Fransızlar sabrımızı sınıyor

Brüksel'in ardından Paris'te karşılaştığımız manzara, siyahla beyaz kadar farklı. Brüksel'de salondan dışarı taşan her milletten Avrupalı gazetecilere karşılık, Paris'te Devlet Bakanı Kürşad Tüzmen ve TÜSİAD Başkanı Ömer Sabancı'nın basın toplantısında çok daha az sayıda gazeteci vardı. İlk soru bir Ermeni Vakfı'na ait radyonun çalışanından geldi: "Fransa Devlet Başkanı Jacques Chirac'ın Ermenistan'la ilgili sözlerini nasıl değerlendiriyorsunuz?" Chirac, Ermeni soykırımının üyelik koşulu olmasını istemişti. Tüzmen'den beklenen yanıt, "Türkiye'ye yeni siyasi koşul getirilemez" olmalıydı. Ancak Sayın Bakan, Ermeni soykırımıyla ilgili ezberinin dışına çıkmadı: "Türklerin tarihi son 100 yıldan ibaret değildir; binlerce yıllık tarihi vardır ve soykırım hadisesi hiç gerçekleşmemiştir. Sadece Ermenilere karşı değil, diğer azınlıkların hiçbirine karşı da gerçekleşmemiştir. Aksi olsaydı, kabinedeki iki Ermeni kökenli bakan, tehcir olayından sonra bakan olarak kalabilirler miydi?" Avrupa Birliği ile müzakere sürecinin açılmasının 1. yıldönümünü kutlamak üzere TÜSİAD tarafından düzenlenen Türkiye - Avrupa Haftası'nda ikinci durağımız Paris. Sabah toplantıya gitmek üzere uyandığımızda Ermeni soykırımıyla ilgili yasa tasarısının, 12 ekimde Fransız Parlamentosu'nda görüşüleceğini öğrendik. Bundan böyle başta Fransızlar, Türkiye'nin AB üyesi olmasını istemeyenler, daha da sıklaşan aralıklarla sabrımızı sınayacaklar. Bizi "öfkeyle kalkıp zararla oturmaya" zorlayacaklar. Bu süreçte sinirleri sağlam tutmak çok önemli.Ve tabii Tüzmen'in sorduğu şu soru da çok haklı: "Ne yani, Fransa'da yasa çıksa ve ben de buraya bakan olarak gelip Ermeni soykırımı yoktur desem, beni hapse mi atacaklar?" AB'nin çifte standardı Sabancı'nın bu soruya yaptığı katkı anlamlıydı: "Türkiye'den 301'i kaldırması, düşünce ve ifade özgürlüğü yönünde adımlar atması istenirken, Fransa'da ifade özgürlüğünü bu şekilde kısıtlamak, AB değerleriyle bağdaşmıyor. Böylesi bir yaklaşım, gerçeklerden korkan toplumların takınacakları tavırdır."Paris'teki toplantının diğer konuşmacıları, TÜSİAD üst yönetiminden Pekin Baran ve Aldo Kaslowski ile TÜSİAD'ın Paris toplantısını birlikte düzenlediği Yenilikçi Siyaset Vakfı'nın Başkanı Jean Claude Paye ve Genel Sekreter Franck Debie'ydi. 20 yıl önce OECD Başkanı olduğu dönemde rahmetli Sakıp Sabancı'nın Atlıköşk'teki evinde aynı masada yemek yediğimiz Paye, 20 yıl sonra Paris'te Türk dostu bir vakfın başkanı olarak (hayli yaşlanmış) karşımdaydı. Gerçeklerden korkanlar Öğle yemeğinde, Tüzmen'in "dalış arkadaşım", "yakın arkadaşım" diye takdim ettiği Fransa Dış Ticaret Bakanı Christine Lagarde'ı dinledik. Anlaşılan Lagarde, Tüzmen'i kırmamış, konuşma yapmayı kabul etmişti. Özetle "Duygusal tepkiler sonunda mantıki zemine oturur. Fransa'daki tepkilere aldırmayın, yolunuza devam edin" dedi. Ama sonunda kararı AB ülkeleri ve Türk kamuoylarının vereceğini belirtmeyi de ihmal etmedi.Seminerde iki Fransız'dan biri savunma sanayi, diğeri laiklik ve imam hatip okullarıyla ilgili soru sordu. Diğer 2 soru, OECD'de çalışan Türklerden geldi. mtamer@milliyet.com.tr Dalış arkadaşı