Fransa’nın önündeki en kritik 1 ay

Nicolas Sarkozy, ekonomik kriz nedeniyle Avrupa’da koltuğunu kaybeden 11. Devlet Başkanı/Başbakanı oldu. Krizin Fransa’dan önce iktidar değişikliğine yol açtığı diğer 10 ülke hangileri derseniz; Yunanistan, İtalya, İspanya, Portekiz, Hollanda, İrlanda, Finlandiya, Danimarka ve İngiltere’yi sayabilirim.

Sarkozy’nin siyaseti bırakacağını açıklamasıyla, aşırı sağcı Ulusal Cephe’nin lideri Marine Le Pen sağda kartların yeniden karılması için derhal kolları sıvadı; çünkü biliyorsunuz Fransa’da gelecek ay da Parlamento seçimleri var.

Aslında seçimden zaferle çıkan sosyalist François Hollande’ın da var gücüyle Parlamento seçimlerine hazırlanması lazım, ancak Fransa Cumhurbaşkanı sıfatıyla bu süre içinde katılması gereken 4 önemli uluslararası zirve var:

- G-8 Zirvesi

- NATO Zirvesi

- AB Zirvesi

- G-20 Zirvesi

Hollande için hangisi önemli derseniz hiç kuşkusuz Parlamento seçimleri; ama G-8 ve NATO Zirvesi için gelecek haftayı Amerika’da geçirmek zorunda. G-20 Zirvesi için de Meksika’nın yolunu tutacak.

Ufukta nikâh mı var?

Üstelik bir başka sorun daha var. 68 kuşağının temsilcisi olarak Hollande her zaman evliliğe karşı olmuş. 4 çocuğunun annesi olan eski partneri ve Sosyalist Parti’nin bir önceki başkan adayı Segolene Royal’le de evli değildi, pazar günkü seçim zaferinin ardından halkı birlikte selamladıkları şimdiki partneriyle de...

Fransız toplumu, Elysse Sarayı’nda evlilik dışı bir ilişkiye belki hoşgörüyle bakabilir; ancak Hollande çifti hem G-8, hem de NATO Zirvesi için gelecek hafta yapacakları ABD ziyaretinde, muhafazakâr Amerikan toplumunun tepkisini çekebilir. Cumhurbaşkanlığı koltuğu, Hollande’ı nikâh masasına götürebilir diyenler bile var.

12 AB ülkesi...

Ama asıl büyük sorun ekonomi tabii. 12 Avrupa ülkesi resesyonda. Avrupa’da giderek derinleşen ekonomik krize sağcı partilerin uyguladıkları politikalarla düşüldüğü ve kemer sıkma önlemleri sonucu geniş toplum kesimlerinin bunun bedelini ödediği izlenimi yaygınlaşıyor.

Hollande, kampanya süresince “Fransa farklı bir yol izleyerek Avrupa’nın çıkmazdan kurtulmasına öncülük edecek” diyerek seçmenlere umut vermişti. Seçimden başarıyla çıkması ise başta Alman sosyal demokratlar olmak üzere Avrupa’da muhalefetteki pek çok sol partiler açısından motive edici oldu.

Avrupa’da müthiş bir rüzgâr estiren 1968 öğrenci olayları Fransa’da başlamıştı. Küresel kriz sonrasında her geçen gün biraz daha dibe vuran Avrupa, Hollande’ın politikalarıyla kendine yeni bir çıkış rotası çizebilir mi? Avrupa’da bugüne kadar likidite vermekten ve kemer sıkmaktan öteye gidilemedi. Likidite vermek sadece zaman kazandırıyor. Kemer sıkmakta ısrarcı davranmak ise oy kaybettiriyor!

Ekonomisi göreceli olarak iyi durumda olan Almanya’da bile eyalet seçimlerinde iktidar partileri kan kaybederken Sosyal Demokrat Parti SPD’nin oyları artıyor.

Avrupa için çıkış yolunun, altyapı yatırımlarına ağırlık vermek suretiyle istihdam ve büyümeyi sağlamaktan geçtiği belirtilirken Avrupa Birliği’nin bu yatırımlar için fon sağlaması da gündemde.

Bugünlerde en çok merak edilen konu ise Hollande’ın ekonomi takımının kimlerden oluşacağı. Ve tabii şu önümüzdeki 1 ay içinde neler söyleyecekleri...