Hani yabancı şirket, rüşvetle iş yapmazdı?

Hani yabancı şirket, rüşvetle iş yapmazdı?



Türkiye’de iş yapan Batılı şirketlerin yerli ortaklarından yıllarca ne çok dinledik aynı sakızı:
Uluslararası dev şirketler, bizim bürokrasiyi ve siyasileri rüşvet (ya da nazik deyimiyle komisyon) vermeden aşmak mümkün olmadığı için Türkiye’de iş yapmak istemiyorlardı. Ankara’da işleri takip eden yerli ortak, takıldığı engeli aşabilmek için belli bir para gerektiğini yabancı ortağa ilettiğinde aldığı yanıt hiç değişmiyordu: "Hesaplarımızda gösteremeyeceğimiz 5 kuruşluk ödemeyi bile yapamayız!"
Pekiyi şimdi ne oldu?

Enron’da, WorldCom’da yüz milyonlarca, hatta milyarlarca dolarlık muhasebe hileleri çorap söküğü gibi ortaya dökülüyor. Demek yüz milyon dolarlar olunca hesaplarda usulsüzlük yapmakta sakınca yok, ama 3 - 5 milyon dolar mertebelerinde olunca hiç mümkün değil! İyi vallahi... (Kaldı ki sonunda el altından bir biçimde hallediliyordu.)
Diyebilirsiniz ki Enron son 15 yılda yoktan dev olup sonra da battı. Pekiyi ya yılların örnek şirketi General Electric’e ne demeli? Orada da 2 milyar dolarlık bir muhasebe hilesinden bahsedilmiyor mu? 2 - 3 yıl kadar önce GE’nin müthiş kapsamlı şirket içi etik kurallar kitabı, bizim Türk şirketlerine örnek gösterilip elden ele dolaşmıyor muydu?

İktisadi Kalkınma Vakfı Başkanı Meral Gezgin Eriş’e sordum bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu diye...
Önce dedi ki: "Onlar da zaten kendilerinin sütten çıkmış ak kaşık olmadığını söylüyorlar. Ama Türkiye’ye göre en önemli fark, oralarda denetim sistemi işliyor, hatalar er - geç ortaya çıkarılıyor. Bizde ise hataların üzeri örtülüyor ve yapanın yanına kâr kalıyor."
Bana göre olay biraz farklı. ABD’li dev şirketlerin üst yönetimleri, büyüyen ekonominin defoları örttüğü bir ortamda denetim şirketlerini de kafa kola alarak hatırı sayılır muhasebe hileleri yapmakta mahzur görmediler. Ama iş küçük hesaplara gelince, eski alışkanlıkla hâlâ "Hayır" diyor olabilirler. Kaldı ki enerji ihalelerinde dönen dolaplar, hepimizin malumu. Anlayacağınız onlar da kaz gelecek yerden tavuğu esirgemiyorlar.

Eriş, "Kabul et ki bizim sistemin şeffaf ve denetlenebilir olmadığı da bir gerçek" diyerek bir başka konuya atladı ve ilginç bir nüansın altını çizdi:
"Son dönemde bir yolsuzluk diye tutturduk gidiyor. Sanki Türkiye dünyada yolsuzlukların en fazla olduğu ülkeymiş gibi. Yok böyle bir şey. Yabancı yatırımcıyı Türkiye’den caydıran sorun yolsuzluk değil istikrarsızlık aslında. Hem ekonomide, hem de siyasette istikrar yok. Adam o kadar sıkıntıya girip de, yarın ne olacağı belli olmayan bir ülkeye gelir mi?

İstikrarsızlık uzun süredir telaffuz edilip demode oldu diye düşündüler herhalde ve yerine yolsuzluk deyip çıktılar. Oysa istikrarsızlık demode olmuş değil. Türkiye’de istikrarsızlığın çok uzun yıllar sürmesi, demode olmasını gerektirmiyor. Yolsuzluğun diz boyu olduğu başka ülkelere yatırım gidiyor da bize neden gelmiyor?
Çin’de bürokrasi yok mu? İstemediğin kadar. Her adımı atarken rüşvet ödüyorsun. Ama yolsuzluk var diye, yabancı sermaye gitmemezlik etmiyor. Çünkü istikrar var. Bulgaristan, bürokrasiyi çok aza indirdiği için yolsuzluğun da önünü tıkadı.
Türkiye’de istikrarsızlığı ortadan kaldıracak tek unsur Avrupa Birliği üyeliğidir ve alternatifi yoktur. Başka kimlerle ve ne tür ittifaklar yapılırsa yapılsın, istikrarın sağlanmasına yararı olmayacaktır."