Doğunun bakir topraklarından organik bal

Karslı balını 2 milyona satıyordu, kalitesi yükselince 5 milyona çıktı. Nuri Beyin hedefi, organik bal üretip 43 milyona satabilmek

Nuri Vatan, İstanbulda yaşıyor. Vatan Bilgisayarın sahibi. Kendisi gibi İstanbulda yaşayan Karslılarla bir vakıf kurmuşlar. Ancak Kars, Ardahan ve Iğdır olarak üç ile ayrılınca, onların vakfı da Kars - Ardahan - Iğdır Eğitim ve Kalkınma Vakfı adını almış. Nuri Vatan, bu vakfa bağlı Kars - Ardahan - Iğdır İş Konseyi Başkanı.Doğduğu topraklardaki insanların bugün ne büyük maddi sıkıntı ve çıkmaz içinde bulunduklarının farkında. Şu durum saptamasını yapıyor: "80li yılların ortalarına kadar Türkiyede 85 milyon hayvan vardı, bunun 15 milyonu (yüzde 17si) Karstaydı. Şimdiyse Karsta ancak 1.5 milyon hayvan var. Zaten onlardan sağılacak 3 - 4 kilo sütle de bir yere varılamıyor, çünkü Batıdaki hayvan 30 kilo süt veriyor."Nuri Vatan, İstanbuldaki Karslı işadamlarıyla birlikte "Memleketimize ne tür bir yatırım yapabiliriz?" diye kafa yorarken arıcılıkla işe başlamış. Önce bir laboratuvar kurmuşlar ki, köylü bala şeker ya da parafin karıştırdığında ortaya çıksın diye. Köylüleri eğitip testlerde arzuladıkları bal kalitesini elde ettikten sonra üretime başlamışlar. "Köylü 2 milyona satıyordu balını, biz kaliteyi yükselttikten sonra 5 milyona aldık, çünkü bal hilesiz olursa itibarı vardır" diyor Nuri Bey. Ama bununla da yetinmeye niyetli değil. Hedefi 5 milyona değil, 43 milyona satın alabileceği organik bal üretebilmek.Nuri Beyin hayali, Kars, Ardahan ve Iğdırın bugüne kadar tarım ilacı, suni gübre falan kullanılmamış, kirlenmemiş topraklarında sadece organik bal üretmek değil, organik tarım yapılabilmesinin de şartlarını oluşturmak. Toprağın en temiz olduğu bazı büyük araziler, bu amaçla karantina altına alınabilirmiş.Nuri Bey şimdi toprak numuneleriyle Almanyada gerekli testleri yaptırıp, organik tarıma uygunluk belgesini almanın peşinde. Umarız organik tarım, Karslının yüzünü güldürecek bir umut ışığı olur. Seçimlerde vatandaşın oyuna talip olacak partilerin, her il için farklı, acil mikro çözümler üretmeleri şart. Sadece Doğuda değil, Milliyet TIRıyla gittiğimiz Marmara ve Karadeniz bölgesindeki her ilde karşımıza, ekonomik krizin perişan ettiği işsiz yığınlar çıktı. Seçim sonrasında bile, Türkiye geneline yönelik istihdam artırıcı politikalar ufukta görünmediğine göre, her yöreye soluk aldırabilecek mikro projeler üzerine mutlaka birilerinin kafa yorması gerek. "İlk acil mikro çözüm Ankara için gerek" "Öncelikle tartışılması gereken Ankarayı ıslah projesidir. Nedenini izah edeyim:Bu kriz ülkede yaşayan hemen herkes için çok öğretici olmuştur. Sanayici, işadamı, esnaf, KOBİler, tarım kesimi, özel sektör çalışanları ve yöneticileri büyük darbeler almış ve herkes artık (eğer yıkılmadıysa) bir anlamda geleceğe daha hazır hale gelmiştir.Tek istisna Ankara ve Ankara kaynaklı beslenenlerdir. Bu krizin ihale ve rant sahiplerine fazla bir zararı olmamıştır. Ondan dolayı da büyük ihtimalle bu krizi bir Arjantin - Brezilya krizi olarak, teorik ve akademik anlamda algılamaya çalışmışlardır.Ankara olan - bitenden hâlâ o kadar habersiz ki, 1 milyondan fazla insanın işini kaybettiği dönemde, işveren işçisinin ücretini bile ödeyemezken, sigorta primleri artırılmış, bir de işsizlik primi çıkartılmıştır.(...)Ülkemizde yaşanan derin ekonomik krizi kağıt üzerinde yaşayanların, yeni krizleri önleme kabiliyeti bulunmamaktadır. Tehlike budur ve en acil olan da Ankaradır." mtamer@milliyet.com.tr Her il için farklı, acil mikro çözüm üretilmesine ilişkin çağrıma ilk yanıt Atilay Öztürkten geldi. Ancak Öztürk, en acil çözüm bekleyen ilin, başkent Ankara olduğuna işaret ediyor ki yerden göğe haklı. Öztürk e - posta mesajında özetle diyor ki: