Havaalanı otoparkı, normal otopark değildir!

Havaalanı otoparkı, normal otopark değildir!

Meral TAMER

Brisa Kalite Direktörü Ali Rıza Orçunus iyi ki arayıp da havaalanındaki otopark sorunuyla ilgili şikayetini dile getirdi de konuya eğilme fırsatı doğdu.
Uçakla sık seyahat edenlere kötü haber: İç hatlarda otopark sorunu önümüzdeki günlerde daha da artacakmış. Zira 75 - 80 arabalık ikinci küçük otopark kapatılıyormuş. Sadece 300 - 350 arabalık otoparkla işlerin yürümesi daha da zorlaşacak.
Otoparkı işleten Havaş'ın murahhas azası Ersin Akgüç'ü arayarak, Yeşilköy Havalimanı'nda yeterli otopark yeri oluncaya kadar 1 - 2 günden uzun süreli parka izin verilmemesinin uygun olacağını belirttim. Havaalanı otoparkının normal otopark olmadığını, fiyatının da araba bırakma süresinin de farklı olabileceğini hatırlattım. "Biz sadece işleticiyiz. Kararları Devlet Hava Meydanı İşletmesi veriyor," yanıtını aldım.
Ardından Devlet Hava Meydanı İşletmesi Genel Müdürü Taner Küçükünsal'ı aradım. Yeşilköy'de yolcuların otopark sıkıntısı yaşadığını o da kabul etti. 2 - 2,5 ay daha bu sıkıntılar sürecek. Dış Hatlar Terminali'ne yakında yeni bir otopark açılacak. O zaman biraz ferahlayacağız," dedi.
Ama ya iç hatlar terminali? Ayrıca 2 - 2,5 ay da kısa bir süre değil. Üstelik 75 arabalık otoparkın kapatılıp kapasitenin daha da azalacağını hesaba katacak olursak...
Küçükünsal'a da aynı önerimi dile getirdim. Havaalanı otoparkına 1 - 2 günden fazla araba parkedilmesinin en azından sıkışıklık giderilinceye kadar yasaklanabileceğini; bu uygulamanın otopark girişine asılacak büyük levhalarla arabasını bırakmak isteyen yolcuların bilgisine sunulabileceğini belirttim.
Hızla değişen günümüz dünyasında, kararların da duruma uygun olarak en hızlı biçimde alınması ve koşullar değiştiğinde de yine aynı hızla değiştirilmesi gerektiğini hatırlattım. "Pekala hemen yeni bir uygulama başlatabilir ve 2,5 ay sonra da sona erdirebilirsiniz" dedim. Küçükünsal bu önerime olumlu baktı. Hatta uygulamayı da vaadetti.
Uzun vadeli çözüm de herhalde Avrupa'daki pek çok havaalanında olduğu gibi park yerlerini "kısa süreli ve yakın", "uzun süreli ve uzak" olmak üzere ikiye ayırmak ve arabalarını uzunca bir süre havaalanı otoparkında bırakmayı uygun görenleri terminale ulaştırmak üzere otoparkla terminal arasıda sürekli ring seferleri düzenlemek.

İnternete bağlanıncaya kadar 1,5 - 2 milyon lira ödenen telefona 132,5 milyon liralık fatura gelince, Özer ailesi şaşkına döndü. Aslında Türk Telekom hata yapmış, 6 milyon liralık faturayı her nasılsa 132,5 milyon lira olarak tahsil etmeye kalkmıştı.
Eczacı Enis Özer'in evinde bir yıldır, yalnızca oğlunun kullandığı bir telefon var. Bu telefona eylüle kadar 1.5 - 2 milyon lira arası faturalar geliyordu.
Ne olduysa oğlunun geçtiğimiz ağustosta internete bağlanmasıyla oldu. Eylül ayı için 132 milyon 680 bin liralık bir faturayla karşılaşan aile, neye uğradığını şaşırdı. Özer 3 aydır kendilerini uğraştıran ve gittikçe çözümsüz bir hal alan sorunu şöyle aktarıyor:
"Fatura gelir - gelmez Telekom'un Ataköy şubesine başvurduk. Bu arada da üye olduğumuz şirketten internete toplam kaç saat bağlandığımızı öğrendik. Eylül ayı içinde 58 saat gözüküyordu ve bunun karşılığı olarak Türk Telekom bizden 131 milyon 695 bin lira istiyordu. Başka bir deyişle 1 saat internete bağlanmanın ücreti 2 milyon 270 bin liraya gelmişti.
Neyse ki bir sabah Telekom'dan arayan bir yetkili, bu ay içinde internet kullanıcılarının faturasında bir hata yapıldığını ve yeni faturanın hazır olduğunu söyledi. Yeni fatura 6 milyon liraydı. Yani eski faturanın 22'de biri.
Tam bu olayı kazasız belasız atlattık derken, ekim ayı faturası geldi. Bu sefer daha insaflı davranmışlardı. Yalnızca 43 milyon 650 bin lira istiyorlardı. Ama bu defa da şehiriçi konuşmaların tutarı 38 milyon 849 bin lira görünüyordu. İnternet ücreti ise 4 milyon 750 bin lira. Yani bir ay boyunca neredeyse sabahtan akşama şehiriçi telefon görüşmesi yapılmış. Yoksa bu tutara ulaşılması olanaksız.
Bu arada özellikle belirtmekte yarar görüyorum: Bu telefon, evdeki 3. telefon. Yani pek görüşme yapılmayan, genellikle internete bağlanmak üzere kullanılan bir telefon. Diğer 2 telefonumuza ise toplam olarak ortalama 10 milyon lira ödüyoruz.
Yine Telekom'a itiraz ettik. Alay eder gibi internette 2 milyon liralık hata bulunduğunu ve 43 milyonluk faturanın 41 milyona düştüğünü söylediler. 38 milyonluk şehiriçi görüşmesi içinse ayrıntılı fatura veremiyorlarmış. Çünkü öyle bir teknoloji yokmuş!
Demek ki bu durumda şehiriçi görüşmeler için 100 milyon lira yazmadıklarına şükretmemiz gerekiyor. Aksini kanıtlama olanağımız olmadığına göre!
Edindiğim bilgiye göre, bazı hatlarda arızadan dolayı kontürler yanlışlıkla birer birer yerine biner biner artarmış. Zaten itiraz etmek için gittiğimizde bizimle aynı durumda olan bir sürü insan olduğunu gördük.
Son faturamızda ise şehiriçi görüşmelerinde, ne hikmetse 36 milyon liralık bir azalma görülmekte. Şehiriçi 1 milyon 718 bin lira, internet ücreti ise 2 milyon 115 lira olarak gözüküyor."
Özer'in verdiği bilgilerden ve olayların gelişiminden Türk Telekom'un tıpkı eylül ayında olduğu gibi ekim ayında da hata yaptığı kanısı doğuyor.
Ancak arkadaşımız İlkay Özcan'ın Türk Telekom yetkililerinden bilgi alması pek kolay olmadı. Yetkililer, internete bağlanmak için kullanılan telefonlarda teknik bir arıza meydana geldiğini kabul ettiler. Buna karşın son faturayla ilgili bir açıklama yapmaktan kaçındılar. Yalnızca okurumuz gibi şikayetçi olan başka abonelerin de bulunduğunu ve dilekçe veren herkesin hatlarını incelemeye aldıklarını belirttiler.
İlkay, durumun daha ayrıntılı incelenmesini sağlamak üzere Türk Telekom Genel Müdürlüğü'ne de konuyu aktardı. Ancak Ankara'daki yetkililer bugüne dek duruma açıklık getiremediler.

Adapazarlı okurumuz Hikmet Şentürk, eczanesini Emek Sigorta'ya sigorlattığını sanıyordu. Yanıldığını geçenlerde anladı.
Şentürk'ün işyeri poliçesi, geçtiğimiz mayısta Dener Sigorta adlı acenta tarafından düzenlenmiş ve peşinat da poliçe düzenlenirken ödenmişti. Okurumuz haziran ayında ilk taksidi yatırmak için gene aynı yere gitti. Ancak bu sefer acentanın yerinde yeller esiyordu.
Emek Sigorta'nın İstanbul'daki merkezini arayıp durumu bildirdi. Kendisine telaşlanmasına gerek olmadığı, durumun araştırılacağı söylendi. Okurumuz daha sonraki aylarda da Emek Sigorta'yı aramaya devam etti. Ancak tatmin edici bir açıklama yapılmıyordu. Geçenlerde ise korktuğu başına geldi. Poliçesi iptal edilmişti.
Bu ciddiyetsizlik karşısında hayrete düştüğünü söyleyen okurumuz, "ben de eczanem sigortalı diye kendimi güvencede hissediyordum. Ya bu arada önemli bir hasar olsaydı? Durumu bildirdiğim halde sigorta şirketi beni neden uyarmadı?" diye soruyor.
Arkadaşımız İlkay Özcan'ın sorularını yanıtlayan Emek Sigorta tahsilat müdürü Nurettin Araç ise Dener Sigorta'nın acentalığını temmuzda iptal ettiklerini söyledi. Dener'in "gelip açıklama yapacağım" diyerek kendilerini uzun süre oyaladığını belirten Araç, "böyle bir usulsüzlük yaptığından haberimiz yoktu. Zaten yeni bir acenta olduğu için poliçelerin sayısı fazla değil. Bu yüzden bize pek fazla şikayet ulaşmadı. Ama sigortalımızın olayda kusuru olmadığı için, hasar anında ödemesini yapardık," dedi. Ancak iptal edilen poliçenin hasarını hangi sigorta şirketi karşılar ki?
Emek Sigorta yetkilileri poliçeye yeniden işlerlik kazandırabileceklerini söylediler. Ancak okurumuz bu aşamadan sonra peşinatının kendisine geri ödenmesini istedi.
Yazara EmailM.Tamer@milliyet.com.tr