Hangi banka, kiminle, ne zaman?

Hangi banka, kiminle, ne zaman?


Öğrencilik yıllarımızda papatya falı bakardık. Seviyor - sevmiyor diye...
Bugünlerde de finans sektöründe benzeri bir durum var.
Son 2 kriz nedeniyle sermayeleri kısmen erimiş olan büyüklü - küçüklü bankalarımız da papatya falına bakarak Avrupalı bankalar arasından bir damat adayını gözlerine kestirmeye çalışıyorlar.
Zira BDDK tepelerinde. Sermaye artırmaları için önlerine belli bir süre konmuş.
Neyse ki karşılarında evliliğe fevkalade istekli Avrupalı bankalar mevcut. Eh o zaman papatya falından bir adım öteye gidip, menekşe mendilin düşe, bizden size kim düşe oyunu bile oynanabilir. Bizim bankalardan elini çabuk tutan, karşı taraftan birini kapıp kaçabilir.
Neredeyse 10 yıldır banka arayıp, Türkbank'tan TEB'e çeşitli bankaların içini dışını uzun uzadıya inceleyip, hala bir evliliği gerçekleştiremeyen müşkülpesent Citibank'ın, sonunda hangi limana demir atacağını acayip merak ediyorum. Societe Generale ve İtalyan Unicredito gibi damat adaylarının ortalıkta dolaştıklarını da biliyoruz. Societe Generale bir süre İktisat Bankası ile ilgilenmişti. Unicredito da biliyorsunuz Demirbank'a talipti, işi bağlayan ise ne zamandır bir Türk bankasında gözü olan HSBC oldu. Ama Unicredito da kendi büyüme stratejisi içinde Türkiye'ye yerleşmeyi kafasına koymuş durumda. Şimdi muhtemelen fona devredilmemiş daha az sorunlu bir bankayla evlenme yoluna gidecek.
İtalyanların en büyük bankacılık grubu Intesa'nın, Garanti ve Osmanlı Bankası'na ortak olma prosedürünün, 15 - 20 gün içinde tamamlanması bekleniyor. Ve işte o imzaların atılmasından sonra diğer evliliklerin de hızlanmasına tanık olacağız.
Sanmayın ki gelinlik kızlarımız sadece orta ve küçük boy bankalardan oluşuyor. Bir bakmışsınız Yapı Kredi'yi, Akbank'ı, hatta İş Bankası'nı da Allah'ın izni, Peygamber'in kavliyle evlendirivermişiz.
Finans sektöründe mutlu evlilikler realize oldukça, reel sektör için de umut doğacak. Avrupa bankalarının ardından Avrupalı firmaları da evlilik için Türkiye'de turlarken göreceğiz.
Zaten krizlerini bizden önce yaşamış ülkelerde de öyle olmadı mı?
Önce finans kesimine yabancı ortaklar geliyor. Arkasından sıra reel sektöre geliyor.

Pazartesi günkü Hürriyet'in ilk sayfasında bir haber:
Güneş Taner evine eşek aldı. Neyse ki Taner'in ve eşeğinin fotoğraflarının hemen altında, haberi yazan Murat Bardakçı'nın da fotoğrafı vardı.
Bardakçı ile Taner'in epeydir iyi dost olduklarını bilmeseniz, tam da ANAP Kongresi öncesinde Taner'e gıcıklık olsun diye haber yapılmış olabileceğini düşünebilirsiniz. Çünkü Taner Bardakçı'ya espri olarak da olsa bakın ne demiş:
"Söylediklerime kulak verilmediği için ekonomi bu hale geldi. Derdimi şimdi bu eşeğe anlatacağım. Belki o anlar."
Bir insan eşekten başka kimseye meramını anlatamıyorsa, herhalde suçu önce kendinde araması, icraatın başında olduğu dönem yaptıklarının sonuçlarını hatırlayıp, "Acaba bu nedenle mi şimdi kimse beni dinlemiyor?" falan diye düşünmesi gerek aslında.
Umudumuz, eşeğin de bu muhakemeyi yapamayıp Taner'in anlattıklarını anlayıvermesiydi ki... Bardakçı ertesi gün sahibi ortaya çıkan eşeğin villayı terkettiği haberini verdi.
Yoksa Taner'in eşeğe anlatmak istediği pek birşey yoktu da maksat, ANAP Kongresi öncesinde yüksek tirajlı bir gazetenin birinci sayfasında eşeği konu mankeni olarak kullanıp 2 gün art arda boy göstermek miydi?
Mankenlerin en güzeli, en lolitası, en seksisi bile artık dakika başı her tarafta öylesine sık karşımıza çıkıyorlar ki, bir eşekle kameralara poz vermenin, bir mankenle poz vermekten çok daha fazla ilgi çekeceğini gayet iyi düşünmüş Güneş Bey.
Eşeğin villayı terkedişiyle ilgili ikinci günkü haber ise bana her nedense şu dörtlüğü çağrıştırdı:
Eşeği saldım çayıra
Otlaya karnın doyura
Gördüğü düşü hayıra
Yoram dedim yoramadım...