Ekmekte "Lezzet kraldır" dönemi

Belki 10-15 yıl öncesinin tüketicisi için değil ama, günümüz tüketicisi için aynen öyle. Bilimin tartışılmaz tek doğru kabul edildiği, sağlıklı beslenmeye körü körüne riayet edildiği dönem artık geride kaldı. Evet, tüketici sağlıklı ürünler yemek istiyor, ama sadece sağlıklı beslenme yetmiyor; aynı zamanda lezzet unsurunu da arıyor. Özellikle de günde 3 öğün yediği ekmekte...Ben bu ay başında yeni mahalleme taşındığımdan beri, kendimi ekmek cennetinin içinde bulmuş vaziyetteyim. Çarşıya çıktığımda bir köşede Panpan, diğerinde Panex, 2 dükkan ötesinde Simit Dünyası... Dün gazetede ziyaretime gelen Doygun Gıda'nın Genel Müdürü Bülent Berksan anlattı: Kaliforniya'da katıldıkları son uluslararası ekmek seminerinde Amerikalı konuşmacı "Lezzet kraldır" diyerek kestirip atmış: "Ne kadar sağlıklı, hijyenik, kaliteli, bol lifli ekmek üretirseniz üretin, yeterince lezzetli değilse insanlara yediremezsiniz!" Geçmiş yıllara göre daha çok ekmek tükettiğime kuşku yok. Bol lifli esmer ekmek yemeğe özen gösteriyorum, ama lezzetli değilse isterse en bol liflisinden olsun, kimse bana yediremez. Buna karşılık Fransız bagetlerinin lezzetlisini ise her bulduğumda bayıla bayıla yerim ve beyaz ekmek yiyorum diye vicdan azabı da çekmem.Çocukluğumda annem bana sabah kahvaltısı hariç kesinlikle ekmek yedirmezdi. Ama Türkiye genelinde olduğu gibi bizim evde de yenen ekmek, yuvarlak esmer somundu. Sadece misafir geldiğinde, bazen francala denen beyaz ekmek alınırdı. Sonra ne olduysa daha fazla enerji veren, yani kilo yapan, daha sağlıksız, vitamin ve lif açısından daha fakir beyaz ekmek, biz Türklerin milli ekmeği olup çıktı. Berksan, "Artık insanlar sırtında yük taşımıyor ki, fazla kaloriye ihtiyacı olsun" dese de, Türkiye İstatistik Kurumu TÜİK'e göre 71 milyon nüfusun 20 milyonunun yoksulluk sınırı altında yaşadığı ülkemizde, kimi gün midesine kuru ekmekten başka bir şey girmeyenler açısından lezzet kadar enerji ve yağ da önemli belki. Fransızların bageti Türkiye ekmek pazarı, 7 milyar dolarlık bir hacme sahip. Market raflarında gördüğümüz etiketli, paketlenmiş yani endüstriyel ekmeklerin pazar payı ise çok düşük: 45 milyon dolar. Dahası onların da modası geçiyor gibi...Şimdi popüler olan, dumanı tüten değişik esmer ekmekleriyle, hemen 2 sokak ötenizdeki küçük ekmek fırını. Hem 5 - 10 dakika yürüyüp ayak açıyorsunuz, hem de o gün artık cevizlisini mi, zeytinlisini mi hangisini tercih ediyorsanız, sıcacık ekmeğinizi alıp evinize dönüyorsunuz. Ama ben, yıllarca büyük marketlerden ambalajlı dilimlenmiş ekmek alıp buzdolabında saklayarak ve her gün 1 - 2 dilim kızartıp yemek adetini, bu butik ekmek fırınları yüzünden terk etmedim. Beni sinirlendiren, marketlerde ekmek rafına elimi atıp sepetime koyduğum ekmeği evde yemeğe kalktığımda, pek çok kez bayat çıkması oldu. Bir süre üretim tarihini bulup okumaya ya da en arka raflardaki ekmekleri teker teker elleyip almaya kalktım. Sonra da kendimi böyle bir zahmete sokmayı reva görmeyip, "El değmeden üretilmiş, hijyenik, yüksek teknolojili, nispeten az lezzetli" ekmeğe elveda deyiverdim. mtamer@milliyet.com.tr Ambalajlı ve bayat!