseltirken, kendisinin 600 bin liradan 1 milyon liraya çıkma talebi reddedilmiş. Ve artışı ancak yüzde 30'la sınırlı tutabileceği bildirilmiş. Tahmin edebileceğiniz gibi gerekçe, tedavi olmuş dahi olsa, konulan teşhis.
Okurumuz bize yazdığı mektupta, haksızlığa uğradığını belirtiyor ve "poliçenin ilk 3 yılında yüzde 30 artışla yetinmiştik. Ancak daha sonra bu rakamların yetersizliğini görüp, 1994'te 132 bin lira olan aylık primlerimizi 1995'te 300 bin liraya yükselttik. Yani 2 katından fazla artırdık. O zaman henüz ortada hastalık filan yoktu. Sanırım bu da kötü niyetli olmadığımızın göstergesi sayılabilir," diyor.
Okurumuzun itirazına karşın, Halk Sigorta'dan verilen yanıtta prim artışının yüzde 30'la sınırlı tutulmasına, "riskin ortaya çıkmış olması" gerekçe gösteriliyor. Yazılı açıklamada poliçenin yüzde 30 artışlı olduğuna dikkat çekiliyor ve "sigortalılarımızdan gelen daha yüksek prim artışı taleplerinde sigortalının yaşı ve istediği rakama göre doktor raporu istenebilmektedir. Bu sigortalımızın raporu doktorumuz tarafından incelenmiş ve riziko şartları gereği isteği reddedilmiştir," deniliyor.

İtalyan Merloni kardeşlerden Antonio Merloni firması, önce Simtel'e fason üretim yaparak Türki Cumhuriyetleri'ne girmek istedi. Ardından da Simtel markasını satın aldı. Türkiye'de üretim yapmıyor. İtalya'da fason olarak üretip Türkiye'de satıyor. Ancak tabii ki hala zamanında Türkiye'de üretilmiş olan Simtel'leri kullananlar var. Ve galiba onlar, tüketici olarak biraz sahipsiz kalmış durumdalar.
İstanbullu okurlarımızdan Muammer Keleş bunlardan biri. Yaklaşık 2 yıl önce alınan ve neredeyse ilk günden beri su akıtıp, elektrik kaçağı yapan buzdolabı defalarca servise gitmiş. Sonunda yetkili servis, değişim raporu vermiş. Ancak okurumuz mutlu sona yine ulaşamamış. Değişim raporuna rağmen, "Kore'den mal bekliyoruz," bahanesiyle aylardır oyalandığını ifade ediyor.
Arkadaşımız İlkay Özcan, okurumuzun örneğinden yola çıkarak konuyu araştırmaya başladığında, karşısına muhatap olarak Simtel Endüstri Mamülleri diye bir şirket çıktı. Ancak şirket yetkililerinin ifadesine göre, kendileri yalnızca taşeron olarak servis hizmeti veriyorlardı.
Ücretlerinin İtalyanlar tarafından ödendiğini söyleyen görevliler, "makinenin üretim hatalı olduğunu biz de kabul ediyoruz, ama yapabileceğimiz birşey yok. Çünkü Merloni kendi üretimi olmadığı için sorumluluk kabul etmiyor. Her gün üretim hatalı ürünleri için bize başvuran onlarca müşteriye ne diyeceğimizi bilemiyoruz. Tuttuğumuz raporlar da dikkate alınmıyor," dedi.
Zaten Simtel'leri Türkiye'de satan Simtel - Antonio Merloni Uluslararası Pazarlama'nın halkla ilişkiler yetkilisi Nur Akiş de, "buzdolabı hatalı olabilir, ama bizim üretimimiz olmadığı için değiştiremeyiz" diyerek kestirip attı.


Yazara EmailM.Tamer@milliyet.com.tr