Doğu’nun bakir topraklarından organik bal

Doğu’nun bakir topraklarından organik bal



Seçimlerde vatandaşın oyuna talip olacak partilerin, her il için farklı, acil mikro çözümler üretmeleri şart. Sadece Doğu’da değil, Milliyet TIR’ıyla gittiğimiz Marmara ve Karadeniz bölgesindeki her ilde karşımıza, ekonomik krizin perişan ettiği işsiz yığınlar çıktı. Seçim sonrasında bile, Türkiye geneline yönelik istihdam artırıcı politikalar ufukta görünmediğine göre, her yöreye soluk aldırabilecek mikro projeler üzerine mutlaka birilerinin kafa yorması gerek.
Nuri Vatan, İstanbul’da yaşıyor. Vatan Bilgisayar’ın sahibi. Kendisi gibi İstanbul’da yaşayan Karslılarla bir vakıf kurmuşlar. Ancak Kars, Ardahan ve Iğdır olarak üç ile ayrılınca, onların vakfı da Kars - Ardahan - Iğdır Eğitim ve Kalkınma Vakfı adını almış. Nuri Vatan, bu vakfa bağlı Kars - Ardahan - Iğdır İş Konseyi Başkanı.
Doğduğu topraklardaki insanların bugün ne büyük maddi sıkıntı ve çıkmaz içinde bulunduklarının farkında. Şu durum saptamasını yapıyor: "80’li yılların ortalarına kadar Türkiye’de 85 milyon hayvan vardı, bunun 15 milyonu (yüzde 17’si) Kars’taydı. Şimdiyse Kars’ta ancak 1.5 milyon hayvan var. Zaten onlardan sağılacak 3 - 4 kilo sütle de bir yere varılamıyor, çünkü Batı’daki hayvan 30 kilo süt veriyor."
Nuri Vatan, İstanbul’daki Karslı işadamlarıyla birlikte "Memleketimize ne tür bir yatırım yapabiliriz?" diye kafa yorarken arıcılıkla işe başlamış. Önce bir laboratuvar kurmuşlar ki, köylü bala şeker ya da parafin karıştırdığında ortaya çıksın diye. Köylüleri eğitip testlerde arzuladıkları bal kalitesini elde ettikten sonra üretime başlamışlar. "Köylü 2 milyona satıyordu balını, biz kaliteyi yükselttikten sonra 5 milyona aldık, çünkü bal hilesiz olursa itibarı vardır" diyor Nuri Bey. Ama bununla da yetinmeye niyetli değil. Hedefi 5 milyona değil, 43 milyona satın alabileceği organik bal üretebilmek.
Nuri Bey’in hayali, Kars, Ardahan ve Iğdır’ın bugüne kadar tarım ilacı, suni gübre falan kullanılmamış, kirlenmemiş topraklarında sadece organik bal üretmek değil, organik tarım yapılabilmesinin de şartlarını oluşturmak. Toprağın en temiz olduğu bazı büyük araziler, bu amaçla karantina altına alınabilirmiş.
Nuri Bey şimdi toprak numuneleriyle Almanya’da gerekli testleri yaptırıp, organik tarıma uygunluk belgesini almanın peşinde. Umarız organik tarım, Karslının yüzünü güldürecek bir umut ışığı olur.

Her il için farklı, acil mikro çözüm üretilmesine ilişkin çağrıma ilk yanıt Atilay Öztürk’ten geldi. Ancak Öztürk, en acil çözüm bekleyen ilin, başkent Ankara olduğuna işaret ediyor ki yerden göğe haklı. Öztürk e - posta mesajında özetle diyor ki:
"Öncelikle tartışılması gereken Ankara’yı ıslah projesidir. Nedenini izah edeyim:
Bu kriz ülkede yaşayan hemen herkes için çok öğretici olmuştur. Sanayici, işadamı, esnaf, KOBİ’ler, tarım kesimi, özel sektör çalışanları ve yöneticileri büyük darbeler almış ve herkes artık (eğer yıkılmadıysa) bir anlamda geleceğe daha hazır hale gelmiştir.
Tek istisna Ankara ve Ankara kaynaklı beslenenlerdir. Bu krizin ihale ve rant sahiplerine fazla bir zararı olmamıştır. Ondan dolayı da büyük ihtimalle bu krizi bir Arjantin - Brezilya krizi olarak, teorik ve akademik anlamda algılamaya çalışmışlardır.
Ankara olan - bitenden hâlâ o kadar habersiz ki, 1 milyondan fazla insanın işini kaybettiği dönemde, işveren işçisinin ücretini bile ödeyemezken, sigorta primleri artırılmış, bir de işsizlik primi çıkartılmıştır.
(...)Ülkemizde yaşanan derin ekonomik krizi kağıt üzerinde yaşayanların, yeni krizleri önleme kabiliyeti bulunmamaktadır. Tehlike budur ve en acil olan da Ankara’dır."